2026’ya girdiğimiz bu ilk günlerde “ne kaçınılmaz oldu?”, “ne yön değiştirdi?” ve bu yeni gerçekliği nasıl rekabet avantajına çevirebilirsiniz? Masaya yatırıyoruz.
2025’in başında sektörün bir “araç kutusu paradoksu” içine sıkıştığını söylemiştik. Çerçeveler, platformlar, sertifikalar, girişimler… Her şey vardı; ama ölçülebilir ilerleme sınırlıydı. Araç bolluğu, etkiyi büyütmek yerine bölüyor; örtüşen çabalar “ilerleme görüntüsü” üretirken gerçek ivmeyi geciktiriyordu. Tahminimiz şuydu: uyum sorunları artacak, sistem kendi ağırlığıyla konsolide olacak; geriye yalnızca en etkili ve birlikte çalışabilir araçlar kalacak.
Ve evet: 2025’in “acımasız stres testi” bunu büyük ölçüde doğruladı. Ancak bir farkla… Konsolidasyonu hızlandıran şey yalnızca araç yorgunluğu değil; politika manevraları, tarife şokları ve iklim kaynaklı kesintiler oldu. Birçok ekip, uzun vadeli yol haritasını bir kenara bırakıp “acil müdahale/triage” moduna geçti.
1- “Araç” Değil “Altyapı” Kazandı
2025’in en net dersi şuydu: Sürdürülebilirlik artık bir iletişim katmanı değil, operasyonel bir altyapı. Yani “hangi sertifikayı aldık?” sorusu, yerini “ürün ve tedarik verisini nasıl yönetiyoruz?” sorusuna bıraktı.
Bunu özellikle AB tarafında net bir şekilde gördük. CSRD ile raporlamanın ilk dalgası 2025’te görünür hale geldi. İlk şirketler, 2024 finansal yılı için yeni kuralları uygulayıp 2025’te rapor yayınlamak zorunda.Bu, moda için “Sürdürülebilirlik anlatısı” değil, denetlenebilir veri ve kurumsal sistem entegrasyonu anlamına geliyor.
2- Konsolidasyonun Ana Filtresi “Birlikte Çalışabilirlik”
2025’te çok sayıda araç “kalabalık” yarattı; stres testi ise araçları elemek için tek bir kriteri öne çıkardı.Birlikte çalışabilirlik (interoperability). Yani ERP/PLM/tedarikçi portalları/izlenebilirlik/raporlama arasında veri akışı kurabilenler kaldı; “tek başına iyi ama kapalı” çözümler zorlandı.
AB’nin ESPR (Ecodesign for Sustainable Products Regulation) çerçevesi bu dönüşümü kurumsallaştırmaya başladı. ESPR, 18 Temmuz 2024’te yürürlüğe girdi ve ürünler için daha sürdürülebilir/circular kuralların temelini atıyor. Üstelik Komisyonun 2025–2030 çalışma planı, hangi ürün gruplarına öncelik verileceğini ve gerekliliklerin “kademeli” geleceğini netleştiren bir yol haritası rolü görüyor.
2025’te “çok araç” dönemi biterken, 2026’ya girerken “az ama entegre” dönemi başladı.
3- Sürdürülebilirlik Gündemi, Mevzuat ve Ticaret Şoklarıyla Aynı Anda Test Edildi
Biz konsolidasyonu bekliyorduk; ama konsolidasyonun hızını artıran dış şoklar 2025’in sürprizi oldu.
(a)Politika ve mevzuatta “geri vites / sadeleşme” dalgası
AB’de şirketler için sürdürülebilirlik raporlama ve özen yükümlülüğü takvimlerinde “sadeleştirme” ve “erteleme” hamleleri geldi. Konseyin “stop-the-clock” mekanizması, bazı CSRD yükümlülüklerini iki yıl, CSDDD’nin bazı kısımlarını bir yıl öteleyen bir çerçeve sundu. Ardından 16 Aralık 2025’te Reuters, AB Parlamentosu’nun kurumsal sürdürülebilirlik yasalarını zayıflatmaya dönük anlaşmayı onayladığını ve üye ülkeler onayının 2026 başında beklendiğini aktardı.
Bu, “sürdürülebilirlik rafa kalktı” değil; belirsizliğin arttığı ve şirketlerin iki şeyi aynı anda yönetmesi gerektiği anlamına geliyor:
Bugünün uyumu, 2) Yarın gelecek daha sert ürün bazlı gereklilikler.
