top of page

Kozmetik Raflarında Görünmeyen Risk: 95 Üründen 57'si Denetimden Geçemedi

Yazarın fotoğrafı: BiModaHayat
BiModaHayat
2 saat önce
4 dakikada okunur

Türkiye'de kozmetik ürünlere yönelik son denetimler, güzellik sektöründe güvenliğin yalnızca içerik listelerinden ibaret olmadığını bir kez daha hatırlattı. İncelenen 95 ürünün 57'sinde mevzuata aykırılık tespit edilirken, 7 ürün risk taşıyan kategoride değerlendirildi. Peki, tüketiciler her gün kullandıkları ürünlerin ne kadarını gerçekten tanıyor?



Bir şampuanın saçlarımızı nasıl hissettirdiğini, bir serumun cildimize ne vadettiğini ya da bir parfümün ne kadar kalıcı olduğunu merak ediyoruz. Kozmetik alışverişlerimiz çoğu zaman ürünün etkisi, fiyatı, içerik listesi veya sosyal medyadaki yorumlar üzerinden şekilleniyor.


Ancak çoğu zaman gözden kaçırdığımız başka konular da olabiliyor.

Bu ürünü kim üretiyor? İçeriğindeki maddeler hangi kurallara göre değerlendiriliyor? Bir sorun yaşandığında karşımızda sorumluluk alabilecek bir üretici ya da yetkili bulunuyor mu?


Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun (TİTCK) 2026 yılının Temmuz-Eylül dönemine ilişkin kozmetik denetim sonuçları, bu soruları yeniden gündeme taşıyor. Çünkü denetlenen 95 kozmetik ürünün 57'si mevzuata aykırı bulundu. Bunların 7'si risk taşıyan ürün olarak sınıflandırılırken, 50'sinin teknik düzenlemelere uygun olmadığı açıklandı. Tespit edilen uygunsuzluklar nedeniyle toplam 11 milyon 256 bin 681 TL idari para cezası uygulandı.



Her uygunsuz ürün sağlığa zararlı mı?


Rakamlar dikkat çekici olsa da burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Mevzuata aykırılık, her zaman bir ürünün doğrudan sağlık riski taşıdığı anlamına gelmiyor. Etiketleme, belgelendirme ve diğer teknik gerekliliklere uyulmaması da ürünün uygunsuz olarak değerlendirilmesine neden olabiliyor.


TİTCK'nin açıkladığı sonuçlarda da 7 risk taşıyan ürün ile teknik düzenlemelere aykırı bulunan 50 ürün ayrı kategorilerde yer alıyor. Üstelik denetlenen 95 ürünü, Türkiye kozmetik pazarındaki bütün ürünleri temsil eden bir örneklem olarak değerlendirmek ve bu verilerden hareketle piyasadaki kozmetik ürünlerin yüzde 60'ının güvensiz olduğunu söylemek de doğru değil.


Bununla birlikte sonuçlar, ürün güvenliğinin yalnızca üretim aşamasında değil, etiketleme, piyasaya sunum ve satış süreçlerinde de ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.


Güzel bir ambalaj, güvenilir bir ürün anlamına gelir mi?


Kozmetik sektöründe ambalaj, bir ürünün kimliğini oluşturan en güçlü unsurlardan biri. Minimalist tasarımlar, doğadan ilham alan renkler, bilimsel görünümlü açıklamalar ve dikkat çekici içerik vaatleri satın alma kararlarını etkileyebiliyor.Ancak etkileyici bir ambalajın ardında, tüketicinin görebilmesi gereken çok daha temel bilgiler bulunuyor.


Türkiye'de yürürlükteki Kozmetik Ürünler Yönetmeliği, etiketleme konusunda belirli yükümlülükler getiriyor. Bunlar arasında sorumlu kişi bilgileri, ürünün izlenmesini sağlayan parti veya seri numarası, içerik listesi ve gerekli kullanım uyarıları yer alıyor.


Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD)  - Belgin Sile
Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD)  - Belgin Sile

Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) adına değerlendirmelerde bulunan Belgin Sile de tüketicilerin alışveriş sırasında bu bilgileri incelemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Sile, ürün adı, kullanım amacı, içerik bilgileri, kullanım talimatları ve uyarıların kontrol edilmesinin önemini vurgularken, sorumlu kişi veya üretici bilgilerinin ve izlenebilirliği sağlayan numaraların ambalaj üzerinde bulunması gerektiğini belirtiyor.


Özellikle satıcı bilgilerinin belirsiz olması, ürünün olağan piyasa fiyatının çok altında satılması veya ambalajındaki bilgilerin tutarsız görünmesi, tüketicilerin dikkat etmesi gereken işaretler arasında.


Burada mesele yalnızca sahte ürün satın alma olasılığı değil. Ürünün kaynağının ve sorumlu tarafının belirlenememesi, olası bir olumsuzlukta hesap verebilirliği de zorlaştırıyor.


Sürdürülebilir güzellik, güvenli güzellikten bağımsız düşünülebilir mi?


Son yıllarda güzellik sektöründe sürdürülebilirlik denildiğinde geri dönüştürülebilir ambalajlar, yeniden doldurulabilir ürünler, su tüketimini azaltan formüller ve alternatif hammaddeler öne çıkıyor.

Bunlar önemli dönüşümler. Ancak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel özellikler üzerinden değerlendirmek eksik bir yaklaşım olabilir.


Bir ürünün çevresel etkisini azaltma iddiası, o ürünün güvenli, mevzuata uygun ve izlenebilir olma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.


Benzer şekilde, bir ürünün doğal içerikli olarak pazarlanması da tek başına güvenli olduğunu kanıtlamaz. Bir bileşenin güvenliği; kimyasal özellikleri, kullanım miktarı, ürünün formülasyonu ve maruziyet koşulları gibi birden fazla faktöre bağlıdır.


Bu nedenle sürdürülebilir güzellik tartışmasının yalnızca ürünün ne içerdiğiyle değil, nasıl üretildiği, nasıl denetlendiği ve tüketiciye hangi bilgilerle sunulduğuyla da ilgilenmesi gerekiyor.

Şeffaflık ise bu ilişkinin merkezinde yer alıyor.


Kozmetik alışverişinde tüketici neyi kontrol etmeli?


Bir ürünün güvenliğini yalnızca ambalajına bakarak kesin biçimde değerlendirmek mümkün değil. Ancak satın alma sırasında yapılabilecek bazı temel kontroller, şüpheli ürünleri fark etmeye yardımcı olabilir.


  • Sorumlu kişi ve adres: Ürünün piyasaya sunulmasından sorumlu kişi veya şirketin adı ve adresi belirtiliyor mu?

  • İçerik listesi: Ürünün bileşenleri anlaşılır şekilde listelenmiş mi?

  • Parti veya seri numarası: Ürün gerektiğinde geriye dönük takip edilebiliyor mu?

  • Kullanım süresi ve uyarılar: Son kullanma tarihi veya açıldıktan sonraki kullanım süresi ve gerekli uyarılar bulunuyor mu?

  • Satış kanalı: Satıcının kimliği ve iletişim bilgileri açık mı? Ürün güvenilir bir satış noktasından mı temin ediliyor?

  • Resmî kayıt ve duyurular: Ürün bilgileri Ürün Takip Sistemi üzerinden sorgulanabiliyor mu? Ürün hakkında yetkili kurumların bir güvensizlik duyurusu bulunuyor mu?


Tüketiciler, Sağlık Bakanlığı'nın Ürün Takip Sistemi Bilgi Bankası üzerinden ürün bilgilerini araştırabiliyor. Ancak bir ürünün sistemde kayıtlı olması, tek başına tüm güvenlik koşullarının sağlandığına ilişkin garanti anlamına gelmiyor.


Bir kozmetik ürün beklenmedik reaksiyona neden olursa ne yapılmalı?


