top of page
  • Yazarın fotoğrafıAyşenur Ülvan Erkan

Sürdürülebilir Moda Bir Günümüz Modası mı; Yoksa Gereklilik mi?

Bu soruya aslında Moda'nın tarifini yaparak cevap vermek gerekiyor. Ve o zaman görüyoruz ki "Moda" kelimesi aslında bir terimden çok daha öte: fikir, bir trend ve hatta bir yaşam biçimi..



Moda, giyinme ihtiyacından doğan, daha sonra derinleşerek gelişen ve değişen bir olgu.

Kimilerine göre kişinin kimliğini belirleyen, insanların nasıl biri olduğunuzu yorumlamak için baktıkları, neyi, nasıl bir dünyayı temsil ettiğini gösteren bir yaşam biçimiyken; kimilerine göre ise kişinin gerçekte kim olduğunu gizlemek için başvurduğu bir kurtarıcı; -mış gibi olma durumu. Peki zamana ve her insana göre değişkenlik gösteren bu kavram gerçekten kimleri tanımlıyor ve nereye gidiyor?


İnsanlığın üç temel ihtiyacından biri olan giyinmenin amacının ötesine geçip, insanların kişiliklerine, tutumlarına, hayata bakışlarına ve etraflarındakileri etkilemek için sarf ettikleri çabalara bir göz atmanızı sağlayan Moda'nın bizden götürdükleri neler?


Bu var olma mücadelesinden doğan hızlı moda..


Moda değişimi ve dönüşümü temsil ederken yarattığı fırtınanın enkazı son yıllarda yeni bir moda kavramını ortaya çıkardı: Sürdürülebilir Moda. Sürdürülebilirlik hareketi, gezegenimizin, doğal kaynaklarının ve insan yaşamının bozulmasından hızlı modayı sorumlu tutuyor.



Rachael Dottle ve Jackie Gu tarafından kaleme alınan habere göre;


Avustralya'daki bilim adamları, okyanus tabanında 9,25 ila 15,86 milyon ton arasında mikroplastik bulunabileceğini tahmin ediyor.

Tüketiciler, özellikle Z Kuşağı, artık sadece dönemlik moda kıyafetleri için yürütülen faaliyetlerin farkına varmaya başladı. Satın aldıkları ürünlerin verdiği kısa süreli mutluluğun ardındaki derin gerçekliği, üretici koşulları ve üretim sürecinin çevre üzerindeki etkisini sorgulamaya başladı. Araştırmalar, tüketicilerin %80'inden fazlasının etik, çevre dostu ve şeffaf markaları destekleyecek yeni bir sürdürülebilirlik çağını başlatmaya hazır olduğunu, ortalama bir tüketicinin sürdürülebilir modayı destekleyen bir markadan satın almaya hazır olduğunu gösteriyor. Peki onları engelleyen ne?


Hızlı Moda ile Sürdürülebilir Moda İkilemi


Hızlı modanın hızla değişen trendleri, zamanın modasını kaçırmama telaşı, hızlı modanın sürdürülebilir modadan görece ucuzluğu kimi kesimler tarafından Sürdürülebilir Moda'nın sadece zengin, elit bir kitlenin sahip olabileceği yeni bir lüks trend olarak yorumlanıyor. Yaratılan bu algı da tüketiciyi, sürdürülebilir üretim yapan markalardan uzak tutuyor. Tüketici sürdürülebilir giyinmek istiyor, ama maliyetlerden dolayı giyinemiyor. Ancak bu ikilemde gözden kaçan en önemli konu hızlı tüketim ürünlerinin kalitesi. Tüketici, gelir durumu ile elde edebileceği hızlı tüketim ürünleri ile kendini ifade etmeye çabalarken, aslında uzun yıllar giyemeyeceği bir ürüne yatırım yapıyor ve daha fazla harcamaya başlıyor. Yıllarca giyebileceği bir kıyafete o parayı vermektense, hızla tüketebileceği farklı ürünlere daha fazla para harcıyor.


