Arama Sonuçları
Search this site
Boş arama ile 413 sonuç bulundu
- Selfridges, Sürdürülebilir Moda Girişimini Ülke Çapında Genişletiyor
Selfridges, moda endüstrisinde döngüselliği teşvik etmek amacıyla 'Reselfridges' adlı ikinci el aksesuar hizmetini Birleşik Krallık'taki tüm mağazalarında genişleteceğini duyurdu. Bu adım, şirketin 2019'da amiral mağazasında başlattığı ve Depop ile başarılı bir işbirliği sonrasında 2020'de kendi markasını piyasaya sürdüğü 'Reselfridges' girişiminin genişletilmesini içeriyor. Telif Hakkı: © copyright Matt Writtle 2020 Bu genişleme çabaları, müşterilere hem vintage hem de çağdaş giyim ve aksesuarları mağazada ve çevrimiçi olarak satın alma ve satma konusunda ek fırsatlar sunacak şekilde şekillendiriliyor. Selfridges, bu kapsamda Birleşik Krallık'taki dört mağazasını kapsayacak şekilde 'Reselfridges' özelliğini kalıcı hale getirecek. Şirket, Londra'daki amiral mağazasında 3.000 metrekarelik yeni bir döngüsel moda merkezi oluşturarak bu genişlemeyi destekliyor. Bu merkez, döngüsel moda girişimlerini bir araya getirerek, ilk deneme merkezinden üç kat daha büyük olacak ve SOJO onarımı, HURR kiralama, Vintage Threads ve We Are Cow gibi markaları içerecek. Ayrıca, deri ürünler için onarım ve restorasyon hizmetleri sunan The Handbag Clinic'in imtiyazını da sürdürecekler. Selfridges'in bu genişlemesi, sadece moda endüstrisinde döngüselliği teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda şirketin sürdürülebilirlik çabalarını da destekliyor. Şirket, Moda Görev Gücü'nün bir parçası olan Sürdürülebilir Pazarlar Girişimi kapsamında 2030 yılına kadar işlemlerinin %45'ini döngüsel ürünlerden gerçekleştirmeyi taahhüt ediyor. Ayrıca, 2020'de başlattığı 'Project Earth' sürdürülebilirlik stratejisiyle operasyonlarında kullanılan malzemelerin sürdürülebilirliğini artırmayı hedefliyor. Bu adımlar, moda endüstrisindeki çevresel etkileri ele almak adına önemli bir ilerleme olarak görülüyor. Ancak, sektördeki büyük oyuncuların geçtiğimiz yıl boyunca sosyal ve çevresel etkileri ele alma konusunda çok az ilerleme kaydettiği veya hiç ilerleme kaydetmediği gerçeği, sektörde daha fazla değişim ve farkındalık çağrısı yapılmasını gerektiriyor. bimodahayat haber makaleleri yalnızca bireysel kullanım için kopyalanabilir veya iletilebilir. Önceden yazılı izin alınmadan başka hiçbir çoğaltma veya dağıtıma izin verilmez.
