Arama Sonuçları
Search this site
Boş arama ile 413 sonuç bulundu
- Milano Moda Haftası'nda Gen-Z’nin Etkisi
Geçtiğimiz hafta Milano’da gerçekleştirilen Milano Moda Haftası Gen-Z’nin etkisini hissettirdi. Geri dönüşüme çok önem veren Z Kuşağı’nın markalar üzerindeki etkisi artık açıkça tasarımların üretim süreçlerine de yansımaya başladı. Emporio Armani moda haftasının ikinci gününde “Geri dönüşüm için evet” diyerek, 18 giysiden oluşan bir kapsül tasarımı tanıttı. Marka, R-EA olarak adlandırılan geri dönüştürülmüş, yenilenmiş ve organik maddelerden yapılmış bu yeni kapsülü sergilerken Armani’nin söylemi de dikkat çekti: Amacımız Armani ismini tanıtmak değil, Dünya’yı tanıtmak. Bu kapsül koleksiyonun dışında ana koleksiyonda da daha çok geri dönüştürülebilir kumaşlar yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu koleksiyon sadece bir başlangıç” Rejenere yün ve organik pamuktan üretilen R-EA koleksiyonu, sert kanvas peacoat'ları, kapüşonlu ceketleri, şık Survivor dolgulu parkaları ve kapitone sweatshirt'leri sergilendi. Neredeyse her ürün ekru detaylar ve yazılarla tamamlandı. Birçok giyside ise " “I Am Saying Yes to Recycling /Geri Dönüşüme Evet Diyorum" yer verildi. Çevre bilincini önemli bir satın alma kriteri olarak belirleyen tüketicilerin talebi, tasarımcıların ve üreticilerin sürdürülebilir koleksiyonlar yaratma çabalarını artık daha fazla tetikliyor. Yani tüketici talep ederse her şey mümkün! Değişim için değişmek gerekiyor!
- Upcycled' ile korsenin mimarı Maya Hansen
Arjantin ve Danimarka kökenli ancak Madrid doğumlu tasarımcı Maya Hansen, yenilikçi Sonbahar/Kış 2023 koleksiyonunu canlı bir breakdans performansı eşliğinde sundu. Koleksiyon, "İleri Dönüştürülmüş" adını taşıyor ve döngüsel ekonomiye dikkat çekiyor 15 Şubat Çarşamba ile 19 Şubat Pazar günleri arasında gerçekleşen 77. Mercedes-Benz Fashion Week Madrid'de (MBFWMadrid) toplam 41 tasarımcı podyumda boy gösterdi. Tasarımcılar ayrıca 2023/2024 Sonbahar/Kış sezonu için Madrid podyumunda en iyi kreasyonlarını sergilediler. Yerleşik ulusal markaların yanı sıra İspanyol moda dünyasının yeni yüzleri de MBFW Madrid'in çeşitli etkinlik, sunum ve defilelerinde yer aldı. Bunlardan biri de “Upcycled” yani “İleri dönüşüm” koleksiyonu ile dikkat çeken ünlü korse tasarımcısı Maya Hansen’di. 'Upcycled' ile korsenin mimarı Maya Hansen Arjantin ve Danimarka kökenli ancak Madrid doğumlu tasarımcı Maya Hansen, yenilikçi Sonbahar/Kış 2023 koleksiyonunu canlı bir breakdans performansı eşliğinde sundu. Koleksiyon, "İleri Dönüştürülmüş" adını taşıyor ve döngüsel ekonomiye, adından da anlaşılacağı gibi, gezegenin iklim değişikliği ve biyolojik çeşitliliğe yönelik tehditlerle ilgili güncel sorunlara bir yanıt olarak giysilere yeni bir yaşam veren ileri dönüşüm tekniğine odaklanıyor. Spor giyim ve aksesuarların kendilerini marka evreni içinde yeniden keşfetmesiyle yaratılan korseler, korse mimarı olarak çalışmalarıyla tanınan Hansen'in FW23 tasarımlarının ana kahramanlarından bazıları. Hansen gösteride de önemli bir noktayı dile getirdi: "Harekete geçmek bizim elimizde: Sorumlu tüketmek, satın alma alışkanlıklarını değiştirmek, markalardan sorumluluk talep etmek (geri dönüşümlü kıyafet, kumaş, malzeme)” Sonuç olarak, Hansen Kapsül Koleksiyonu tazelik ve dinamizm yayıyor ve aynı zamanda günümüz moda endüstrisinin son durumunu mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Siz ne düşünüyorsunuz? FASHION FILM UPCYCLED COLLECTION CONCEPT @mayahansen MAKE UP & HAIR @davizpelaez PHOTO @romerodeluquefoto FAHION FILM @calamardojo MODELS: @anabeljsantana @evamaria.dialloeslava @rodrilagunao @katyya_visuall @patricia_guirado TEAM: @chemanton @nataliaageitos @____verito____ @erickdraven Special thanks to @skechersspain@estilo_mma @fussion_dac @minijoe96 @srtitoafrica @victoroscarjuaranz @laura.puente.duran and all the people who helped build this project.
