top of page

Tasarımın Sayılarla Yolculuğu

  • Yazarın fotoğrafı: BiModaHayat
    BiModaHayat
  • 1 Mar
  • 5 dakikada okunur

Estetikten Stratejiye



Bir fikrin doğduğu anı bilirsiniz. Önce sizi heyecanlandırır ve kısa zaman içinde sizde “Eureka!” dürtüsü geliştirir ve o şey her neyse bunu koruma altına almak istersiniz. Sonra ne olur? Bu fikri nasıl korurum, nasıl mülkiyetime alırım soruları başlar. Fikriniz patent konusu olabilecek türden bir buluşa mı dair, başarılarınızın izlendiği vitrininize marka olacak bir isim mi, yoksa yaratıcılığınızla eşsiz bir şey ortaya koyduğunuza inandığınız bir tasarım mı, önce buna karar verilir. Ardından hukuk ve tekniğin iç içe geçtiği bir yola adım atarsınız.


Bu yazıda, işte bu yolculukların en keyiflilerinden biri, fikri mülkiyet dünyasının en estetik ve belki de en keyifli alanı olan tasarım haklarına, tanımlar üzerinden değil de sayılar, eğilimler ve küresel hareketlilik üzerinden bakacağız


Yani tasarım nedir, nasıl korunur vb. gibi ilk akla gelen sorulara cevap vermektense öncelikle dünyada ve Türkiye’de son yıllarda tasarımlar ilgili yapılan tescil başvurularının hacmi ve değişimi, hangi şirketlerin tasarım konusunda lider olduğu, hangi sektörlerin tasarım yönünden önde olduğu gibi konuları istatistiksel verilerden yararlanarak ele alacağız. Böylece tasarım konusunun ülkemizdeki ve dünyadaki ticari hayatta ne kadar önemsendiği ve bu alanda dolaşımda olan canlı ama soyut bir varlık olan tasarım haklarının hacmini daha iyi anlayabileceğiz. 


Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) verilerine göre tasarım haklarının korunmasına yönelik yapılan başvuru sayıları ve nihayetinde tescil edilen tasarım sayıları ekonomik krizler gibi olumsuzlukların yoğun yaşandığı yıllar hariç yukarı trendini genellikle korumuştur. Son 15 yıla baktığımızda 2010 yılından bu yana tüm dünya çapındaki tasarım tescil başvuru sayısı 2 katına çıkmış ve 2024’te 1.2 milyona ulaşmıştır




Tasarım bir fikir değil, bir haktır.

Bu kadar hızlı bir büyümenin altında elbette fikri mülkiyet hakları konusunda insanların daha bilinçli davranması, tasarım ve marka değeri yüksek ürünlere daha fazla güven ve beğeni duyulması, tüm bu tüketim çarkı içinde sosyal medya gibi hızlı iletişim araçlarının yaygınlaşması ve hem tüketicilerin hem de hak sahiplerinin daha çok veriye daha hızlı ulaşması, sonuç olarak bu zincirdeki tüm halkaların baştan sona daha hızlı hareket etmesi yatıyor.  


En inovatif ülkeler hangileridir sorusu sorulsa, aşağı yukarı hepimiz ilk 10 içine giren birçok ülkeyi tahmin ederiz. İnovasyon, biz patent vekilleri arasında daha

çok buluşlar ve patentler için kullanılsa da, aslında kökeninde “yenilik” olan bu terim tasarımların da olmazsa olmaz şartlarından birine karşılık geliyor.


WIPO’nun 2024 yılı verilerine göre Çin Ulusal Fikri Mülkiyet Ofisi’ne yapılan tasarım başvurularında başı çekmekte. Çin’i Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore ve Türkiye takip etmektedir. Bu sıralama bir önceki yılki raporda da aynıydı. Yani ülke sıralamalarında, ciddi sıçrayışlar son yıllarda pek yaşanmadı.


Çin’in olağan üstü nüfusu, her alanda olduğu gibi bu verilere ait sıralamalarda da homojenliğin kaybolmasına neden oluyor. Tıpkı bir yağ-su emülsiyonu gibi Çin, bir çok istatistikte büyük farklarla en üstte ayrık şekilde yer almaya devam ediyor. Geçen yıl 650 bin başvuru alarak ilk sıraya yerleşen Çin’in hemen ardından gelen AB 122 bin, Birleşik Krallık 74 bin, ABD 52 bin, Güney Kore 47 bin ve Türkiye yani Türk Patent ve Marka Kurumu 42 bin başvuru sayısına sahiptir. Türkiye’den sonra Hindistan, İtalya, Japonya, Almanya, Fransa, İspanya, Rusya, İsviçre, Brezilya, Kanada, Avustralya, Endonezya, İran ve Fas gelerek ilk 20 böylece şekillenmiştir. Bu veriler, ilgili  ülkelerin tescil mercilerindeki sayılar baz alınarak hazırlanmıştır. Bir başka deyişle, bu sayılar, tasarım hakkının dünya çapında en çok korunmak istediği ülkelere ait bir sıralamayı bize veriyor. 


Peki ya sayılarla ifade ettiğimiz bu tasarımların sahipleri (ki çoğunlukla sahipler, tasarımcının kendisidir) en çok hangi ülkelerden?