- Federal Mahkeme, Nike'a Karşı Açılan Yeşil Aklama Davasını Reddetti
Geçtiğimiz hafta Missouri Doğu Bölge Mahkemesi, Nike'a karşı açılan toplu davanın reddine karar vererek, spor giyim devini yeşil aklama suçlamalarından akladı. Mayıs 2023'te baş davacı Maria Guadalupe Ellis tarafından Missouri Doğu Bölge Mahkemesi'nde açılan davada, Nike'ın tüketicileri aldatmakla suçlanmıştı. Şikayette, Nike'ın Missouri Ticari Uygulamalar Yasası'nı ihlal ettiği, ürünleri yanlış tanıttığı ve sürdürülebilirlik iddialarının gerçek dışı olduğu öne sürülmüştü. Ellis'in iddiasına göre, Nike'ın sürdürülebilirlik koleksiyonundaki ürünler gerçekte geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmamaktadır. Şikayette, Nike'ın ürünlerinin çevre dostu olmadığı ve sürdürülebilirlik iddialarını karşılamadığı belirtilmişti. Ancak, Yargıç Matthew Schelp, Ellis'in iddialarının yeterince kanıtlanamadığına hükmetti. Schelp, Ellis'in Nike'ın ürünlerinin gerçek malzeme yapıları hakkında yeterli kanıt sunamadığını ve iddialarının detaylandırılmadığını belirtti. Nike'a karşı açılan bu davada reddedilmesi, yeşil aklama iddialarıyla mücadele eden büyük markalar arasında dikkate değer bir olaydır. Benzer şekilde, H&M'e karşı açılan davada davacılar gönüllü olarak vazgeçmiş ve İsveçli şirketin ayrı bir yeşil aklama davasının reddedilmesiyle sonuçlanmıştı. Nike konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, mahkemenin kararı yeşil aklama iddialarının mahkemeye taşınmasında zorluklar yaşandığını göstermektedir. Bu makale ilk olarak bimodahayat.com'da yayınlanmıştır
- Koton’dan TÜSİAD’ın yönetimde kadın temsilini artırma çağırısına destek
Koton, Türkiye'nin önde gelen moda markalarından biri olarak, kadınların yönetimdeki temsiliyetinin artırılmasına yönelik çağrıyı desteklediğini duyurdu. Şirket, 31 Aralık 2023 itibarıyla yönetim kurulunda %50'ye ve yönetim kadrolarında %53'e ulaşan kadın yönetici oranıyla sektöründe öncü konumda yer alıyor. Bu başarı, Koton'un kadın temsilini güçlü bir şekilde destekleyen şirketlerden biri olarak tanınmasını sağlıyor. TÜSİAD, ‘Yönetimde Kadın Temsilinin Artırılması için İş Dünyasına Çağrı’ etkinliğini gerçekleştirerek, şirketlerin kadın temsilini somut adım ve hedeflerle artırmaya davet etti. Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz, Koton olarak, kadın liderliğini ve eşitliğini iş kültürlerinin temel bir parçası olarak gördüklerini söyleyerek, “Kadınların iş dünyasındaki temsilinin artırılması ve liderlik pozisyonlarında daha fazla yer almaları için çaba sarf ediyoruz” diye konuştu. Koton, Yönetimde Kadın Temsilini Güçlendiriyor: %50'ye Varan Kadın Yönetici Oranıyla Öncü Konumunu Sürdürüyor TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal Kalkınma Yuvarlak Masası Başkanı da olan Yılmaz Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “31 Aralık 2023 itibarıyla Koton’da yönetim kurulumuzun yüzde 50’si, yöneticilerin yüzde 53’ü, toplam çalışanlarımızın ise yüzde 71’i kadınlardan oluşmaktadır. Bu istatistikler, Koton’da iş gücümüzün büyük bir çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu ve liderlik pozisyonlarında etkin bir şekilde temsil edildiklerini göstermektedir. Koton olarak iş dünyasında kadınların güçlenmesi ve liderlik rollerinde daha fazla yer alması için çeşitli inisiyatifler alıyoruz. Kadın çalışanlarımızı desteklemek, eğitmek ve kariyerlerinde ilerlemelerine yardımcı olmak için çeşitli mentorluk ve eğitim programları düzenliyoruz.” Koton, BM Kadının Güçlendirilmesi Prensipleri'ne İmza