- Etkilenen ve Gelirini El Emeği ile Sağlayan Emekçileri Destekliyoruz
Zor Günler Yaşıyoruz Hepimizin hayatını derinden sarsan bu günlerin yaralarını bir nebze dahi olsa sarabilmek için sürdürülebilir çözümler bulmaya ihtiyacımız var. Bu nedenle, Bi Moda Hayat ve Ajans Be Nice ekibi olarak; deprem bölgesinde yaşayan ve zor günler geçiren küçük, büyük tüm işletmeleri bir araya getirmek istedik. Amacımız tek bir platformda, tüm acılara rağmen ekmeğini kendi çabalarıyla kazanmak isteyen ihtiyaç sahipleri ile onlara yardım etmek isteyen yardım severleri buluşturmak. ❣ Neler Yapabilirsiniz? 👉🏻 Sevdiklerinize özel hediyeler yaptırabilirsiniz 👉🏻 Hızlı tüketim ürünlerini değil el emeği ürünleri tercih ederek hayatlara sahip çıkabilirsiniz ❣ Sipariş verirken, sipariş vereceğiniz ürünlerin malzemelerinin depremzedelerimizde olamayabileceğini düşünerek; 👉🏻 Siparişlerinizin ödemelerini ön ödemeli olarak gerçekleştirmeniz çok önemli. Ve Hatta; 👉🏻 Sipariş vereceğiniz kişiden sipariş malzemelerini öğrenerek satın alımları siz gerçekleştirebilir ve kendilerine ulaştırabilirsiniz. ❣ Lütfen daha fazla kişiye ulaşmak için bu gönderiyi tanıdıklarınız ile paylaşın. ❣️ 🌿🌿 İsmine yer verdiğimiz sevgili dostlar; - Seramik, dokuma halı gibi atölyelerde üretim yapan kimi işletmeler maalesef yıkıldı. Lütfen sizler de son durumunuzu, neye ihtiyacınız olduğunu bizlerle paylaşın 🌿🌿 İsmine yer vermediğimiz sevgili dostlar; - İlgili instagram hesabınızı, ne ürettiğinizi, neye ihtiyaç duyduğunuzu, şu an nerede olduğunuzu gönderi altına yazarak sizleri de fark etmemizi sağlayın.. ❣ İşlerinizi sipariş verecek kişilerin görebilmesi için ise lütfen hesaplarınızı herkese görünür yapın Bugün el emeği ürünler üreten hesapları paylaşıyoruz. Önümüzdeki günlerde il il yerel üreticilerin hesaplarını da paylaşacağız. Hep birlikte, dayanışma ile daha güzel günleri birlikte kucaklayalım.. Bir Avuç Umut için el ele verelim 🙏🏻 DEPREM BÖLGELERİNDE YAŞAYAN KADIN GİRİŞİMLER MAKROME@makrome____home@sifalimakromelerim @mormakromeÖRME PATİK@patikci_emel@ezonun_patik_dunyasi@semagunes02 AMİGURUMİ - ÖRME BEBEK@pofuduk_design@amigurumilerim56@bahar_in_bebekleri21@becerikss@burcuhobi@_hobii_dunyam@kucuk_isletmem01 @umutdoluorgulerim @ilmekilmekemek3 @ceyd.aworld @rengarenk_grumi_ @1anne1kiz46 TAKI & AKSESUAR@toka_land_@buss_ada.aksesuar@marlabellatakidesign@husna_taki @dogankids @essenceofpearlaccessory @orguuhazinem @kelibekkids @aycaninorguaski @gelincikkids @oznurun_taki_dunyasi ÖRME & DİKİM ÇANTA VE HIRKA (Çocuk & Yetişkin)@handmademine_@egge.co@gulgununorgudunyasi@sumeyyeninhobisi02@handmade.filiz@hayattirorgu@sultansworlds@linaelisi@leylaca_orgulerim @bellabags4 @citipitiorgu @mororguu @eminesonmezoztekin @annimahandmade @orgutozuu02 @orguseleller @maviedesignn @aynurunhobiidunyasi @baggu_canta @defnepunchhh @didi_bagg @jaleninorgusepeti OYA - ETAMİN@halisenin_ignesi@el_emegi_igne_oyalarmm@igne_oyalarimnur@igneoyasi_butik @renkliignemleyla @yaseetamince @igneoyamleylahatay @elisi_etamin_dunyam @kanavice_etamin_dunyam - Kanaviçe DİĞER@sepethanee - Hasır Sepet@mevyceramichandmade - Seramik@nar_eldokuma_kilim - Dokuma Kilim@fulligullart - Resim Öğretmeni @kurdelaask - Kurdela Aksesuar @mugeninatolyesi_ - Punch nakışı ve Rattan Örücülük NOT: Başvuru geldikçe listeleri güncelleyeceğiz..
- ATHLEISURE, Zamanımızın Baskın Moda Trendi
Zaman hızla değişiyor. İnsanlar, alışılagelmiş yaşam biçimlerinden sıyrılarak kendilerini daha rahat hissettikleri alanlara yöneliyor. Sokak modasını yansıtan ve klasik kalıpların dışına çıkan 'athleisure' akımı da, günlük hayatta rahatça kullandığımız aktif spora yönelik kıyafetlerimizi şık tasarımlarla birleştirip moda haline getirerek günlük hayatımızdaki kullanım alanını genişletiyor ve hayatımızın her anında kendine yer ediniyor. Yakın tarihte hissedilen ve benimsenen bu değişimin ardında peki ne var? Hızla büyüyen ve başlı başına bir sektör haline gelen Athleisure akımının temeline, alt kültürle sınırlı kalmadan anında ve doğrudan bir popüler kültür akımı haline gelmesinin ardındaki nedenlere ve Champion markasının yükselmesindeki pazarlama taktiklerine gelin birlikte bakalım. Hazır mısınız? Spor Giyimin Moda ile Buluşması ATHLEISURE, zamanımızın baskın moda trendi. Spor giyimin sağladığı konfor ve işlevsel özelliklerinin, güncel moda akımlarının tasarım unsurlarıyla birleşmesinden oluşuyor. Diğer bir değişle Athleisure, insanların spor amaçlı olmayan ortamlarda da giyebileceği atletik kıyafetleri ifade ediyor. Kendi içinde bir ironi yaratıyor aslında :) İşlevsellik ile şık tasarımı birleştiren athleisure giyim, spor giyimin moda sahnesinde yeniden canlanmasında önemli bir rol oynadı. 