top of page

Kalıcı Olan Ömrü Uzatmak

  • Yazarın fotoğrafı: BiModaHayat
    BiModaHayat
  • 1 Mar
  • 6 dakikada okunur

“Kendimize neden tükettiğimizi sormuyoruz ama tükettiğimiz ürünlerin neden sürdürülebilir olmadığını sorduğumuzda işin özünden bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde kaçı(nı)yor muyuz?”



Roll Dergisi’nin Kasım 2021 sayısında yer alan ve Kudsi Ergüner ile gerçekleştirilen bir söyleşiyi dün gibi anımsıyorum. Bu söyleşinin bir noktasında Kudsi Ergüner “Peki, kitle kültürünün derdi ne derseniz… Herhâlde onlar ‘kafesin içinde neden daha tatlı bir suyum yok, neden tel kafesteyim de altın kafeste değilim!’ diye hayıflanıyorlar; yani dertleri herhalde daha iyi bir tutsak olmak!” diyordu.


Barış’ın “Tüketim sebeplerimizi sorgulamıyoruz da tükettiğimiz ürünlerin sürdürülebilir olup olmadığını sorgulayarak neden işin özünü kaçırıyoruz?” sorusu beni işte bu yazıya kadar götürdü.

Barış küçücük bir çocukken kayak yapmaya başlıyor. Ancak biraz farklı bir yol izlemek zorunda kalıyor. Çünkü, ailesinin bunun için yeterli ölçüde imkânı yok. Kayak hakkındaki bilgileri önce kitaplardan okuyor. Sonra kadife pantolonlar ve pamuk eldivenler giyerek neredeyse dona dona kayak öğreniyor. “O dönemlerde ikinci el kıyafet, kıyafet bağışı, kıyafet kiralama - en azından bizim kayak yaptığımız yörede - yoktu. Özetle; döngüsel ekonomi ile ilgili bir algı, yaklaşım, kaygı veya gereksinim bulunmuyordu. Yoksa, ben de kayak yapmayı spor eğitmenlerinden öğrenmeyi, doğru düzgün kıyafet ve ekipman ile antrenman yapmayı elbette isterdim” diyor.


Barış bugün sadece iyi bir kayak sporcusu değil; aynı zamanda birçok farklı sporu bir arada yapan, bu tutkusunu meslek edinen bir yazar. Evet, Barış’ın yazdığı kitaplar var ama bu konuya daha sonra değineceğiz.

 

Doğa ve macera sporlarıyla ilgili kıyafetleri ve ekipmanları en geniş ürün yelpazesiyle bir araya getiren, iyi eğitimli çalışanları ve yöneticileri ile ziyaretçilerine 360 derece hizmet sunmayı hedefleyen; bununla da yetinmeyerek Türkiye’nin ilk well-being konseptli spor ürünleri perakendeciliğini hayata geçiren SPX’in Genel Müdürü Barış Andırınlı ile son derece keyifli ve bir o kadar aydınlatıcı bir sohbet gerçekleştirdik. Klasik söylemlerin ve alışılmış reflekslerin dışına çıkıp sürdürülebilirlik üzerine konuştuk.

 

“Longevity bizim sürdürülebilirlik yaklaşımımız”

 

Longevity daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşam sürmeyi ifade ediyor. SPX bu kavramı döngüsel ekonomi yaklaşımı ile birleştiriyor.


Barış, öncelikleri ve alıştıkları hayat standardı düşük olsa bile en azından bunu korumak için mücadele eden insanların sürdürülebilir bir yaşama öncelik vermemekle eleştirilmesini adil bulmuyor. Bu nedenle söz konusu insanlara “Tüketmeye devam edin, sakın durmayın ama dikkat edin! Tükettiğiniz ürünler sürdürülebilir olsun, yoksa sizi sorumsuzlukla suçlarız” demeyi samimi bulmuyor. Geri dönüşümün bir hayat felsefesi olmaktan hızla çıkarak bir tür ekonomi olma riskine dair endişelerini dile getiriyor. Plastiğin geri dönüştürülmesi yoluyla üretilen spor giyim ürünlerinin plastiğe olan talebi dolaylı olarak artırdığı hakkında giderek daha fazla araştırma sonucuyla karşılaştığını ve bu sebeple hayal kırıklığına uğradığını üzülerek söylüyor. Kısacası, yoğun bir yeşil aklama (greenwashing) endişesi duyuyor.

 

SPX’in bu konuya yaklaşımı dürüst ve samimi görünüyor. Müşterinin sadece ruhuna değil, cebine de fayda sağlayarak onları döngüsel ekonomiye teşvik ediyor. Önceliği düzenli olarak ürün satmak olan bir şirketin ikinci el, tamir ve bağış gibi seçenekler sunmasının yanında organizasyon ve etkinlikler de düzenlemesini aslında varoluşuna aykırı olduğunu söylediğimizde ise gülümsüyor ve şu sözlerle devam ediyor:

 

“Haklısınız, ancak biz bir dönüştürücü güç olmak istiyoruz. Sporun doğal olarak kapsayıcı bir yönü var ve bu kapsayıcılığı toplumsal bir fayda için kullanıyoruz. İnsanları bir araya getiriyor, kendilerini tanımalarına imkân tanıyor, başlamak istedikleri sporu seçmelerini kolaylaştırıyoruz.