Tasarım sahibinin öncelikle kendi ülkesinde tescil başvurusu yapması doğal bir beklenti olacağından, tasarım sahiplerinin menşelerine ait sıralama da bir üstte verilene yakın doğrusu. Yine de listeye giren birkaç yeni ülke göze çarpıyor, bu sefer sayılardan ari şekilde: Çin, Almanya, ABD, İtalya, Güney Kore, Türkiye, Fransa, Birleşik Krallık, Hindistan, Japonya, İsviçre, İspanya, Hollanda, Rusya Federasyonu, İran, Polonya, Brezilya, Avustralya, Endonezya, Fas.  Tasarım deyince hepimizin ilk aklına gelen İtalya nerede diyorken, işte tasarım sahiplerinin menşeine göre yapılan sıralamada 4. sıradan giriş yapmış şekilde karşımızda. Almanya Patent Ofisi, başvuru sayısı anlamında dünyada 10. sırada olsa da, Alman tasarım sahiplerinin tüm dünyada yaptığı tasarım başvuru sayısı onları 4. sıraya sokabilmiş. Hollanda ve Polonya ise koruma istenen ülkeler kategorisinde ilk 20’ye bile giremezken, Hollandalı ve Polonyalı tasarım sahiplerinin tasarım sayıları, dünya sıralamasında 13. ve 16. sırayı almalarını sağlamış görünüyor. Bir başka deyişle bazı ülkeler, başvuru sayısından bağımsız olarak tasarım kültürünü küresel ölçekte ihraç edebiliyor.



Bir tasarım, yalnızca çizildiği masada değil,

tescil edildiği ülkelerde değer kazanır


Bunca tasarımı daha somut hayal etmek gerekirse, belki de biraz sektörlere göre konuşmamız gerek. WIPO, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından hazırlanan sektör tablosunu baz alarak, dünya çapındaki tüm tasarım başvurularını 12 sektör altında gruplamış. Tasarımın en yoğun olduğu sektörler, günlük hayatla en fazla temas eden alanlar olma özelliği taşıyor. 2024 verilerine göre, sektörel sıralama şöyle şekillenmiş: 


  • Mobilya ve ev eşyaları, 

  • Tekstil ve aksesuarlar,

  • Aletler ve makineler, 

  • Bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) ve görsel-işitsel, 

  • Elektrik ve aydınlatma, 

  • Eğlence ve eğitim, 

  • İnşaat, 

  • Ambalajlama, 

  • Sağlık, ilaç ve kozmetik, 

  • Ulaştırma, 

  • Reklamcılık, 

  • Tarımsal ürünler ve gıda hazırlama


Burada küçük bir not eklemek gerekirse, mobilya ve ev eşyaları sektörünün sadece 2024 yılında değil, önceki yıllarda da hep üst sıralarda yer almasında Türkiye’nin en çok bu sektörde tasarımı olmasının katkısı büyüktür. 


Türkiye demişken, sadece ülkemiz özelinde bir projeksiyon ortaya koyarsak, tasarım tescili ile ilgili verilerin illere ve sektörlere göre dağılımına göz atabiliriz. Türk Patent ve Marka Kurumu, kuruluş yılı olan 1995’ten bu yana her yıl bir önceki yıla göre genelde daha fazla tasarım başvurusu almıştır. 2022 yılında tarihinde bir pik yaparak 84 bin alan Türkpatent, son iki yılda önceki yıla düşüş yaşayarak 2023’te 58 bin, 2024’te 46 bin tasarım başvurusu almıştır. 


2018’den bu yana, tasarım tescil belgesi almış illerin tasarım sayılarına göre sıralanmasına bakarsak, İstanbul – Bursa – Kayseri ilk üçte yer almaktadır. İstanbul, popülasyon farkı sebebiyle; Bursa teksil, Kayseri ise mobilya alanında öne çıkması sebebiyle ilk üçtedir. 2024 verilerine göre, İstanbul 14.771 tescil sayısı ile birinci olurken, Bursa 4295, Kayseri 2808, Ankara 2439, Gaziantep 2008, İzmir 1681, Konya 1460, Antalya 505, Eskişehir 440 ve Denizli 414 tescille ilk 10’a girmeyi başarmıştır. Tasarım tescilleri, şehirlerin sanayi kimliği ve uzmanlaşma alanlarıyla doğrudan örtüşüyor denilebilir.



Türkiye’deki sektörel dağılımı incelediğimizde, 2024 verilerine göre yerli başvurularda ilk üçe giren sektörler ve tasarım tescil sayıları, mobilya ve ev eşyaları (10.767), grafik semboller / logolar / yüzey desenleri / süslemeler (5.856), tekstil ve aksesuarlar (4.241) iken Türkiye’ye gelen yabancı menşeli tasarımların ise en çok taşıtlar (1.412), aydınlatma cihazları (368) ve ambalajlar (364) alanında olduğunu görüyoruz. 


Bugün sayılar bize tasarımın ölçülebilir, korunabilir ve küresel ölçekte dolaşımda olan bir ekonomik değer olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. Başvuruların yıllar içindeki artışı, ülkeler ve sektörler arasındaki dağılım, tasarımın hem rekabet avantajı hem de stratejik bir yatırım aracı olarak konumlandığını gösteriyor. Türkiye’nin bazı sektörlerdeki güçlü varlığı, tasarımın yerel üretim kültürüyle nasıl bütünleşebildiğinin adeta bir kanıtı. Yabancı başvuruların yoğunlaştığı alanlar ise küresel tasarım rotalarının ipuçlarını veriyor. Kısacası tasarım, yalnızca “yaratılmış” bir şey değil, bilinçli şekilde korunmak istenen, sınırları aşan ve ticari değeri giderek daha net görülen bir hak.

Yorumlar


Top Stories

1/85
bottom of page