1900’lerin başlarından itibaren görünen ancak 1925 ile 30’lu yıllarda fotoğraflarına sıkça rastladığımız tozlukların ve 90’lı yılların modası yoga pantolonlarının yeniden yorumlanması ile desteklenen bu trend viral oldu ve sonunda premium ve lüks markalara kadar ulaştı. Şimdi, Outdoor Voices ve Girlfriend Collective gibi bağımsız markalar bu segmentte bir niş oluşturuyor. Sağlık ve zindelik hareketiyle markaları arasında kurdukları bağlantıları sayesinde de, neredeyse sınırsız ömrü olan bir moda akımına doğru gidiyor "Biçim geçicidir, ancak üstün nitelik kalıcıdır. Popülerlik azalır veya artar, ancak kalite ve miras kalıcıdır. " Athleisure, 2016 yılında önde gelen influencerlar Beyoncé ve Rihanna'nın sırasıyla Puma ve Topshop'un yardımıyla Instagram'ı ticari başarıya giden bir platform olarak kullanması ve athleisure'ı ana akıma tanıtmasıyla yaygınlaştı. Instagram, sportif bir trendi bütünsel bir yaşam tarzına dönüştürdü. Bu tarzla ilişkilendirilecek ünlülerle sahne arkasında öne çıkan, selfie çekmeye hazır birçok kinetik ayrıntı sunuldu. Çok sayıda ünlü ve fitness etkileyicisi, kıyafetlerini daha çok yönlü hale getirmek için taytları spor olmayan giysilerle eşleştirmeye başladı. Milyonlarca takipçi de bu sayede kendi moda tabularını yıkarak bu akımı anında benimsediler. Bugün ise Beyonce Adidas ile gerçekleştirdiği işbirliği ile bu akımı güçlendirmeye devam ediyor. "Birçok araştırmaya göre athleisure, şu ana kadar 21. yüzyılın en önemli moda trendi." Statista (pazar araştırma şirketi), küresel spor giyim pazarının 2018'de 167 milyar dolar, 2019'da ise 176 milyar dolar gelir elde ettiğini tahmin ediyor ve bu trend daha da büyümeye devam edecek gibi görünüyor. Allied Market Research'e göre, gelirin 2020'de 184,6 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Spor giyim için yapılan harcamalar, en çok, ortalama bir kişinin yılda 300 doların üzerinde harcadığı ABD'de oluşuyor. Athlisure akımı için hala neredeyse hiç gelişmemiş dev pazarlar var. Örneğin Çin ve Hindistan gibi ülkelerde bu konuda müthiş bir potansiyel var. Bu ülkelerdeki harcamalar hala 5 ila 25 $/kişi arasında seyrediyor. Özellikle Çin kısa sürede büyüme potansiyeli ile çok can alıcı bir pazar. Hindistan ise daha uzun vadeli bir pazar fırsatı olarak değerlendiriliyor. Morgan Stanley'e göre, atletizm sektörü son yedi yılda % 42 büyüdü ve toplam 270 milyar dolar değerinde bir pazara ulaştı. Aynı rapor, athleisure'ın 2020'ye kadar % 30 daha büyümesinin beklendiğini öngörüyor. Bu ticari getirileri ve gelişmeyi gören markalar da son zamanlarda koleksiyonlarını spordan yaşam biçimi (lifestyle) alanına doğru genişletmeye başladı. "Moda, spor giyime gösterilen ilgide bir artış sağlarken, spor giyim de modaya; örneğin terlemeyi tutucu-fitilli, koku direnci yüksek ve esnek kumaşların geliştirilmesi gibi, önemli işlevsellikler kazandırıyor." Hiç şüphesiz rekabetçi bir sektör ve pazarlamanın kalitesi, büyümenin temel itici gücü. Bu, doğru sporculara ve ünlülere sponsor olmayı, güçlü bir sosyal medya varlığına ve etkili hikaye anlatma becerilerine sahip olmayı gerektiriyor. Bazı markalar bu bilince sahip ve pazarlama için işletmelerinin karından daha fazla para harcıyorlar. Tabi ürün inovasyonu, teknoloji ve ürün tasarımı da rekabet gücü için olmazsa olmaz. Çok sayıda kilit oyuncu, daha büyük bir pazar payı elde etmek ve müşteri tabanını artırmak için çeşitli büyüme stratejileri benimsiyor. Ürün lansmanları, ortaklıklar ve satın almalar, küresel spor giyim pazarındaki yoğun rekabeti sürdürmek için bu şirketler tarafından benimsenen başlıca büyüme stratejileri. PEKİ NEDEN? Bunun üç ana itici gücü var: 1) Servet yaratma ve artan orta sınıf nüfusu; 2) Artan sağlık bilinci ve spor yapan insan sayısındaki hızlı artış; 3) Moda ile spor giyimin birleşmesi. Son dönemde özellikle Pandemi’nin de etkisiyle tüketiciler, işle ilgili stres ve yaşam tarzlarındaki bozulmalar nedeniyle daha fazla sağlık bilincine kavuştu. Çalışan bireyler, günlük hayatta sağlıklı, formda ve aktif kalmak için pandemi öncesi daha ziyade kapalı alanlarda spora ağırlık vermeye başlamışken, pandemi etkisi ile artık mevsimler de fark etmeden açık havada yüzme, koşu, bisiklet, kürek, grup sporları, yoga, pilates, vs. gibi aktivitelere inanılmaz bir ilgi göstermeye başladılar.. Bu, tüm yaş grupları arasında fitness ve spor kıyafetlerine olan talebi yarattı ve böylece pazar büyümesini teşvik etti. Özellikle son birkaç yılda, spor ve fitness etkinliklerine katılan kadın sayısında önemli bir artış oldu. Kadın profesyoneller sağlıkları konusunda bilinçlendikleri için Yoga, Zumba, Kürek gibi aktiviteleri tercih ediyorlar. Bu nedenle spor kıyafetlere olan talep, spor giyim pazarının büyümesine neden oluyor. Çok sayıda şirket, daha fazla konfor sunan ve böylece kadınlar arasında popülaritesini artıran canlı renklerdeki ürünleri de piyasaya sürüyor. Pandemi ile birlikte uzaktan çalışma hayatına geçiş, “iş hayatı dışındaki günlük yaşam”ımızı hayal bile edemeyeceğimiz oranda arttırdı. Artık sadece video üzerinden gerçekleştireceğimiz iş görüşmeleri için kıyafetlerimizi çeşitlendiriyoruz. Kalem etekler, muz