 

İnsanlar sportif aktivitelere başlamak için bazen büyük maliyetler üstleniyorlar. Biz de bu noktada, döngüsel moda markası Nivo ile yaptığımız iş birliği sayesinde hayata geçen Yaşasın! projesiyle devreye giriyoruz. Bu maliyetlerin altına hemen girmek yerine, insanlara öncelikle ikinci el ürünler sunuyoruz, hatta gerektiğinde arkadaşlarının veya büyüklerinin eskilerini tamir ederek bunlardan yararlanmalarını sağlıyoruz. Tamir Et ve Yeniden Sat (Repair & Resell) grubundaki ürünlerimiz arasındaki ikinci el kayaklara baktığımda küçükken sahip olamadığım olanakları günümüzün çocuklarına ve gençlerine sunduğumuz için gurur duyuyorum. Sporun özellikle çocuklarımız için bir lüks olmaktan çıkıp rutinlerinin bir parçası olmasını istiyoruz.”



WOW - World of Wellbeing

 

“SPX WOW döngüsel ekonomi ile wellbeing’i bir araya getirerek oluşturmak istediğimiz topluluklara yönelik bir buluşma noktası olarak tasarlandı.


Türkiye’nin ilk bütünsel iyi yaşam merkezi olarak tasarlanan bu mekân, dört kattan oluşuyor ve 5500 metrekarelik geniş bir alana yayılıyor. Spordan sağlığa, paylaşımlı çalışma noktalarından kültür-sanat etkinliklerine ve atölye gruplarına dek farklı sektörlere uygun çok amaçlı alanlar sunuyor. SPX WOW yüksek tempolu kent yaşamında günlük hayat rutinine denge getirirken aynı zamanda iyi yaşam uygulamaları ile outdoor aktiviteleri aynı mekânda buluşturması yönünden de kayda değer bir örnek oldu. Kolay ulaşılabilir bir konumda bulunması, yüksek ticari getiri potansiyeli taşıması ve gün boyu canlı bir alan olmasıyla yatırımcılar açısından da heyecan verici olduğu görüşündeyim.

 

Her yaştan bireyin kendini bulacağı, katılımcı, kapsayıcı ve insanların iç dünyasından da mutlaka bir şeyler bulacağı demokratik bir topluluk inşa etmek istiyoruz. Bursa’daki Downtown AVM’de yer alan SPX WOW, işte bu çabanın sonucunda ortaya çıkan somut bir çıktı oldu.”

  

WALKR konseptinizden de bahsedelim ki sanırım o da Türkiye’de bir ilk, değil mi?

 

Evet, öyle! Açıkçası yürümenin yeterince sahiplenilmemiş bir alan olduğunu düşünüyorum. Pek çok insan koşmaktan bahsediyor. Elbette dağ, kır, sahil, asfalt yol, toprak, yağmurlu hava, çamurlu parkurlar derken neredeyse her tür zemin ve hava koşulunda koşmaya yönelik sayısız ürünümüz var. Ancak fiziksel imkânı olmayanları veya onu bir aktivite olarak sevmeyenleri de göz önüne aldığımızda herkesin koşamayacağını kabul etmeliyiz. Yürüyüş, hareket etmede fiziksel bir engeli olmayan herkesin yapabileceği bir spor ve bu sebeple son derece eşitlikçi olduğunu söyleyebiliriz. SPX aktif yaşamı toplumsal tabana yayan bir marka olarak, bu alanı daha fazla sahiplenmeliydi. WALKR temelde bu noktadan hareket eden bir fikirle başladı ve sonrasında gelişip büyüyerek hayata geçen bir proje oldu.

 

Kaldı ki yürümek zaten en az koşmak kadar değerli! Kendimden örnek vermem gerekirse her gün onlarca kilometre yürüyen biriyim. Şaşırmayın, gerçekten de bu mesafeyi katedecek kadar yürüyorum. Çünkü, yürümek için ofisten çıkmak zorunda değilim. WALKR ile bağlantılı Walk & Meet adlı projemiz bunu mümkün hâle getirdi. Çok önemsediğimiz ve son derece iddialı olduğumuz bu proje ile iş yerlerini Urevo yürüme bantları ile tanıştırarak insanlara yeni bir çalışma ortamı önereceğiz. Tabii ki bir insanın her gün kilometrelerce yürüyüş yapma lüksü olmadığını biliyoruz. Fakat az yer kaplayan ve katlanarak taşınabilir bu yürüyüş bantlarıyla zaman içinde yeni bir yürüyüş kültürü ve bununla bütünleşik bir topluluk oluşturmayı hedefliyoruz.