Atarak Kadın Temsilini Önceliklendiriyor Yüzde 71 kadın çalışan oranı, yüzde 53 kadın yönetici oranıyla Türkiye ortalamasının üzerinde kadın istihdamı olan Koton, 2016 yılında BM Kadının Güçlendirilmesi Prensipleri’ni ülkemizde imzalayan ilk şirketlerden biri. Bu temel prensiplerin şirket yapısına uyarlandığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikası, Yönetim Kurulu tarafından imzalanmış olup Koton çatısı altında kadınların hiçbir şekilde ayrımcılığa uğramayacağını, eşit ve adil bir insan kaynakları yönetimi yapılacağının güvencesini veriyor. Politikaların uygulanmasını denetleyen ve çeşitli projeler hayata geçiren Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesini 2018 yılında oluşturan Koton, kadınların çalışma koşulları, kariyer gelişimleri, sosyal psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması, ebeveyn eğitimleri gibi pek çok farklı programın işleyişini ve kurum dışı birçok projeyi yürütüyor. Kotonlu anne-baba adaylarını sağlık, psikoloji, çocuk gelişimi konularında destekleyen Koton Moms & Dads programı gibi projelerinin yanında 2023 da yılında regl izni uygulamasına başladı. Koton, kurum dışında da toplumsal fayda ekseninde El Emeği, Ev Kadınları projesi gibi kadının işgücüne ve sosyal hayata katılımını destekleyen projeler yürütüyor. 2016 yılında hayata geçirilen El Emeği projesiyle bugüne kadar Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 6 binden fazla kadına gelir elde etme imkânı sundu. Mağazalarda uygulanan esnek zamanlı iş modeli, Ev Kadınları projesi ile kadınların kendilerine uygun saatlerde çalışarak hayat ritimlerine uyan bir şekilde iş yaşamına dahil edilmesi amaçlanıyor. TÜSİAD’ın çağrısına tam destek verdiklerini belirten Yılmaz Yılmaz, “İş dünyasında kadın temsilinin artırılması için daha fazla iş birliği yapmaya hazırız. Kadınların güçlenmesi ve eşitlik için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. TÜSİAD’ın çağrısı TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle gerçekleştirilen etkinlikte iş dünyasına çağrıda bulunmuş ve yönetimde kadın-erkek eşitliğine yönelik somut ilerleme sağlayacak iş birliklerinin hayata geçirileceğini belirtmişti. Turan şu hedefleri paylaşmıştı: “Başta Borsa İstanbul’da işlem gören halka açık şirketler olmak üzere şirketleri, yönetim kurullarındaki kadın üye oranını 2 yıl içinde yüzde 25 hedefine, 5 yıl içinde ise AB tarafından üye ülkelere getirilen en az yüzde 33 hedefine taşımaya ve tüm yönetim kademelerinde kadın-erkek dağılımına ilişkin verilerini düzenli açıklamaya davet ediyoruz.”
- Vegan Etiket ve Çanta Üreticisi Melina Bucher: "Deri ya da Plastik Seçenek Değil"
Kendi adını taşıyan Alman lüks çanta etiketinin ardındaki vizyon sahibi Melina Bucher, zanaatkârlığı yeniden şekillendiriyor. Geleneksel çanta üreticileri genellikle deri işlemeye güvenirken, Bucher'in atölyesi vegan ve biyo bazlı malzemelerin özel kullanımıyla öne çıkıyor. Bu, Melina Bucher'ı Almanya'da türünün ilk ve tek markası haline getiren öncü bir girişim. Sadece lüks değil aynı zamanda yüzde 100 biyo bazlı ürünler üretmek asıl hedefleri. Ve Bucher bu yönde önemli ilerlemeler kaydediyor. Marka, 2022 yılında "en yenilikçi parça" olarak kabul edilen çığır açan "Bailey" çantasıyla prestijli PETA Vegan Moda Ödülü'nü kazandı. Ertesi yıl tasarım mükemmelliği nedeniyle Alman Sürdürülebilirlik Ödülü'nü aldı. Melina Bucher, Mannheim Üniversitesi'nde işletme okuduktan sonra, sürdürülebilir moda ve yenilikçi iş modelleri odaklı moda yönetimi programının bir parçası olarak dersler verdi. Materyaller hakkındaki araştırmaları, insanların her şeye inanmaması ve kendi araştırmalarını yapması gerektiği gerçeğini gördü. Uzun yıllar boyunca vegan olan Bucher'ın, vegan bir çanta yaratma arzusu derinleşti ve deri çantalarla dolaşmanın mantıklı olmadığını düşündü. 