çoraplar, topuklular, takılar, aksesuarlar, çantalar, montlar, kabanlar, fularlar, vs. hepsi rafa kalktı. Yerlerini rahat, işlevsel ve artık müthiş şık spor kıyafetlere bıraktı. Böylelikle hem işimizi, hobilerimizi artık tek bir ürün grubu ile halledebiliyoruz. Bir bakmışsınız evde bilgisayar başında iken aynı kıyafet ile kafeye inip çalışmaya devam etmiş, yarım saat sonra da sahilde yürüyüşe çıkmışız. HANES Markasının Şampiyonu - CHAMPION "Athleisure trendi ortadan kalkacak gibi görünmüyor. Bunun yerine, birçokları için bir bu kıyafetler gardropların olmazsa olmaz parçaları haline geliyor. Spor giyim, sokak giyim ve lüks modanın birbiriyle iç içe geçmesiyle doruğa ulaşan bu trendin takipçilerinden Hanesbrands'ın Champion markası da bu akım sayesinde tekrar hayatla dolan markalardan biri oldu. 2018'de 1,4 milyar dolarlık küresel satışla yılların en iyi performansını sergileyen Champion’un canlanması güçlü bir şekilde devam etti ve ediyor. 2018'in üçüncü çeyreğinde Champion, satışları sabit para birimi bazında yıldan yıla % 30 ve "kitle kanalı" (Walmart ve Target gibi kitlesel pazar perakendecilerindeki satışlar) hariç % 40 arttırdı. Sonuçları tartışmak üzere bir konferansta bir araya gelen marka yetkililerinden CEO Gerald Evans, "Daha zorlu karşılaştırmalar yapsak da, Champion'ın büyüme oranı hızlanmaya devam ediyor ve bu çeyrekte geçen yılki % 33'lük artışa ek olarak % 40'lık büyüme geliyor. 2022'ye kadar, Kitle kanalı dışındaki Champion satışlarının 2 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Buna karşılık, Champion'ın kitle kanal satışları geçen çeyrekte yıllık yalnızca % 5 arttı” diyerek Champion’ın hızlı büyüme verilerini paylaşmıştı. Bu büyüme, HanesBrands'ın faaliyet gösterdiği dünyanın tüm bölgelerinde ve toptanda, Champion mağazaları ve çevrimiçi satışları dahil tüm satış kanallarında geniş tabanlı oldu. Marka, geçen yıl kitle kanalının dışında 1,2 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. ( Bu HanesBrands'ın toplam satışlarının % 18'ini oluşturuyor.) Champion "90'ların en popüler spor giyim markalarından biri olan Champion, yüzyılın başında gözden düşmüştü." 2000'lerin başında, bu modası geçmiş spor markasını giydikleri için çocuklar oyun alanında zorbalığa uğrayabiliyordu ve insanlar markayı kullandıkları öğrenildiğinde bunun onları "ucuz" veya "havasız" göstereceğinden korkuyordu. "Ancak moda ve popüler kültür trendlerini yönlendiren 90'ların nostaljisiyle, Champion geri döndü ..."Kaçınılan, giyildiğinde saklanan bir markayken, Rihanna, Kardashianlar ve Chance the Rapper gibi ünlülerin üzerlerinde görülen “C” logolu kıyafetlerle küllerinden yeniden doğdu Champion, artık sokak modasına, özellikle Supreme, Vetements, OFF-WHITE ve KITH ile işbirliklerinin ardından hype avcılarına hizmet etmeye başladı. "Ancak tüm bu popülerleşmeye rağmen Champion, uygun fiyatlar, yaygın kullanılabilirlik ve zaman içinde test edilmiş kalitesiyle yine de herkesin sahip olabileceği bir marka." Champion marka elçisi Manny Martinez hızla değişen marka algısı ve kullanımını, "Yüz yıllık geçmişe sahip yeni bir markaya sahip olmak gibi" sözleriyle anlatıyor. Ne Değişti? Temel spor kıyafetlerle tanınan ve neredeyse yüz yıllık bir marka olan Champion, özellikle gençler ve milenyaller arasında çılgınca yayılan üç trendden yararlandı. Kıyafetlerde logo kullanımının tekrar moda olması Eskilerin yeniden moda olması Kaykay ve spor kültüründen türetilen gündelik tarz olan sokak giyimi "Trendler gelir, hızla tüketilir ve sonra kaybolur; birçok rakip hızla ölür. Bununla birlikte, Champion ise tüm rakiplerinin önünde ve bu yerini kolay kolay kaybedeceğe benzemiyor." Piper Jaffray tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, özellikle gençler, üst gelirli erkeklerin yüzde 9'u ve kızların yüzde 5'i bu baharda Champion’ın kıyafetlerini giymeye başladı. Genç erkekler Champion’u, Gucci ve Tommy Hilfiger gibi isimlerin yanında yer alan ilk 15 marka içinde olduğunu düşünüyor. Geçen yıl küresel satışlarda yaklaşık 1,4 milyar dolara sahip olan şirket, Champion’un yeni keşfedilen kültürel hazinesinden para kazanmayı ve bunu 2022 yılına kadar 2 milyar dolarlık bir birime dönüştürmeyi umuyor. Champion'un Kuzey Amerika bölümünün başkanı Susan Hennike, Champion'ın popülaritesini sosyal medya kanallarına artan yatırımlara, güncellenmiş tasarımlara (kesik tişörtü gibi daha ileri moda ürünler dahil), yeni fiziksel lokasyonlara (mağazalara) ve diğer markalarla işbirliğine borçlu. 