Peki sürdürülebilir bir marka hızlı moda fiyatları ile neden yarışamıyor? Bazı sürdürülebilir markaların görece pahalı olduğu gerçeğini inkar edemesek de, bu pahalılığın ardındaki gerekçeleri de görmek gerekiyor.


Peki Bu Pahalılığın Sebebi Ne?


Dünya üzerinde çalışan insanların sekizde biri moda ve tekstil endüstrisinde çalışıyor. % 35’lik iş gücü yasal olmayan şartlarda moda ve tekstil sektörünün görünmez iş gücünü oluşturuyor. Kadın, çocuk, göçmen gibi.


Sürdürülebilir moda sadece tüketiciye ve onun satın alma alışkanlıklarına bağlı değil. Bu suçlama oyunu, bizi ve gezegenimizi kurtarmanın gerektirdiği gerçek işten bizi uzaklaştırıyor. Bu konuda markalar özellikle tüketici arkasına gizlenerek konuyu kendilerinden uzaklaştırmaya çalışsa da temel sorumlu üreticiler. Adil ve şeffaf çalışma koşulları, cinsiyet eşitliği, kaliteli üretim yapmak, kapitalist sistemde lüks olarak tanımlanır hale geldi. İnsan değersizleşti. Şimdi ise tükenen doğal kaynakların durumu ve kaçabileceğimiz bir başka Dünya'nın olmaması bizi bazı süreçleri artık hayata geçirmeye mecbur kıldı. Adına da Sürdürülebilirlik dendi.


Ancak kapitalistlerin mevcut statükolarını koruma ve daha fazlasını elde etme arzusu hala o kadar baskın geliyor ki, bu yeni trendi de kullanarak tüketiciyi çekmek için "greenwashing" yapmaktan çekinmiyorlar.. Bunun önüne geçmenin en büyük yolu da bağımsız, uluslar arası kolektif bir harekette uyum içinde işbirliği yapmanın bir yolu olarak moda endüstrisini düzenlemesi gereken yapısal zorunluluklar..


Bizim üzerimize düşen ne?


Sürdürülebilir bir yaşam tarzına sahip olmak, sürdürülebilir markalardan moda giysiler satın almaktan daha fazlası. Aslında sürdürülebilirlik daha az tüketmekle başlıyor.


Yol gösterici fikir şu:


Tüm bu aktivist eylemlerin ardındaki fikir, o karanlık güvencesizlik ve sömürü yelpazesi altında üretilen, indirimli fiyatlarla tüm bu hızlı moda ürünlerine karşı kaliteli parçalara yatırım yapmaktan geçiyor. Yaptığımız her satın almanın doğaya, insana, çalışana bir etkisi olduğunu unutmamak. Modanın zeitgeist'ını tanımlamaya yönelik bu sonsuz arayışta, giyim sektörünün talep ettiği yeni dinamikleri ele almak, sonunda modernite ile toprak ana arasında sıkı bir tercih bağı olduğunu görmek gerekiyor.

Neye ihtiyacımız olduğuna, neye değer verdiğimize, hangi işletmeleri desteklediğimize ve tüm bunların doğayı ve insanları nasıl etkilediğine biraz daha dikkat etmeye başlamak.


Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar, markalar değişimi kolaylaştırmada yardımcı olabilir, ancak sonunda hepimiz birlikte gittiğimiz yönü belirleyebiliriz.


Sorumlu alışveriş yapmak bireysel bir davranış. Bu nedenle üzerimize düşen sorumluluğu alarak alışveriş yapmanın çözümün bir parçası olduğunu unutmamalıyız


Bu konuda mücadeleye hazır pek çok girişim de sürdürülebilir modayı kitlelerin ulaşabileceği bir yere getirme konusunda başarılı oluyor. Ve bu başarı hızlı moda markalarının da değişmesini sağlıyor. Değişimin yönünü belirleyen tüketici oluyor.



Comments


Top Stories

1/21
bottom of page