2019'da Mannheim Startup Center'da ilk tasarımları geliştiren Bucher, ilk çantayı piyasaya sürdüğünde üretim sürecinin oldukça zor olduğunu fark etti. Büyük lüks markalarına vegan çanta geliştirme teklifi gönderdiğinde, genel cevapların olumsuz olduğunu gördü; çoğu marka deri işçiliğiyle gurur duyuyordu. Bu nedenle Bucher, marka olma yolunda bir adım attı. Her Seferinde Bir Çanta Melina Bucher, çantalarında etik ve estetik değerleri bir araya getiriyor. Zarif tasarımı ve %100 vegan malzemeleri dengeli bir şekilde harmanlıyor. Her biri özel koleksiyonun bir parçası olan çantalar, seçkin Avrupa fabrikalarında en kaliteli vegan deriden el işçiliğiyle üretiliyor. Melina Bucher'in özenle yürüttüğü tasarım süreci, ürünlerin en yüksek kalite ve etik standartlarına uygun olarak uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Melina Bucher, Sürdürülebilirlik Misyonunda Adım Atıyor Melina Bucher, moda dünyasını daha sürdürülebilir bir yer haline getirme hedefiyle ilerliyor. Sürdürülebilirlik, markanın temel değerlerinden biri olarak benimsenmiş olup, her iş kararının merkezinde yer alıyor. Bu nedenle, sürdürülebilirliği tüm değer zinciri boyunca benimsemek adına aldıkları önlemleri paylaşıyorlar. Dayanıklı Ürünler Üretmek Melina Bucher, lüksü etik bir yaklaşımla yeniden tanımlayarak, yüksek tasarım estetiği ve sürdürülebilir malzemeleri bir araya getiriyor. Marka, sürdürülebilir modaya modern ve yenilikçi bir yaklaşım sunarak sadece bir alternatif değil, aynı zamanda seçkin bir tarzı teşvik ediyor. Ürünler, akıllı tasarım ve sürdürülebilirlik ilkelerini bir araya getirerek ömür boyu kullanılabilecek şekilde tasarlanıyor. OECD'nin Tanımı ve Moda Açısından Sürdürülebilirlik OECD, sürdürülebilirliği, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilme kabiliyetini koruyarak bugünkü ihtiyaçları karşılayan bir gelişme olarak tanımlıyor. Sürdürülebilirlik, insanlar, gezegen ve kar arasındaki dengeyi korumayı hedefliyor. Moda açısından, sürdürülebilirlik ekolojik kaynakların korunması, çevre dostu davranışların teşvik edilmesi ve adil üretim süreçlerinin benimsenmesi anlamına geliyor. Melina Bucher, sürdürülebilir moda kavramını yüksek tasarım estetiğiyle buluşturarak bu ilkelere katkı sağlıyor. Sürdürülebilirlik Tasarımında Öncü Olmak Melina Bucher, sürdürülebilir moda kavramını sadece çevre dostu malzemelerin kullanılması olarak değil, aynı zamanda tasarım sürecinden ambalajlama işlemine kadar tüm değer zinciri boyunca uygulanan bir süreç olarak görüyor. Marka, organik pamuk gibi sürdürülebilir malzemeler kullanarak ve üretim sürecini çevre dostu hale getirerek Almanya'da yapılan geleneksel işçilik ve tasarımı benimseyerek sürdürülebilir lüks yaratmayı amaçlıyor. Üretimdeki çanta ürünleri, sürdürülebilir ve çevre dostu el işçiliğiyle üretiliyor. Vegan Modanın Öncüsü Vegan moda, sürdürülebilirlikle sık sık karıştırılan bir kavramdır. Ancak Melina Bucher, vegan moda kavramını sadece çevre dostu olmakla değil, aynı zamanda etik bir yaklaşımla ele alıyor. Marka, çevresel etkisi daha düşük olan vegan sentetik deri malzemelerini tercih ederek ve yeni bitki bazlı deri malzemelerinin geliştirilmesine aktif olarak katılarak sürdürülebilir bir moda devrimine öncülük ediyor.