2016'dan bu yana, Champion'ın Instagram takipçileri 200.000'den yaklaşık 6 milyona çıktı. Amerika'da tek bir mağaza açmadan neredeyse bir yüzyıl geçiren marka, spor, sanat ve kültürle tanınan şehirlerde daha fazla görünme peşinde koşarak geçen yıl Los Angeles'taki ilk mağazasını açtı. Mağazalardan toplanan veriler, şirketin perakende ortaklarına neyin iyi sattığını söylemesine ve buna göre tanıtım yapmalarına olanak tanıdı. NEDEN Champion? "Tüketiciler son zamanlarda uzun geçmişleri ve klasik logoları olan markaları benimsedi." İtalyan spor malzemeleri markası Fila ve Kentucky merkezli Russell Athletic de son zamanlarda yeniden canlandı. PwC'nin 2018 raporuna göre tüm bunlar, ABD'de büyük ölçüde gençler ve genç yetişkinler tarafından yönlendirilen sokak giyim için 100 milyar dolarlık bir pazar yarattı. Firma, Z kuşağının yaklaşık dörtte üçünün "bazen veya her zaman/ some or all the time " tarzını giydiğini buldu. Bir spor markanın temelinde sadece isminin bir hype olması yatmaz. Geçmişten gelen mirası, ürün kalitesi, güçlü anlaşmaları inovasyona yapılan yatırımlar, bir spor şirketini harika yapan tüm diğer unsurlardır. Sadece yaygın ve kolay ulaşılabilirlik ve görünürlük değil, özgünlük ve eşsizlikle birlikte farklı markalarla ve ünlülerle yapılan işbirlikleridir. "Profesyoneller, Champion’un çok kuşaklı çekiciliğinin bir anahtar olduğunu ve Champion’a özel bu çekici unsurların markanın gençler için retro-cool ve yetişkinler için gerçek bir nostalji anlamına sahip olmasını sağladığını söylüyor.” İşbirlikleri Önemli Farklı markalarla ve ünlülerle hayata geçirilen limitli üretim koleksiyonlar, bol miktarda sosyal medya geri bildirimi sağlar ve spor markasının bir basamak daha coollaşmasında etkili olur. Bu nedenle bu tür işbirlikleri bir markanın bilinirliğini ve arzu edilmesini sağlama noktasında müthiş bir öneme sahiptir. Ancak tüm bu ürünler doğal olarak herkesin gardrobunda yerini alamaz. Champion’un gerçekleştirdiği işbirlikleri markayı yepyeni bir tüketici segmenti ile tanıştırdı; lüks tüketiciler markayı perakendenin en büyük lüks salonlarına göz atan, tamamen yeni bir alışveriş kesimi ile tanıştırdı; Champion’un örneğin Amerikalı moda tasarımcısı Todd Snyder ile birlikte yarattığı koleksiyon Mr Porter web sitesinde satılıyor. Markayı yine Neiman Marcus veya Selfridges mağazalarında bulabilirsiniz. Perakende araştırma şirketi Edited tarafından yapılan bir analize göre, marka şu anda çevrimiçi olarak 56 farklı ABD perakendecisi tarafından satılıyor. Listelenen ürünlerin yaklaşık yüzde 60'ı ise erkek giyim. Sokak giyimi fanatiklerinin sınırlı sayıda ürün alıp sattıkları ikincil pazar, Champion ürünleriyle dolu. Sneakerhead ve StockX gibi pazaryerleri, yüzlerce farklı Champion ürününü listeliyor ve fiyatlar kasketler için yaklaşık 50 $, ceketler için 400 $ mertebesinde satılıyor. Sokak modası sitesi Highsnobiety'nin genel müdürü Jeff Carvalho'ya göre bu tür listeler, Champion'un itibarını artırarak alışveriş yapanlara daha pahalı etiketlerle bir alternatif sunuyor. Sokak giyimi etiketleri Supreme, Vetements, Off White ve Kith ile yapılan işbirlikleri, Champion'un gezegendeki en havalı markalardan bazılarına erişmesine yardımcı oluyor. Jeff bu başarıyı "Yüksek ve düşük moda birlikte çalışabilir", "Herkes 300 dolarlık bir kapşonlu satın alamaz." düşünceleri ile beslemeye devam ediyor. Son dönemde Netflix ‘de yayınlanan Sneakerheads dizisiyle de gündeme gelen bu akım, Champion, Nike gibi markaların kullanımı ile de o dönemi ve değişimi ele almış. "Yüksek-düşük pazarlama tekniği, Champion’ı diğerlerinden ayıran şey olabilir. Hem büyük mağaza (Boyner, vs.) hem de lüks mağaza fiyatlarında (Selfridges, Beymen, vs.) satış yapan, her cinsiyete ve yaşa uygun stilde gelen ve kalitesi ile tanınan başka bir marka bulmak zor. "Bu özgün içeriğin tüm hakları saklıdır. ©ajansbenice a aittir All rights reserved
- Sürdürülebilir Moda: Modanın Çevresel Etkileri
Tekstil endüstrisi, kumaşlarımızı oluşturan hammaddeler için ekosistemden önemli ölçüde yararlanıyor. Bazı markaların üretim süreçleri diğerlerinden daha “dostça” olma eğiliminde olsa da, çoğunluğu hala hızlı üretim ve tüketimi karşılayacak doğaya zararlı teknolojilerden kopamıyor. Sürekli tüketim döngüsünü destekleyen en düşük maliyetle giysi üretimi, son 20 yılda giysi fiyatlarındaki düşüş ve çok sayıda yeni koleksiyonun arzı giderek daha fazla kıyafet almamızı sağladı. Artık annelerimizin sahip olduğundan 5 kat daha fazla kıyafetimiz var. En şok edici kısım ise, tüm bu kıyafetlerin neredeyse birkaç kereden fazla giyilmemiş olması. İnsanlar daha fazla satın alma gücüne sahip olmaktan mutlu olsalar da, genellikle neden bu kadar ucuz fiyatlarla kıyafet alabildiklerini sorgulamıyorlar. Değer ve ihtiyaç gözetmeksizin, sadece “bir şey satın alma hazzını” besleyen kolay ve sık tekrarlanabilen alışverişin perde arkasındakilerinin farkında bile değiliz. Sömürüye varan ucuz emek, sürdürülemez ve etik olmayan malzemelerin kullanımı, üretim teknolojileri, gezegenimiz ve sağlığımıza verdiğimiz hasarlar. Her geçen gün hızlı – ve ulaşılabilir – moda (fast fashion) kısıtlı kaynaklara sahip gezegenimiz ve geleceğimiz için ciddi olumsuz sonuçlar doğuruyor. Ortalama bir tüketicinin 2014 yılında, 2000 yılına göre % 60 daha fazla kıyafet aldığını biliyor muydunuz? Bu eğilimin arkasında nelerin