Döngüsel Moda Nedir? Bir Terimin Hikâyesi ve Modanın Yeni Mantığı
BiModaHayat
37 dakika önce
4 dakikada okunur
Döngüsel Moda Nedir? Bir Terimin Hikâyesi ve Modanın Yeni Mantığı
Sürekli yeni kavramlarla karşılaşıyoruz. Daha biri zihne yerleşmeden, bir yenisi dolaşıma giriyor. Üstelik çoğu zaman bu kavramlar, gerçekten ne söylediği anlaşılmadan kullanılmaya başlanıyor; biraz büyüyor, biraz parlıyor, sonra da hızla içi boşaltılıyor.
Moda dünyası da uzun süredir bu kavram trafiğinin tam ortasında. Ama bazı terimler var ki sadece yeni görünmek için ortaya çıkmıyor; bir değişimi tarif etme ihtiyacından doğuyor. “Döngüsel moda” da onlardan biri.
Peki bu kavram nereden çıktı? Kim ortaya attı? Ve neden tam da o dönemde görünür hâle geldi?
Bu soruların peşine düşünce, karşımıza yalnızca yeni bir moda terimi değil; modanın kendini yeniden düşünmeye başladığı bir kırılma anı çıkıyor. Çünkü uzun süre sektör, üretimden satışa uzanan düz bir hat üzerinde ilerledi. Bir ürün mağazaya girdiğinde hikâyesinin başladığı, dolaptan çıktığında ise sona erdiği varsayıldı.
Oysa bugün bir kıyafetin değerini yalnızca ilk satış anı belirlemiyor. Ne kadar süre kullanıldığı, onarılıp onarılmadığı, yeniden dolaşıma girip girmediği ve ömrünün sonunda nasıl bir iz bıraktığı da artık bu hikâyenin parçası.
“Döngüsel moda” kavramı tam da bu bakış değişiminin içinden doğdu.
Bir terimin doğuşu
2014 yılında, Stockholm’de bir masa etrafında konuşulan bir fikir, bugün modanın en çok tartışılan kavramlarından birine dönüşecekti. O gün orada kimse belki de yeni bir dönemin dilini kurduğunu düşünmüyordu. Ama bazen bazı kavramlar tam da böyle doğar. Büyük bir ilanla değil, bir boşluğu doldurma ihtiyacından ortaya çıkar.
Anna Brismar’ın aktardığı hikâyeye göre, Haziran 2014’te sürdürülebilir bir moda etkinliğinin hazırlıkları için yapılan bir toplantıda ortaya bir soru bırakıldı: Bu projeye ne ad verilecekti? Anna’nın verdiği öneri, sade ama güçlüydü: “döngüsel moda.” Sözcük o anda yalnızca bir etkinliğin adı gibi duruyor olabilirdi. Fakat kısa süre içinde, çok daha büyük bir ihtiyaca karşılık geldiği anlaşılacaktı.
Çünkü o yıllarda moda dünyasında bir şey değişiyordu. Sürdürülebilirlik artık yalnızca daha iyi malzeme seçmek ya da daha az zarar vermek anlamına gelmiyordu. Asıl mesele, modanın baştan sona nasıl işlediğini yeniden düşünmekti. Bir ürünün yalnızca nasıl tasarlandığı değil, ne kadar yaşadığı, kaç kez el değiştirdiği, nasıl onarıldığı ve sistemin dışına nasıl çıktığı da konuşulmaya başlanıyordu.
İlginç olan şu ki, aynı dönemde H&M’in sürdürülebilirlik ekibinin de İsveççe karşılığı olan cirkulärt mode ifadesini kullanmış olması, bu fikrin tesadüfi değil, zamanı gelmiş bir düşünce olduğunu gösteriyordu. Sanki moda endüstrisi aynı anda, farklı masalarda, aynı soruyla yüzleşmeye başlamıştı: Bir kıyafetin hikâyesi gerçekten nerede biter?
Eylül 2014’te Stockholm’de düzenlenen “Circular Fashion – Show and Talk” etkinliğiyle birlikte bu kavram daha görünür hâle geldi. Ama asıl önemli olan, bir terimin ortaya çıkmış olması değildi. Önemli olan, o terimin modanın geleceğine dair yeni bir bakış açısını taşımasıydı. Döngüsel moda, kulağa iyi gelen yeni bir etiket değil; modayı sadece üretim ve satış üzerinden değil, kullanım, onarım, yeniden dolaşım ve değer koruma üzerinden düşünme çağrısıydı.
Peki Döngüsel Moda Tam Olarak Nedir?