- AFRAN: Çağdaş Sanatın Yeni İsmi
Kot Pantolun Parçalarından Doğan Sanat Çağdaş sanatın sıra dışı isimlerinden Afran. Son dönemde kot pantolon parçalarından tasarladığı, tarihin önemli isimlerini betimlediği büstleri ile gündemde. Michelangelo'nun Davud'u, Dante Alighieri'yi tasvir eden bir heykel bunladan bazıları.. Kot kumaş, Afran'ın içinde yaşadığımız karmaşık dünyada kimliğini ifade edebileceği en sevdiği malzemelerden biri. Afran bu çalışmalarını; "Bir sınırlamayı bir fırsata, bir sorunu bir kaynağa dönüştürebilen herkese adıyorum... Hayat bir sanat olsaydı, en yüksek ifadesi tam burada olurdu." diyerek dönüşümün dışa vurumu olarak tanımladı. Sürdürülebilir sanat, atık malzemelerin yeniden kullanılması ve sanat eserlerinin yaratılmasında sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulanması anlamına gelir. Bu da çevreye duyarlı bir sanat anlayışını teşvik eder ve sanatın doğaya olan etkisini azaltır. Geleneksel malzemelerin maliyeti yüksek olabilirken, geri dönüştürülmüş malzemeler genellikle daha ekonomiktir. Bu da sanatın daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlar. Sürdürülebilir sanatın teşvik edilmesi, sanat dünyasında çevreye duyarlı bir bilinç oluşturabilir. Sanatçılar ve sanatseverler, sanat eserlerinin yaratılmasında çevreye duyarlı malzemelerin kullanılmasını teşvik ederek, daha sürdürülebilir bir sanat dünyasının oluşmasına katkıda bulunabilirler. Dolayısıyla, Davut Heykeli gibi tarihi bir eserin kot pantolonla yapılması, sürdürülebilir sanatın önemini vurgulayan bir örnek olabilir. Bu tür eserler, hem çevreye duyarlı bir sanat anlayışını teşvik eder hem de sanatın doğaya olan etkisini azaltmaya yardımcı olur. “Sanatımla, dünyamızın dolu olduğu ayrılıklar yerine birleşme noktalarını aramaya daha yatkınım. Benim için kot pantolon, kendi kimliğini şekillendirebileceğin bu tür bir sıfır noktasıdır, evrensel değerler etrafında bir araya gelerek saçma ve eskimiş ayrımları aşarız.” Afran Afran Kimdir? Afran, Francis Nathan Abiamba, 1987 yılında Kamerun'un Bidjap kentinde doğdu. Mbalmayo'daki Sanatsal Eğitim Enstitüsü'ne katıldıktan sonra seramik bölümünden mezun oldu. En büyük tutkusu olan resmi, en büyük Kamerunlu ve Kongolu ressamların atölyelerinde geliştiriyor. 2006 yılında Carrara Güzel Sanatlar Akademisi'nde (Bg) görsel sanatlar profesörü olan Salvatore Falci sayesinde çağdaş sanata açıldı. Çok sayıda yarışma ve karma sergiden sonra, 2008 yılında köklerini aramak için gittiği Ekvator Ginesi'nin Bata kentindeki İspanyol Kültür Merkezi'nde ilk kişisel sergisini açtı. Bu sergi, şu anda ikamet ettiği Ekvator Ginesi, Kamerun, İspanya ve İtalya'da bir dizi kişisel ve grup sergisinin kapısını açıyor. Afrika, Avrupa ve Amerika'da çok sayıda uluslararası sergiye sahiptir. San Fedele Zanaat Ödülü ve Milano'daki Permanente'nin Liliana Nocera Ödülü de dahil olmak üzere birçok uluslararası ve ulusal ödül aldı. Kredisiyle ilgili birçok projesi ve sergisi var, en son hatırladıklarımız arasında: Denim – şık, pratik, zamansız. Tarihi olan mavi kumaş, Basel'deki Spielzeug Welten Müzesi; Pei'nin dünyası. İtalya'daki bir Çin Galerisi'nin kısa tarihi, küratörlüğünü Luca Beatrice, Arsenale di Venezia, Spazio Thetis. Performanslarında, çeşitli sanatsal diller arasındaki etkileşimler, çağdaşlığın karşılaştığıkarmaşıklıklarla yüzleşmek için bir fırsatı temsil ediyor. Afran, 2022 Venedik Bienali'nde Kamerun Ulusal Pavyonu'nu temsil eden sanatçılar arasında yer alıyor. DEMIREL L’IMPERATORE