olduğunu görene kadar da bu alışveriş çılgınlığı çoğumuzu harika hissettirdi; hissettirmeye de devam ediyor. Peki neden? Giyinme, bir insanın barınma ve beslenmeden sonra gelen en önemli temel ihtiyaçlarından biri. Bu ihtiyacı gideren tekstil sektörü, bireyin rahat olması, korunması ve – günümüzde - bireyselliğini göstermesini temsil ediyor. Aynı zamanda küresel ekonomide yüz milyonlara istihdam sağlayan oldukça önemli bir sektör. Tüm bu yararlarına rağmen bu sektörün çok sayıda dezavantajları da var. Neredeyse tamamen doğrusal (geri dönüşümü olmayan) bir sistemle işleyen tekstil sektörü, sürdürülebilir bir yaklaşımdan oldukça uzak. Yeni bir tekstil ekonomisine öncülük etmek ve sürdürülebilir yaklaşımla endüstriyi dönüştürmek ise bu düşünceye sıkı sıkıya bir bağlılık, iş birliği ve mevcut sistemin değişmesini sağlayacak yeniliklerin yapılmasını gerektiriyor. COVID-19’un son bir yılda dünya çapında yarattığı olumsuz etki işletmelerin sürdürülebilirlik konusundaki hedeflerini değiştirmiş olsa da, sürdürülebilirlik yaygın bir endişe olmaya devam ediyor. Bundaki temel etmen, gezegenin sınırlı kaynaklarının her geçen gün artan hoyratça ve sorumsuzca kullanımı ve geride bıraktığı neredeyse dönüşü olmayacak noktaya gelen olumsuz etki. Artık yolun sonuna geldiğinin sinyallerini veriyor ve modanın geleceğini yeniden tasarlama konusundaki sorumluluğu arttırıyor. Sadece Çevre Değil, Bedenimiz de Her Gün Tehlikede! Moda endüstrisi, petrol endüstrisinden sonra gelen dünyadaki en büyük ikinci kirletici. Endüstri büyüdükçe çevresel zarar da artıyor. Tekstil üretiminin her aşamasında örneğin elyaf yapmak, ağartmak ve kumaşları boyamak için kimyasallar kullanılıyor. Eskitilmiş görünüm verilen kotların üretim yöntemleri ve bu imalathanelerde çalışan işçilerin yaşadıkları sağlık sorunları bir dönem gündemimizi sıklıkla meşgul etmişse de, tekrar unutulup gitti. Bu gibi kimyasallar ve imalat yöntemleri, doğa ve çalışanların sağlığı dışında, bu kıyafetleri her gün bedenine giyen bizleri de etkiliyor. Cildimiz vücudumuzun en büyük organı ve giysilerimizdeki kimyasallar da dahil olmak üzere, üzerine değen hemen her şeyi emme özelliğine sahip. Bunlar sağlığımız için gerçek bir tehlike oluşturabilir. Greenpeace'in Detoks Kampanyası için yaptığı bir araştırma, giysilerimizin yapımında sıklıkla kullanılan toksik, kanserojen ve hormon bozucu içeren, yasaklanması gereken ancak şu anda yasak olmayan 11 kimyasal belirledi. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, 20 farklı tekstil markasından (moda devleri dahil) test edilen ürünlerin % 63'ünde tehlikeli kimyasallar buldu. Araştırmalar, bu gibi zararlı kimyasal maddelerden üretilmiş pijamaları bir gece boyunca giyen çocukların 5 gün sonra idrarında bu kimyasallardan bulunabileceğini gösterdi. Sadece tenimiz değil, soluduğumuz hava da bizi her an zehirliyor. Küresel moda endüstrisi, her yıl satın alınan milyonlarca giysinin üretimi ve nakliyesi sırasında kullandığı enerji nedeniyle çok fazla sera gazı üretiyor. Giysilerimizin çoğunda kullanılan sentetik elyaflar (polyester, akrilik, naylon vb.) Fosil yakıtlardan üretildiğinden, üretimi doğal elyaflara göre çok daha yoğun enerji açığa çıkarıyor. Bu giysilerin çoğu temelde kömürle çalışan ülkelerde, Çin, Bangladeş veya Hindistan'da üretildiğinden, karbon emisyonları açısından en kirli enerji türü kullanılarak üretiliyor FORBES'ten James Conca'ya göre: "Ucuz sentetik elyaflar, CO2'den 300 kat daha fazla zararlı olan N2O gibi gazları da yayıyor." Oksijen yerine neleri soluduğumuzu bir düşünün! Sürdürülebilirliğe verilen önemin temelinde neler var? Yakın zamanda başlayan Slow Fashion (Yavaş Moda) Akımı neden ortaya çıktı? Koleksiyon kalitesi her yıl düşen, hız ve tüketim odaklı, seri üretim moda endüstrisinin ürettiği giysilerin, birkaç defadan fazla giyilememesi, hemen solması, şeklini kaybederek çöpe atılmasıyla yerlerine yenilerinin alınmasını teşvik etti. Buna sadece hızla ve sürekli değişen trendleri yakalama yarışı da eklenince sektör iyice büyüdü. Artık bir kıyafeti beş defadan fazla giymek demode haline geldi. Bu kapsamda yapılan pazarlama taktikleri de yaratılmak istenen hızlı tüketimi teşvik etti. Ünlülerin birden fazla kez giydiği kıyafetlerin basında; “Ekonomik sorunlar mı yaşıyor?”, “Eski popülaritesi artık yok; Sponsorları azaldı”, “Trendleri yakalamakta zorlanıyor” başlıklarıyla yer alması da bu algıyı güçlendirdi ve kalıcı hale getirdi. Ancak beslenen bu algının tekstil sektörü dahil tüm yaşamın çöküşünü hızlandırdığının artık farkına varılmaya başlandı. Bu konuda World Resources Institute, Economist Intelligence Unit, Ellen Macarthur Foundation gibi kurumların yaptığı araştırmalar, durumun ehemmiyetini ortaya koyarak, bu yolda kendini değiştirmek isteyen firmalara da yol haritası olmaya başladı. Yavaş Moda, hızlı üretim yapan kalitesiz tekstil sektörüne karşıt bir akım olarak ortaya çıktı. Uygun