DeFacto, CDP (Carbon Disclosure Project) raporlamasında iklim değişikliği kategorisinde bu yıl A- notuna yükseldiğini açıkladı. Markanın verdiği bilgiye göre Su Güvenliği ve Ormansızlaşma başlıklarında ise B notu bulunuyor. 2023’te başlayan CDP yolculuğunda iklim puanını kademeli olarak yükselttiğini söyleyen DeFacto, bu alanda toplamda üç kademe ilerlediğinin altını çiziyor.
CDP, şirketlerin iklim, su ve ormansızlaşma gibi alanlarda hem etkilerini hem de bu etkileri nasıl yönettiklerini daha şeffaf bir çerçevede görünür kılan global bir raporlama sistemi. Bu nedenle sonuçlar, yalnızca “puan” gibi değil; kurumların veriyle çalışma, hedef koyma ve ilerlemeyi takip etme disiplinini de işaret eden bir gösterge olarak okunuyor.
Notlar ne söylüyor?
Bu yılın öne çıkan başlığı iklim. A-, CDP’nin ölçeğinde “liderlik” bandına denk geliyor ve DeFacto, geçen yıla göre bir kademe yukarı çıktığını belirtiyor. Su ve ormansızlaşma tarafındaki B notları ise çevresel risk yönetimi başlıklarında ilerleme alanı olduğu kadar, belli bir yönetim altyapısının da oluştuğuna işaret eden bir çizgide duruyor.
Sürdürülebilirlik, markanın iç kararlarına nasıl yerleşiyor?
DeFacto, 2025 itibarıyla sürdürülebilirliği “operasyonel bir proje” gibi değil, işin karar mekanizmasına yerleşen bir yapı olarak tarif ediyor. Bu çerçeveyi de “Doğa, Dönüşüm, Değer” ekseninde konumlanan Triple D yaklaşımıyla anlatıyor; çevresel ve sosyal başlıkları ekonomik dayanıklılıkla birlikte ele aldığını söylüyor.
İklim tarafında dikkat çeken nokta, SBTi ile uyumlu 2030 ve 2050 emisyon azaltım hedeflerinin onaylanmış olması. Buna ek olarak operasyonların karbon ayak izi ve su tüketimi gibi metriklerinin (ve seçili sosyal göstergelerin) bağımsız güvence süreçlerinden geçtiği bilgisi paylaşılıyor. Ürün tarafında ise sürdürülebilir özellik taşıyan ürünlerin koleksiyon içindeki payının yaklaşık %30 seviyesinde gerçekleştiği; rejeneratif pamuk ve daha düşük çevresel etkiye sahip malzemelerin daha geniş ölçekte koleksiyonlara girdiği belirtiliyor.
Mağaza deneyimi de dönüşüyor
Marka, sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca “arka plan” operasyonlarında bırakmak istemediğini; müşteriyle temas eden alanlarda da bu dili kurmaya çalıştığını anlatıyor. Bu bakışın örneklerinden biri olarak Adana’daki deneyim mağazası öne çıkıyor: enerji verimliliği, atık yönetimi ve operasyonel optimizasyon odağıyla kurgulanan konseptin Green Check – Yeşil Kontrol Belgesi’nde Altın kategori aldığı aktarılıyor.
Başarılarının Temeli Şeffaflık ve Ölçülebilirlik
DeFacto Sürdürülebilirlik ve CSR Başkanı Elif Çam süreci şu şekilde aktarıyor:
“CDP liderlik seviyesinde yer almak, DeFacto’nun sürdürülebilirliği bir niyet değil; ölçülebilir hedefler, şeffaf raporlama ve teknoloji destekli karar süreçleriyle yönettiğinin güçlü bir göstergesi. Triple D yaklaşımımızla çevresel, sosyal ve ekonomik etkiyi birlikte ele alıyor; iklim kriziyle mücadelede bilim temelli hedeflerle ilerliyoruz. Bu başarı, kurum genelinde sürdürülebilirliği ortak bir refleks haline getirmemizin sonucu. CDP’ de elde ettiğimiz decerelendirme sonuçlarıyla, DeFacto’nun yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorumluluğunu üstlenen bir marka olma kararlılığını uluslararası ölçekte tescillemiş olduk.
Bugün moda dünyasında sürdürülebilirlik “güzel cümle”yle taşınmıyor; hedef, veri ve takip istiyor. CDP gibi platformlar da tam bu noktada devreye giriyor: Ne söylendiğinden çok, nasıl ölçüldüğü ve nasıl yönetildiği görünür oluyor. A- tek başına bütün resmi anlatmasa da, markaların “kanıt” tarafında hangi zeminde durduğunu anlamak için iyi bir başlangıç.
Yorumlar