top of page

Avrupa Komisyonu’ndan “Satılamayan Stok” Hamlesi

  • Yazarın fotoğrafı: BiModaHayat
    BiModaHayat
  • 51 dakika önce
  • 2 dakikada okunur

Yakmak yasak, veri zorunlu


Avrupa Komisyonu’ndan “Satılamayan Stok” Hamlesi

Pazartesi açıklanan yeni düzenleme, modanın yıllardır “sessizce” yaptığı bir şeyi nihayet yüksek sesle hedef aldı: satılamayan giyim, aksesuar ve ayakkabıların imha edilmesi. Ecodesign for Sustainable Products Regulation (ESPR) kapsamındaki uygulama adımlarıyla, büyük şirketlerin satılmayan ürünleri yakması ya da çöpe göndermesi 19 Temmuz 2026 itibarıyla yasaklanıyor; orta ölçekli şirketler için uyum takvimi 2030 olarak işaretleniyor.


Bu gelişme, yalnızca “yakmayı” değil, gizliliği de zorlayacak gibi. Şirketler, atık olarak elden çıkardıkları satılamayan ürünlerin hacmini/verisini açıklamak durumunda kalacak. Bu açıklamalar için ise standardize raporlama formatı Şubat 2027’den itibaren devreye giriyor.


Komisyonun kendi notlarında altını çizdiği ölçek çarpıcı. Avrupa’da her yıl satılamayan tekstillerin %4–9’unun hiç giyilmeden imha edildiği ve bunun yaklaşık 5,6 milyon ton CO₂ emisyonuna karşılık geldiği belirtiliyor.


Lüksün “kıtlık” refleksi, hızlı modanın “maliyet” refleksi

İmha, özellikle lüks segmentte yıllarca “marka değerini koruma / sahteciliği engelleme” argümanlarıyla meşrulaştırıldı. Kamu hafızasında kalan örneklerden biri, Burberry’nin 2018’de satılmayan ürünleri imha ettiği krizdi. Öte yandan tartışma yalnızca lükste değil: Coach gibi markaların “satılamaz” ürünleri kasıtlı biçimde kullanılmaz hale getirdiği iddiaları da yıllardır gündeme geliyor.

Yeni yasak, bu pratikleri “rutin operasyon” olmaktan çıkarıp uyum/denetim başlığına taşıyor. Moda artık fazla stoğu yalnızca depoda değil, regülasyon karşısında da yönetmek zorunda.


Bu iyi bir adım ama kök neden hâlâ yerinde — aşırı üretim

Ancak tüketicilerin pek çoğu da imha yasağının, aşırı üretimi durdurmayacağında hem fikir. Yani “kanıtı yakmayı” zorlaştırıyor; fakat “kanıtı üreten sistemi” otomatik olarak değiştirmiyor.

Bugün moda, arz fazlasını neredeyse iş modelinin sigortası gibi görüyor: rafın dolu görünmesi, sürekli yeni ürün akışı, maliyetleri düşüren ölçek ekonomisi… Fazla üretim çoğu zaman “yanlış tahmin” değil, tasarlanmış bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor


Bu yüzden iki kritik risk konuşuluyor:

1) Sorunu aşağı doğru itme (second-hand baskısı): İmha kapanınca markalar fazlayı bağış/ikincil pazar kanallarına daha agresif yönlendirebilir. Bu da ikinci el ekosistemini nicelik olarak şişirip kalite–fiyat dengesini bozabilir; “döngüsellik” adı altında atık yönetimi yükünü başka aktörlere devredebilir.


2) Coğrafi kaydırma (Afrika’ya dumping endişesi): “Yakma yoksa gönder” refleksi doğabilir. Yasağın amacı atığı azaltmakken, denetim zayıf kalırsa “fazla” farklı ülkelere kaydırılarak sadece yer değiştirmiş olabilir. Bu kaygı, sahada tekstil atığıyla boğuşan kıyı şeritleri ve yerel atık altyapıları üzerinden dile getiriliyor.


Peki bu düzenleme neyi değiştirir?

Bu yasağın asıl gücü, tek bir cümlede saklı: Veri açıklanacak. Moda sektöründe yıllardır sorun şuydu: Fazla stok “vardı”, ama kaç adet, nereye gitti, nasıl elden çıktı bunlar çoğu zaman şeffaf değildi. Standardize raporlama formatı, “hikâye”den “ölçülebilirlik”e geçişi zorlayacak bir unsur.


Ve bu geçiş, bir sonraki dalgaya kapı aralayabilir: aşırı üretimi ekonomik olarak anlamsızlaştıran mekanizmalar (üretim azaltım hedefleri, EPR/eko-modülasyon, iade oranlarını düşüren tasarım zorunlulukları, dayanıklılık–tamir edilebilirlik kriterleri). ESPR’nin mantığı zaten ürünleri daha dayanıklı, yeniden kullanılabilir ve kaynak-verimli kılmaya dayanıyor; imha yasağı bu çerçevede “en görünür” kırılma noktası.


“Yakmak” Yasaklanınca da, Sistem Aynaya Bakmak Zorunda Kalır

Bu düzenleme, pek çok tüketicinin de belirttiği gibi, küçük ama önemli bir adım. Konuyu nihayet ana gündeme taşıyor; “fazlayı yakmak” gibi bir pratiği normal olmaktan çıkarıyor. Ama gerçek başarı, 19 Temmuz 2026’da değil, modanın şu soruya vereceği cevapta ölçülecek:


“Satılmayacak ve yakıma gönderecek kadar, neden fazla üretiyorsun?”

Yorumlar


Top Stories

1/78
bottom of page