fiyatlı giysiler alan müşterilerin çevre bilincinin artmasıyla da bu akım firmalara dayatıldı ve firmaların bu konuda çalışmaları hızlandırması elzem hale geldi. Peki bu bilinç müşterilerde nasıl oluştu? Neden bunu firmalara dayatmaya başladılar? Mevcut müşterilerin mi; yoksa yeni nesil tüketicilerin dayatması mıydı bu Baştan Sona Sürdürülebilir Üretim ve İşbirliği Günümüzde moda markaları ve tüketiciler de çevreye duyarlı hale geliyor. Üretimden açığa çıkan atıklara kadar, moda perakendecileri ve lüks tasarımcılar, kumaşlarının çevre üzerindeki etkilerini yeniden düşünüyorlar. Bu kapsamda markalar çeşitli taahhütlerde bulunmaya başladı bile. 2017'den bu yana Asos, H&M, Burberry ve Nike gibi 39 büyük moda markası Textile Exchange'in "2025 Sürdürülebilir Pamuk Mücadelesi" ne kaydoldu; ve 2025 yılına kadar bu giysilere daha fazla erişilebilirlik gösteren, yüzde 100 sürdürülebilir bir pamuk üretim hattına ulaşma sözü verdi. Pamuk, keten, kuş tüyü ve yün dahil hemen hemen tüm doğal elyaf türlerinden organik ve daha sürdürülebilir muadiller, dünya çapındaki perakendecilerde benzer şekilde bulunabilir hale gelmeye başladı. Sadece kumaş üretimi değil, kullanılan boyalar konusunda da hassasiyet gün geçtikçe büyüyor. Yiyecek maddelerinin %90’ının çöpe atıldığını göz önüne alan birçok marka, bu konuda inovatif çalışmalarla dikkat çeken projeler üretiyor. Starbucks, kahve çekirdeklerinin dikiminden toplanıp işlenmesine kadar geçen sürecin tamamen etik şekilde kurgulandığını sıklıkla vurguluyor, “etik üretimi” öne çıkarıyor. Örneğin sürdürülebilirlik konusunda öncü markalardan biri olan H&M, 2020 Conscious Exclusive koleksiyonunda kahve çekirdeklerinden elde ettiği boyaları, tamamen sürdürülebilir yaklaşımla üretilen Renu, Vegea, Econly ve Circulose kumaşlarda kullandı. Bu kumaşların bir çoğunun ismi gibi kapsamları da oldukça yeni. Renu, yüksek kaliteli polyesterin dönüştürülmesinden; doğal bir kumaş türü olan Circulose eskimiş denim ve kullanılmış kumaşlardan; Vegea şarap üretiminden artan atık üzüm kabukları, sapları ve tohumlarını kullanarak vegan deri haline getirilmesinden, ve Econyl ise eski balık ağlarından ve diğer naylon atıklardan üretilmiş kumaş türleri. Bu anlamda H&M’in bu koleksiyonu tam bir sürdürülebilir koleksiyon.. Lüks kadın giyim markası Awavewakake, koleksiyonlarını etik nitelikteki kumaşlardan üretirken, renklendirmelerini bitki bazlı boyalarla sağlıyor. Spor giyimin dünya devi markalarından Nike, iş birliklerinde bitkisel boyaları tercih etmeye başlayanlar arasında. Maharishi ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında ürettiği koleksiyonda %100 koton kumaşlar, zerdeçal, nar gibi bitkilerin renklerinden faydalanarak boyanmış. Ayakkabıların taban kısımları ise %75 geri dönüştürülmüş malzemelerden üretiliyor. Türkiye’deki güçlü markalardan Mavi de bu konuda sağlam adımlar atmaya devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda marka elçisi Serenay Sarıkaya’nın tanıttığı Mavi All Blue koleksiyonu, markanın bu güne kadar ki en sürdürülebilir koleksiyon olma özelliğine sahip. İşlem görmeden, daha az su ve daha az enerji kullanılarak üretilen bu koleksiyonun parçaları aynı zamanda %100 vegan olma özelliği de taşıyor. Filtresiz, doğal güzellikleri ile ünlülerin kamera karşısında olma akımını da kullanan marka, Serenay Sarıkaya’yı en doğal haliyle reklam filminde oynatarak “doğal” kavramına da ayrıca vurgu yapıyor. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMI YENİ PROJELERİN VE İLHAM VERİCİ ÇALIŞMALARIN DA TEMELİNİ ATIYOR İnsanın hayatına dokunan moda endüstrisinin köklü değişimi başlarken, markaların güç birliği yaparak gerçekleştirdiği projeler de bu değişimde duygusal bağı kuvvetlendiriyor. Örneğin dünya devi markalardan Levi’s ile Ganni’nin geçtiğimiz yıl iş birliği yaparak başlattığı “Love Letter” koleksiyonu, Kopenhag’da büyük başarı elde edince, projenin Avrupa ve Amerika’ya da yayılması planlandı. Koleksiyonda eski model ikonik Levi’s 501 kotlar, uzun ömürlü kullanım özelliği ile arşivlerden özel olarak seçilerek, Ganni’nin eğlenceli tasarımları ile birleşti. Bu koleksiyonun en büyük özelliği kiralanabilir olması. Ganni’nin hazırladığı Ganni Repeat uygulamasıyla müşteriler, parçaların tam olarak nasıl yapıldığını, kimin yaptığını, malzemelerin nereden geldiğini ve en son kimin bu ürünü kiraladığını görebiliyor. Farklı yaklaşımlara bir diğer örnek de Lena. Girişimci dört kadının kurduğu LENA Moda Kütüphanesi (LENA the fashion library) aynı bir kütüphane gibi çalışıyor. Amsterdam’da yer alan bu kütüphaneye aylık abone olup, eski kıyafetleri dilediğiniz gibi ödünç alabiliyorsunuz. Çocuk işçiliğe, işçi sömürüsüne, sürekli artan tekstil atığına karşı farkındalık yaratmak için kurulmuş bu kütüphane, fazla tüketim çılgınlığına alternatif bir satış modeli yaratıyor. Büyük ölçekli marka öncülüğündeki girişimler bu olumlu değişimlerin önünü açarken, tüketiciler