(b) Tekstil için EPR artık “uzak gelecek” değil
16 Ekim 2025’te AB’nin Atık Çerçeve Direktifi revizyonu yürürlüğe girdi ve tekstiller için zorunlu EPR (extended producer responsibility) şemasına ortak kurallar getirdi. Üretici/marka, piyasaya koyduğu ürün başına ücret ödeyecek; bu ücret toplama, yeniden kullanım, geri dönüşüm ve bertaraf altyapısını finanse edecek. Bu başlık, sürdürülebilirliği “gönüllülükten” çıkarıp P&L kalemine dönüştürdü.
Tasarım kararları → EPR maliyeti → fiyat mimarisi → marj
“yeşil dönüşüm” planları bir anda “maliyet ve arz güvenliği” ile aynı masaya oturdu
2025’te ABD tarifeleri, ticaret iklimini sertleştirdi. AP’nin derlediği analiz, 2025’te ABD tarifelerinin ortalama seviyesinin Kasım itibarıyla ~%17’ye çıktığını ve bunun modern tarihte istisnai bir sıçrama olduğunu vurguluyor. Reuters da erken dönem tarifeler sonrası ithal ürün fiyatlarının daha hızlı yükseldiğini ve maliyetin pratikte nasıl paylaşıldığını analiz etti. 2026’ya girerken bu dalga bölgesel olarak da yayılıyor: Reuters’a göre Meksika, 1 Ocak 2026 itibarıyla serbest ticaret anlaşması olmayan ülkelerden gelen birçok üründe (tekstil dahil) tarifeleri çoğunlukla %35’e kadar yükseltti.
Ham madde ve lojistik kırılganlığı “kalıcı risk” oldu
Pamuk gibi tarımsal girdilerde aşırı hava olaylarının etkisi daha görünür hale geliyor; Better Cotton, sektörün aynı anda “ticaret savaşları + mevzuat + iklim” baskısı yaşadığını vurguluyor. Bu, sürdürülebilirliğin “etik tercih” değil, iş sürekliliği konusu olduğunu yeniden hatırlattı.
4- 2026’ya girerken göz ardı edilemeyecek 6 gerçek
Ocak 2026 itibarıyla resim net. Sürdürülebilirlik ekipleri artık yalnız değil; masada finans, hukuk, satın alma, BT ve tedarik zinciri var. Çünkü oyun şu 6 eksende dönüyor:
Uyum (compliance) rekabet parametresi oldu. CSRD’nin ilk raporları 2025’te geldi; takvimler esnese bile veri beklentisi esnemiyor.
Tekstil EPR, tasarımın “maliyet motoru”na dönüştü. 16 Ekim 2025’te yürürlüğe giren revizyon, markaları ürün bazlı sorumluluğa bağladı.
Dijital Ürün Pasaportu (DPP) bir “IT projesi” değil, ürün stratejisi. ESPR yürürlükte ve çalışma planı devrede; gereklilikler kademeli gelecek.
Ticaret şokları kalıcı bir volatilite katmanı. Tarifeler, sürdürülebilirlik yatırımlarını “bütçe dışı lüks” olmaktan çıkarıp “riskten korunma” aracına çeviriyor.
İklim riski: ham madde + teslimat + kalite üçgeninde maliyet yazıyor.
Araçlar değil, mimari kazanacak: veri standardı, sistem entegrasyonu, tedarikçi katmanı yönetimi
5) Volatilite kalıcı: politika + ticaret + iklim aynı anda yönetilecek
2025, sürdürülebilirliğin artık “etik tercih” değil, doğrudan iş sürekliliği konusu olduğunu hatırlattı. Takvimlerde “sadeleşme/erteleme” manevraları görülürken, tarife şokları ticaret iklimini sertleştirdi; iklim olayları ise ham madde ve lojistik kırılganlığını görünür kıldı.
Bu yeni dönemin gerçeği şu:
Sürdürülebilirlik ekipleri artık yalnız değil. Masada finans, hukuk, satın alma, BT ve tedarik zinciri var; çünkü konu artık “iyi olmak” değil, dayanıklı kalmak.
2026’ya girerken eksik kalmaması gereken 3 ek not
Bu 5 gerçeği “rehber” seviyesine taşıyan tamamlayıcı parçalar:
1. Tek “doğru plan” yerine modüler plan: Takvimler esneyebilir; veri ve sistem mimarisi esnememeli. Bugün için minimum uyum, yarın için ölçeklenebilir yapı.
2. Senaryo yönetimi şart: Tarife artışı / ham madde şoku / lojistik kesintisi için 3 senaryo ve tetikleyici metrikler belirlenmeli.
3. Yönetim modeli: Haftalık “uyum & risk operasyon masası” (hukuk + finans + satın alma + IT + ürün + lojistik) ile refleks değil prosedür işletilmeli.
Yorumlar