Küresel ticaretin yeni yüzü artık takım elbise değil; el dokuması ipek, doğal boya ve kadın emeği.
Hindistan ile Birleşik Krallık arasında yürürlüğe giren serbest ticaret anlaşmasının ardından, Hindistan’dan İngiltere’ye kadın girişimcilerin öncülük ettiği ilk ticaret heyeti yola çıktı. Bu özel misyon sadece yeni iş bağlantıları kurmak için değil; üretim, estetik ve etik değerlerin aynı potada buluşmasını, kadınların liderliğindeki işletmelerin uluslararası pazarlara açılmasını desteklemeyi ve iki ülke arasındaki ticari ilişkileri çeşitlendirmeyi amaçlıyor.
Hindistan merkezli ve kadınlar tarafından yönetilen 13 marka, beş gün boyunca Londra, Manchester ve Yorkshire’da sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Program, klasik ticaret ziyaretlerinden çok daha fazlasını sundu: El dokuması tekstillerden coğrafi işaretli ipeklere, yerel gıda ürünlerinden zanaat temelli koleksiyonlara uzanan seçki; sürdürülebilirlik, izlenebilir tedarik zinciri ve etik üretim ekseninde kurgulandı.
Bu özel ticaret misyonu, International Trade Centre tarafından yürütülen SheTrades Commonwealth+ Programı kapsamında hayata geçirildi. Organizasyon sürecinde Hindistan İhracat Kuruluşları Federasyonu, İngiltere’deki iş dünyası temsilcileri ve Londra’daki Hindistan diplomatik misyonu aktif rol üstlendi. Amaç, tekstil, hazır giyim ve tarım-gıda alanında ihracata hazır kadın işletmelerini İngiltere pazarındaki alıcılarla buluşturmak ve kalıcı ticari bağlar kurmak.
Hindistan ile Birleşik Krallık arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması, ticaret politikalarında nadir görülen bir özellikle dikkat çekiyor: anlaşma, ticaret ve toplumsal cinsiyet eşitliğini doğrudan ele alan özel bir bölüm içeriyor. Bu yaklaşım, kadınların ekonomik hayata katılımını artırmayı ve kapsayıcı ticaret modellerini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte özellikle mücevher, tekstil, gıda ve otomotiv gibi sektörlerde ticaret hacminin büyümesi beklenirken, kadın liderliğindeki bu heyet, bu büyümenin hangi değerler üzerine kurulacağını da gösteriyor. Estetikle ekonomiyi, yerellikle küreseli ve üretimle hikâyeyi bir araya getiren bu girişim; modanın geleceğinin yalnızca trendlerle değil, kimlerin ürettiği ve nasıl ürettiğiyle belirleneceğine gösteren önemli bir adım.
Yorumlar