Lavanta Yağı Depresyon Belirtilerinde İyileşme Sağlar mı?
BiModaHayat
3 saat önce
2 dakikada okunur
Doğanın huzur veren kokularından biri olan lavanta, bu kez yalnızca ferahlatıcı etkisiyle değil, ruh sağlığı alanında yürütülen bir araştırmayla da dikkat çekiyor. Günlük yaşamın stresinden uzaklaşmak ve kendine iyi gelen küçük ritüeller oluşturmak isteyenlerin sıklıkla tercih ettiği lavanta, belirli bir lavanta yağı preparatının depresyon belirtileri üzerindeki olası etkilerini inceleyen klinik araştırmayla yeniden gündeme geldi. Araştırmada bazı olumlu sonuçlar bildirilse de bu bulgular, piyasada satılan tüm lavanta yağlarının aynı etkiyi gösterdiği anlamına gelmiyor. Üstelik lavanta yağı seçerken ürünün kalitesi, içeriği ve güvenilirliği de büyük önem taşıyor. Peki, araştırmanın sonuçları ne söylüyor ve lavanta yağı satın alırken nelere dikkat etmek gerekiyor? İşte merak edilenler…
Uluslararası Koku Uzmanı ve Auran Kozmetik CEO’su Abdullah Karataş, lavanta kokusunun birçok kişide dinginlik hissi uyandırabildiğini belirtirken tüketicileri sahte ürünlere karşı uyardı. Karataş, “Kalitesiz, içeriği belirsiz ya da uygun koşullarda üretilmemiş ürünler insan sağlığı açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir. Lavanta yağı satın alırken ürünün içeriği, üretici ve parti bilgileri kontrol edilmeli; olağan dışı düşük fiyatlı, etiketsiz ya da korumasız ürünlere karşı dikkatli olunarak güvenilir satış kanalları tercih edilmeli” dedi.
European Archives of Psychiatry and Clinical Neuroscience dergisinde yayımlanan araştırmada hafif ve orta şiddette depresyon yaşayan 498 kişi üç gruba ayrıldı. Katılımcılar sekiz hafta boyunca günlük 80 miligram lavanta yağı preparatı Silexan, 50 miligram sertralin ya da plasebo kullandı. Çalışma sonunda Silexan ve sertralin gruplarında depresyon belirtilerindeki azalma plasebo grubuna kıyasla daha yüksek bulundu. 2026’da yayımlanan ek analizde ise üzüntü, iştah azalması, konsantrasyon güçlüğü ve enerji kaybı gibi belirtilerde iyileşmeler bildirildi.
Uluslararası Koku Uzmanı ve Auran Kozmetik CEO’su Abdullah Karataş
Uluslararası Koku Uzmanı ve Auran Kozmetik CEO’su Abdullah Karataş, lavantanın koku dünyasındaki yerini ve günlük yaşamdaki kullanımını şöyle değerlendirdi: “Lavanta, doğayla özdeşleşen karakteristik kokusuyla koku dünyasının en tanınan bitkilerinden biri. Kendine özgü çiçeksi ve otsu notaları, ona hem ferah hem de yumuşak bir karakter kazandırıyor. Bu dengeli koku profili, lavantanın farklı koku kompozisyonlarında ve günlük yaşam ürünlerinde sıkça tercih edilmesini sağlıyor. Oda kokularında bulunduğu ortama doğadan gelen sakin bir hava katarken, kişisel bakım ürünlerinde de temiz ve tanıdık bir koku deneyimi sunuyor. Lavantayı özel kılan özelliklerden biri, kokusunun güçlü biçimde fark edilmesine rağmen ortamda ağır bir etki bırakmaması. Bu dengeli koku profili, lavantanın farklı koku kompozisyonlarında ve günlük yaşam ürünlerinde sıkça tercih edilmesini sağlıyor. Oda kokularında bulunduğu ortama doğadan gelen bir hava katarken, kişisel bakım ürünlerinde de temiz ve tanıdık bir koku deneyimi sunuyor” dedi.
LAVANTA YAĞI ALIRKEN ETİKET VE AMBALAJI KONTROL EDİN
Lavanta yağı alırken ürünün kaynağı, etiketi ve ambalajının dikkatle incelenmesi gerektiğini belirten Karataş, “Etikette bitkinin türü, içerik bilgisi, üretici ya da sorumlu firma adı, parti numarası ve kullanım talimatları açıkça yer almalı. Bu bilgiler, tüketicinin satın aldığı ürünün içeriği ve kaynağı hakkında fikir edinmesine yardımcı olur. Kalitesiz veya içeriği belirsiz ürünlerde kullanılan maddeler insan sağlığını olumsuz etkileyebilir. Olağan dışı düşük fiyat tek başına ürünün sahte olduğunu kanıtlamaz, fakat tüketicilerin bu tür ürünlere temkinli yaklaşması gerekir. Uçucu yağlar ışığa duyarlı olduğundan genellikle koyu renkli cam şişelerde muhafaza edilir. Ambalajı açılmış, korumasız ya da şeffaf plastik şişelerde sunulan ve kaynağı belirsiz ürünler yerine güvenilir satış kanalları tercih edilmeli. Ürün satın alındıktan sonra saklama ve kullanım talimatlarına uyulmalı; ağızdan kullanıma uygun şekilde hazırlanmamış uçucu yağlar içilmemeli ve cilde doğrudan uygulanmamalı” dedi.
Yeni İnci'nin Meme Kanseri Farkındalık Ayı mesajından hareketle protez sütyenleri, kapsayıcı iç giyim tasarımını ve perakendede değişen ihtiyaçları inceliyoruz.
80’lerin renkli modasından bej minimalizme nasıl geldik? Fast fashion, sosyal medya algoritmaları ve standartlaşan estetik kişisel stilimizi ve kültürel kimliğimizi nasıl etkiliyor?
Moda ve pazarlama dünyası yıllardır genç kuşakların peşinden koşuyor. Oysa büyüyen 50+ tüketici kitlesi, markalara çok daha temel bir soru soruyor: Müşteriniz yaş alırken markanız onun hayatında kalabilecek mi?