Döngüsel moda; giysi, ayakkabı ve aksesuarların toplum içinde mümkün olduğunca uzun süre, en değerli halleriyle kullanılmasını ve dolaşımda kalmasını amaçlayan bir yaklaşım. Burada mesele yalnızca ürünün uzun ömürlü olması değil; tasarımından tedarikine, üretiminden kullanımına, onarımına, yeniden satışına, geri dönüşümüne ve gerekiyorsa biyosfere güvenli dönüşüne kadar tüm yaşam döngüsünün birlikte düşünülmesi.
Başka bir ifadeyle döngüsel moda, “çöpe en son ne olur?” sorusundan önce, “bu ürün daha ilk günden nasıl daha iyi yaşar?” sorusunu sorar.
Bir ceketin yalnızca şık olması yetmez.
Dayanıklı mı? Onarılabilir mi? Tekrar satılabilir mi? Farklı kullanıcılar arasında dolaşabilir mi? Malzemesi yeniden değerlendirilebilir mi? İçeriği doğaya ya da sisteme güvenli biçimde dönebilecek kadar temiz mi?
Döngüsel moda tam da bu soruların toplamıdır.
Döngüsel Moda Ne Değildir?
Döngüsel moda sadece ikinci el değildir. Sadece geri dönüşüm de değildir. Sadece organik kumaş kullanmakla da tamamlanmaz.
İkinci el, kiralama, onarım, yeniden yapım, geri alım programları, yeniden satış ve tekstilden tekstile geri dönüşüm gibi modeller döngüsel modanın parçaları olabilir. Ancak bunların tek başına varlığı bir markayı otomatik olarak döngüsel yapmaz. Çünkü döngüsellik, tekil bir uygulamadan çok sistem tasarımıdır. Ellen MacArthur Foundation’ın moda çerçevesi de tasarım, kullanımda tutma, yeniden yapım ve güvenli malzeme akışları gibi birbirine bağlı adımların birlikte düşünülmesi gerektiğini vurgular.
Bu yüzden BMH perspektifinden bakınca döngüsel moda, “geri dönüştürülmüş kapsül koleksiyon” başlığından daha büyüktür. Asıl soru şudur: marka, ürünün tüm yaşamını gerçekten yeniden mi tasarlıyor; yoksa yalnızca mevcut lineer sistemi daha kabul edilebilir göstermeye mi çalışıyor?
Neden Bugün Daha Önemli?
Çünkü moda endüstrisinin temel sorunu yalnızca üretim biçimi değil, değer kaybı hızı. Ürünler çok hızlı üretiliyor, çok kısa kullanılıyor ve çoğu zaman sistemin dışına atık olarak düşüyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı bu kaybı azaltmayı hedefliyor: ürün ve malzemenin değerini mümkün olduğunca korumak, kullanım süresini uzatmak ve kaynak baskısını azaltmak. Ellen MacArthur Foundation’ın tekstil vizyonu tam da bunun üzerine kurulu.
Ama burada bir başka kritik nokta daha var. Döngüsellik tartışması çoğu zaman çevresel ve ekonomik çerçevede ilerliyor; sosyal boyut, yani emek, adil üretim, çalışma koşulları ve tedarik zincirindeki insan etkisi ise hâlâ daha zayıf ele alınıyor. 2022 tarihli akademik bir çalışma da döngüsel moda tartışmalarında sosyal sürdürülebilirlik başlığının yeterince işlenmediğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle döngüsel modayı yalnızca malzeme akışı olarak değil, aynı zamanda etik üretim, şeffaflık ve gerçek sorumluluk meselesi olarak okumak gerekiyor. Aksi halde döngüsellik, kolayca yeni bir pazarlama dili hâline gelebilir.
Döngüsel Moda, Modanın Vicdanı Değil Mantığı Olmalı
Bugün döngüsel modayı konuşmak, modanın daha az zarar vermesini istemekten ibaret değil. Aslında daha temel bir şeyi sorguluyoruz: Bir ürün nasıl tasarlanmalı ki değeri daha uzun yaşasın? Bir marka nasıl kurulmalı ki sadece satış anına değil, kullanım ömrüne de sorumluluk alsın? Ve bir sektör nasıl dönüşmeli ki “atık” artık iş modelinin doğal sonucu olmasın?
Sürdürülebilir moda haberlerine en kısa yoldan ulaşmanızı sağlayan BiModaHayat pazartesi seçkisine hoş geldiniz. 5-12 Nisan arasında, sürdürülebilir moda gündemi, “iyi niyet beyanı”ndan çok altyapı, denetim, veri ve işlem kabiliyeti etrafında şekillendi.
Yorumlar