Kenan Özbel’i yalnızca “koleksiyon yapan” bir isim olarak okumak eksik kalır. Onun hikâyesi, bir saha insanının, bir eğitimcinin ve bir kültür taşıyıcısının aynı bedende birleştiği nadir örneklerden biridir. Üstelik bu hikâye, romantik bir “nostalji” anlatısından çok daha somut: rota, kurum, sergi, kurs, belge, öğrenciler ve bugün hâlâ izini sürebildiğimiz bir miras.