- Remake World Raporu - Moda Endüstrisi Sosyal ve Çevresel Sorumluluğunda Yetersiz Kalıyor
Dünya genelinde artan sosyal ve çevresel farkındalıkla birlikte, moda endüstrisi devleri geçtiğimiz yıl boyunca sorunlu alanlarda yeterli ilerleme kaydetmedi. Remake World tarafından yayınlanan Moda Sorumluluğu raporu, moda tedarik zincirlerindeki insan hakları, çevresel etkiler, ekonomik uygulamalar ve politikalar gibi kritik alanlarda ilerlemenin hala yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Raporda Patagonia, H&M Group, SKIMS, Ralph Lauren ve Reformation gibi 52 büyük moda şirketi incelendi. Ancak, bu değerlendirmeler sektör genelinde bir ilerleme durgunluğunu açığa çıkardı. Ortalama olarak, şirketlerin hesap verebilirlik puanları düşük kalıyor ve izlenebilirlik, ücretler ve refah, ticari uygulamalar ve sürdürülebilirlik yönetimi gibi kritik alanlarda önemli bir gelişme gözlenmiyor. Raporda belirtildiği gibi, bazı şirketler hafif ilerlemeler kaydetmiş olsa da, hammadde tedariki ve çevre adaleti gibi alanlarda bile değişiklikler minimum düzeyde kalmaktadır. Hatta, rapor, "hızlı moda"nın neden olduğu atıkların çoğunun çöplüklere veya çöp yakma tesislerine atıldığını ve bu durumun özellikle Şili ve Gana gibi ülkelerdeki kaynak yetersizliği olan bölgeleri olumsuz etkilediğini vurguluyor. Şaşırtıcı bir şekilde, değerlendirilen şirketlerin hiçbiri üretim miktarlarını azaltmayı veya sabit tutmayı taahhüt etmemiştir. Bununla birlikte, rapor, iklim değişikliğinin moda endüstrisi çalışanları üzerindeki etkilerinin hala yeterince ele alınmadığını göstermektedir. Araştırmalar, özellikle Bangladeş, Kamboçya, Pakistan ve Vietnam gibi ülkelerde, iklim felaketlerinin moda endüstrisi çalışanlarının işlerini ve ekonomik güvenliklerini ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtiyor. Avrupa'da, AB Konseyi ve Parlamentosu tarafından CSDDD olarak bilinen yeni bir düzenleme üzerinde anlaşma sağlanmıştır. Bu düzenleme, moda şirketlerinin çevresel ve insan hakları risklerini azaltmalarını gerektirecek ve bu da sektörün daha sürdürülebilir hale gelmesine yardımcı olabilir. Ancak, raporda belirtildiği gibi, değerlendirilen büyük şirketlerin sadece birkaçı bu politikayı desteklemektedir. Rapor moda endüstrisinin çevresel ve sosyal sorumluluğunda hala ciddi eksiklikler olduğunu ortaya koymaktadır. Büyük markaların ve perakendecilerin daha adil ve sürdürülebilir bir moda endüstrisi için aktif adımlar atmaları ve çevresel bozulma ile sosyal adaletsizlik döngüsünü kırmak için mevzuat ve anlaşmaları desteklemeleri gerekmektedir. Kaynak: https://remake.world/accountability-report-2024/ bimodahayat haber makaleleri yalnızca bireysel kullanım için kopyalanabilir veya iletilebilir. Önceden yazılı izin alınmadan başka hiçbir çoğaltma veya dağıtıma izin verilmez.