olarak biz de sürdürülebilirlik konusunda iz bırakabiliriz. NELER YAPABİLİRİZ? NELERİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ? Modanın ekolojiye olan etkisini marka odaklı bir sorun olarak görme eğiliminde olsak da, tüketiciler olarak sürdürülebilir ve daha da önemlisi sıfır atık bir geleceğe giden yolun yaratılmasında önemli bir rol oynayabiliriz. Bu, zihnimizi değiştirmek ve yaptığımız seçimler konusunda daha dikkatli olmak kadar basit. Tek gereken, giydiğimiz kıyafetler hakkında biraz daha bilgi sahibi olmak, yeterli bilgi yoksa da bu bilgiyi talep etmek. Sürdürülebilirlik, sorgulama ile başlıyor. Daha uzun ömürlü olacağını bildiğiniz, gerçekten sevdiğiniz ve kaliteli ürünleri satın almaya başlayın Sürdürülebilir materyallerle üretilmiş ürünler elde etmek için gerekiyorsa biraz fazladan ödeme yapmayı göze alın. Bu ürünleri tanımak için ürün etiketlerini okumaya zaman ayırın. Tüm sürdürülebilir tekstiller ayırt edici eko-etiketler taşır. Bu nedenle organik pamuk, tercih edilen viskon gibi farklı elyafların adlarının yanı sıra "EU Ecolabel" veya "bluesign" ve "IMO sertifikası" gibi endüstri standardı üretimlere dikkat edin Giysinin karbon ayak izini azaltmak için ilk adım elbette iyi ve çevre dostu materyallerle üretilen ürünleri satın almak. Sonrasında ise giysiyi belirtilen talimatlara uygun bir şekilde yıkamak #BlackFriday gibi günlerin, ihtiyaç dışı ürünleri satın almamıza yol açtığını unutmayın. İndirim zamanlarını kollamak prensipte doğru olsa da, indirimlerin artık indirim olmanın dışına çıktığını aklınızda bulundurun. Markalar, ürettikleri giysi hacminin yanı sıra kullandıkları pazarlama mesajlarının sorumluluğunu da almalıdır. Bizi ürettikleri zararlı düzeydeki ürünleri satın almaya yönlendiren kampanyalar yerine, markaların kardan fedakarlık yapması, işçilere hak ettikleri çalışma ortamlarını sağlaması ve ücreti ödemesi ve araştırma ve geliştirmeden kaynaklı fazla üretimin maliyetlerini üstlenmeleri gerektiğini unutmayın! Giysilerinizin bir sonraki yaşamını düşünün. Arkadaşlarınızla değiş tokuş etmek, ihtiyacı olanlara bağışlamak gibi seçenekleri değerlendirin. Yeteneğiniz varsa giymediğiniz kıyafetleri yamalar, birleştirmeler ile yeniden tasarlayın (Levi’s&Ganni koleksiyonu gibi) İhtiyacınız olmadan aldığınız her bir kıyafet için harcadığınız parayı kazanmak için ne çok çalıştığınızı unutmayın! Bunları Biliyor Musunuz? ✖ Dünya çapındaki en büyük kirleticilerden biri olan moda endüstrisi, yıllık 1,2 trilyon ton CO2 emisyonundan sorumlu ve bu da küresel emisyonların% 5'ine eşit.☄️ Ayrıca bu, tüm uluslararası uçuşlarla, yolculuklarının yarattığı emisyon toplamından daha fazla! ⚠️ ✖ Pamuk dünyada en geniş alan kaplayan gıda dışı mahsül, aynı zamanda tekstil için en çok tercih edilen bitkisel materyal. Ancak global üretiminin yaklaşık %99’u geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilen pamuk, aslında düşündüğümüz kadar masum değil. ✖ Pamuk üretiminde çok fazla su kullanılıyor. Öyle ki 40 yıl içinde pamuk tarlalarının aşırı sulanması yüzünden dünyanın 7. en büyük pamuk üreticisi Özbekistan’daki Aral Gölü’nün %90’ı kurudu. ✖ Dünyada her yıl 1 milyar tişört satın alınıyor. ✖ 1 pamuklu tişört için tam 2700 litre su tüketiliyor. Bu, evinizdeki küveti 30 kere doldurmaya yetecek miktarda suya ya da bir insanın 900 günde içtiği suya eşit ✖ Tüm dünyadaki pestisitlerin %4’ü, böcek ilaçlarının ise %10'u pamuk yetiştiriciliğinde kullanılıyor. Bu toksik kimyasallar toprağa ve sulara karışıp ekosistemleri ve insanları hasta ediyor. ✖ Kumaşı beyazlatmak ve boyamak için kanserojen kimyasallar kullanılıyor. Bu kimyasal atıklar sulara karışıyor, insanları ve doğayı hasta ediyor.✖ Tekstil endüstrisinde istihdam edilen işçiler çok kötü koşullarda, düşük ücretlerle çalıştırılıyor. ✖ Giysilerin üretildiği ülkelerin çoğunda, tekstil fabrikalarından gelen arıtılmamış toksik atık sular doğrudan nehirlere boşaltılıyor. Atık su içerisinde kurşun, cıva ve arsenik gibi toksik maddeler içeriyor. Bunlar su yaşamı ve nehir kıyılarında yaşayan milyonlarca insanın sağlığı için son derece zararlı. Kirlenme aynı zamanda denize de ulaşıyor ve sonunda tüm dünyaya yayılıyor ✖ Polyester gibi sentetik lifler plastik liflerdir, bu nedenle biyolojik olarak parçalanmazlar ve ayrışmaları 200 yıla kadar sürebilir. Ve maalesef giysilerimizin% 72'sinde sentetik elyaf kullanılıyor. ➕Tüketimin değil, değişimin bir bir parçası olmak için neler yapabiliriz? Bizi takipte kalın. BİR SONRAKİ YAZIMIZ: Döngüsel Moda Nedir? Ne anlama geliyor? ÖRNEK MARKALARLA İNCELEMELER :) Kaynaklar: Ellen Macarthur Vakfı, World Resources Institute, Economist Intelligence Unit, Fashion Retail Academy, The life cycle of a t-shirt / @tededucation, Upmade, @fash_rev, Global Fashion Agenda, Textile Exchange, The Sustainable Fashion Forum, H&M, Mavi&Ganni Bu özgün içeriğin tüm hakları saklıdır. © ....... All rights reserved