 

Şimdi WALKR’a ayırdığımız özel mağaza alanlarında ayak yapısına ve adımlama tercihlerini gözeterek her bireyin kendisine en uygun yürüyüş ayakkabısını kolayca bulmasını sağlıyoruz. Sadece ayakkabıları sergilemekle yetinmiyoruz ve yürüyüş deneyimini tamamlayan aksesuarlar ile spor giyim ürünlerini de yine bu alanda satışa sunuyoruz.

 

Pazarlama iletişiminden dekorasyonuna dek her ayrıntıyı incelikle düşündük ve ziyaretçilerimizin özel hissetmelerini amaçladık. Açıkçası, WALKR’ın içimize sinen bir süreç ve kendi kendine büyüme potansiyeli taşıyan yeni bir konsept olmasından ötürü çok mutluyum. Sadece yürüyüşe odaklı ürünlerimizin bulunduğu ve bu konuda özel eğitim almış ekip üyelerimizin müşterilerimize rehberlik ettiği WALKR konsepti SPX’in aktif yaşam tutkusuna dayanan toplumsal misyonunu daha da güçlendirdi.

 

Bir de bunlardan apayrı bir yerde duran Blue Monkey Coffee var, o nasıl ortaya çıktı?

 

Aslında apayrı bir yerde sayılmaz. Blue Monkey Coffee adından da anlaşılacağı üzere bir kahve deneyimi sunuyor. Fakat bunu diğerlerinden daha farklı iş modelleriyle ve özgün bir atmosferde yaşatıyor.

 

Kahve zaten uzun bir süredir outdoor aktivitelerin ve sporun bir parçası oldu. Gerek spor salonunda antrenman bitince veya antrenman öncesinde gerekse kamp yaparken veya günübirlik doğa yürüyüşlerinde bir yol arkadaşı gibi daima yanımızda! Sakinleştirme, yorgunluğu giderme ve insanları bir araya getirme gibi mucizevi güçleri olan bir meyveden ve ondan elde edilen içecekten söz ediyoruz.

Rekabetin keskin olduğu bu piyasada Blue Monkey Coffee şubelerinin başkalarına benzeyerek değil, kendi marka kimliğimizi ortaya koyarak öne geçmesini arzuluyoruz. Bir süre önce başlattığımız franchising süreciyle birlikte aday işletmecilere SPX ve VAULT mağazalarıyla entegre olarak mağaza içi mağaza ile bağımsız şube seçeneklerinin olduğu avantajlı ve çeşitli iş modelleri öneriyoruz. Üst düzey ekipmanlarla elde edilen kahveleri ve lezzetli atıştırmalıkları müşterilere uygun fiyatlarla ulaştırmak istiyoruz.

 

SPX’ten ilham alan outdoor ruhu ve doğa tutkusuyla tasarlanan Blue Monkey Coffee şubelerinde artık her kahve ayrı bir macera ve farklı bir deneyim anlamına geliyor.

 


Sohbetimizde söz sonunda Yazar Barış’a geliyor.

 

Sporcu, yönetici, baba, eş, arkadaş ve yazar Barış’ın ortak noktasının ne olduğunu soruyorum. Barış burada beklemediğim bir yanıt veriyor: “Disiplin” ve devam ediyor:

 

“Sabahları çok erken saatlerde uyanıyorum. Spor yapıyorum ama bunu sabah sporu olarak kabul edelim. Çünkü, günün geri kalanında zaten her fırsatta ve her yerde yürüyorum. Sonrasında işbaşı yapıyorum. Gün, hafta, ay, hatta her saatim programlıdır; aksi takdirde hayatımı yönetemem. Çünkü, hayatı zaten her fırsatta bana müdahale ederek kendisini dayatmaya hazır hâlde buluyorum. Bu program sayesinde hem aileme ve arkadaşlarıma zaman ayırıyorum hem de yazmaya vakit buluyorum.

 

Burada çok önemli bir yer tutan yürüme konusuna yeniden değinmek istiyorum. Aslına bakarsak iyi bir kayak sporcusu ya da koşucu olmak için ayrı ayrı antrenman yapmama gerek yok. Çünkü, iyi bir yürüyüşçü olarak pek çok şeye hazır olduğumu fark ettim. Aylarca koşmadığım hâlde - yıllardır düzenli yürüdüğüm için - 50 kilometrelik bir koşu yarışını ya da bisiklet parkurunu rahatlıkla tamamlayabiliyorum. Bu fiziksel ve zihinsel bakımdan hazır olma duygusu, beni iş ve özel hayatım ile kişisel önceliklerime de hazırlıyor. Hâliyle, yazma alışkanlığıma da yansıyor. Disiplinin hayatımın yapı taşı olduğunu söylemeliyim.”

 


Yorumlar


Top Stories

1/90
bottom of page