- Sokak Modasında Sürdürülebilir Bir Geleceğe Adım Atan Champion, Eco Future Koleksiyonuyla Sneaks Up Mağazalarında
Sneaks Up mağazaları, markanın tutkusunu yansıtan ve sokak modasını benimseyen Sneaks Up, çevre dostu Champion ürünlerini sunmaktan gurur duyuyor. Sürdürülebilir Champion Eco Future Serisi, tüketicilere konfor ve şıklığı bir arada sunmanın yanı sıra, geri dönüştürülmüş ve çevre dostu malzemelerden üretilmiş detaylarıyla gezegenin korunmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Dünya çapında tanınmış markaların en trend sneaker, ayakkabı, giyim, tekstil, aksesuar ve özel koleksiyonlarını sokak modası tutkunlarıyla buluşturan Sneaks Up, çevre dostu ürünleriyle sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlıyor. Sokak modasının dinamizmini mağazalarında ve kombinlerinde yansıtan Sneaks Up, Champion Eco Future ürünleriyle topluma karşı sorumlu ve sürdürülebilir bir tutumu benimsiyor. Sürdürülebilir Champion Eco Future Serisi, Sneaks Up Mağazalarında Eco Future serisi, geri dönüştürülmüş polyesterden işlenmiş Champion logosu, geri dönüştürülmüş polyester etiketler ve sürdürülebilir malzemeler kullanılarak yapılan askı etiketleri gibi detaylarla çevresel ayak izini azaltırken, Sneaks Up severler için doğayla uyum içinde bir yaşam tarzını teşvik ediyor. Sneaks Up aracılığıyla ulaşabileceğiniz Champions Eco Future ürünleriyle şık, rahat ve dinamik görünümünüzden ödün vermeden kombininizi doğa dostu sweatshirt, eşofman ve t-shirt gibi parçalarla tamamlayabilirsiniz. Spor ve sokak modasının önde gelen ikonik ürünleriyle buluşmak ve çevre dostu bir alışveriş deneyimi yaşamak için Sneaks Up mağazalarına uğramayı, mobil uygulamasını ve www.sneaksup.com adresini ziyaret ederek çevre dostu ürünlere göz atmayı unutmayın!
- H&M Group, Moda Geri Dönüşümünün Geleceği Konusundaki İddiasını Değiştiriyor
Tekstil Sektöründe Devrime Yol Açacak Tekstilden Tekstile Geri Dönüşüm Girişimi Syre'ı Kurmak İçin Ortaklık Kurdu İsveçli hızlı moda devi H&M Group, moda endüstrisinde sürdürülebilirliğe odaklanarak geri dönüştürülmüş malzemeler konusunda önemli adımlar atmaya devam ediyor. Hızlı moda devi, Renewcell ile gerçekleştirdiği işbirliğinin Renewcell’in iflası ile başarısız olmasının ardından, endüstriyel operasyonları hızla büyütme hedefiyle tekstilden tekstile polyester geri dönüşüm şirketi Syre'ı başlatmak için yeşil endüstri yatırımcısı Vargas ve özel sermaye grubu TPG ile bir araya geldi. Bu girişim, H&M'nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma ve moda endüstrisindeki çevresel etkisini azaltma konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle, Renewcell'in iflasının hemen ardından gerçekleşen bu hamle, şirketin geri dönüşüm konusundaki stratejisinin yeniden gözden geçirilmesini vurguluyor ve Renewcell’in iflasının hemen ardından açıklanması da dikkatleri daha fazla üstüne çekiyor. Hedef: Polyester Geri Dönüşümünü Artırmak Syre'ın temel hedefi, polyester geri dönüşümünü ölçeklendirerek tekstil sektöründe