Kızarıklık, kaşıntı, yanma veya şişlik gibi beklenmeyen belirtiler, kullanılan ürünle ilişkili olabilecek bir olumsuzluğa işaret edebilir. Ancak bu belirtilerin nedeni her zaman doğrudan ürünün mevzuata aykırı olması değildir.


KÜAD adına konuşan Belgin Sile, böyle durumlarda ürün kullanımının durdurulması ve bir sağlık profesyoneline danışılması gerektiğini belirtiyor.


Ürünün ambalajının, parti numarasının ve satın alma bilgilerinin saklanması da olası inceleme ve bildirim süreçleri açısından önem taşıyor.


Tüketiciler, risk taşıyan kozmetik ürünlere ilişkin duyuruları TİTCK'nin güvensiz kozmetik ürünler sayfasından takip edebiliyor.


Kozmetik sektörünün geleceğinde güvenlik ve inovasyon birlikte ele alınmalı


Ürün güvenliği tartışmaları sürerken sektörün gündeminde bir yandan da kişiselleştirilmiş bakım, çok işlevli formüller, yeni aktif içerikler ve bilim temelli ürün geliştirme yaklaşımları bulunuyor.


KÜAD tarafından düzenlenen 10. Uluslararası Kozmetik Kongresi, 14–16 Aralık 2026 tarihlerinde Antalya'daki Titanic Deluxe Belek'te gerçekleştirilecek. Kongrenin ana teması, cilt bakımındaki yaklaşımların saç, vücut ve diğer kozmetik kategorilerine taşınmasını ifade eden skinification olacak.


KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf, kozmetik ürün güvenliğinin mevzuata uygun üretim, etkin denetim ve tüketicinin güvenilir ürüne erişimiyle yakından ilişkili olduğunu vurguluyor. Mutaf, izlenebilirliğin güçlendirilmesi ve tüketici farkındalığının artırılmasının da sektörde önemli sorumluluklar arasında yer aldığını belirtiyor.


Kongrede ele alınacak inovasyon ve sürdürülebilirlik başlıkları, kozmetik sektörünün geleceği açısından önemli. Ancak bilimsel ve teknolojik gelişmelerin tüketiciye gerçek değer sunabilmesi için güvenlik ve şeffaflık ilkeleriyle birlikte ilerlemesi gerekiyor.


Güzellik yalnızca vaatlerden ibaret değil


Güzellik endüstrisi sürekli yenileniyor. Daha etkili içerikler, daha akıllı formüller, daha sürdürülebilir ambalajlar ve daha kişisel bakım deneyimleriyle her geçen gün yeni bir gelecek vadediyor.

Fakat bütün bu yeniliklerin arkasında değişmemesi gereken bir sorumluluk var. Bunların en başında da tüketicinin ne satın aldığını bilme ve güvenilir ürüne erişme hakkı yer alıyor.


Tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapması önemli. Ancak güvenli ürün sunmanın temel sorumluluğu tüketiciye değil; üreticilere, ürünleri piyasaya sunan sorumlu kişilere ve ilgili denetim mekanizmalarına ait. Çünkü sürdürülebilir güzellik, yalnızca doğaya verilen zararı azaltmakla konusundan önce, insan sağlığını gözeten, şeffaf ve hesap verebilir bir üretim anlayışı ile başlıyor.


Kaynaklar

  1. TİTCK – 2026 Üçüncü Üç Aylık Kozmetik Denetim Verileri (9 Ekim 2026 tarihli duyurunun aktarımı)

  2. Resmî Gazete – Kozmetik Ürünler Yönetmeliği, Madde 22

  3. Sağlık Bakanlığı – ÜTS Bilgi Bankası

  4. KÜAD – 10. Uluslararası Kozmetik Kongresi

  5. KÜAD'ın BiModaHayat'a iletilen basın bülteni ve Belgin Sile ile Serdar Mutaf'ın açıklamaları.

GÜNDEM

1/96
1/6
bottom of page