daha az atık ve daha az sera gazı emisyonu anlamına gelen bir dönüşümü teşvik etmek. Şirket, önümüzdeki on yıl içinde dünya çapında 12 geri dönüşüm tesisi kurmayı ve bu sayede tekstil endüstrisinin polyester talebinin önemli bir kısmını karşılamayı planlıyor. H&M'den Büyük Destek H&M, Syre'a olan desteğini göstererek önümüzdeki yedi yıl içinde geri dönüştürülmüş polyester talebinin önemli bir kısmını karşılamak için şirketten 600 milyon dolarlık alım anlaşması imzaladı. Bu yatırım, H&M'in 2030 yılına kadar ürünlerinde %50 geri dönüştürülmüş malzeme kullanma hedefiyle uyumlu. Teknik ve Ticari Zorluklar Tekstilden tekstile polyester geri dönüşümünün önünde bazı teknik ve ticari engeller bulunuyor. Bu engeller arasında eski giysileri geri dönüşüm için ayırma altyapısının eksikliği, geri dönüştürülmüş polyesterin yüksek maliyeti ve yeni bir malzemenin tedarik zincirine entegre edilmesinin zorluğu yer alıyor. H&M, daha önce Renewcell gibi geri dönüştürülmüş viskon üreten girişimleri de desteklemişti. Ancak Renewcell'in geçtiğimiz günlerde iflas ilan etmesi, tekstil geri dönüşümünün zorluklarını da gözler önüne serdi. H&M CEO'su Helena Helmersson, "Yeniliği teşvik etmenin her zaman zorlukları olduğunu biliyoruz. Renewcell'e olan inancımızı kaybetmedik, ancak Syre ile tekstil geri dönüşümünde yeni bir sayfa açıyoruz" dedi. Syre'ın Avantajları Syre, bu zorlukların üstesinden gelmek için kendi geliştirdiği patentli bir geri dönüşüm teknolojisi kullanıyor. Şirketin teknolojisi, geleneksel polyester ile karşılaştırılabilir kalitede geri dönüştürülmüş polyester üretebiliyor ve işlenmemiş polyestere yakın bir maliyetle sunabiliyor. Ayrıca Syre, geri dönüşüm sürecinin %60 kadar düşük polyester içeriğine sahip kumaş karışımlarını kabul edebilmesi gibi bazı ek avantajlara da sahip. Bu da, geri dönüştürülmüş polyesterin daha geniş bir yelpazede ürünlerde kullanılmasını mümkün kılıyor. Kullanılan teknoloji ile de, geleneksel polyesterden %60'a kadar daha az enerji kullanarak ve önemli ölçüde daha az su kirliliği yaratarak önemli çevresel faydalar sunuyor. Syre'ın kurucu ortağı ve CEO'su Dennis Nobelius, " Syre, büyük tekstil değişiminin başlangıcını işaret ediyor. Her tekstil elyafının yeni bir gün gördüğü bir dünya hayal ediyoruz. Gerçek anlamda tekstilden tekstile geri dönüşümü hiper ölçekte uygulayarak, tekstil atıklarını tekrar tekrar kullanıma sunarak doğrusal bir değer zincirinden döngüsel bir değer zincirine geçişi teşvik etmek istiyoruz." dedi. Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Bir Adım Syre'ın kuruluşu, tekstil endüstrisinin daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru önemli bir adım olarak görülüyor. Şirketin teknolojisi, tekstil atıklarının azaltılmasına ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesine yardımcı olabilir. H&M'in Syre'a olan desteği, moda sektörünün öncülük ettiği daha geniş bir sürdürülebilirlik hareketinin parçası. Bu hareketin, tekstil endüstrisini daha çevre dostu ve döngüsel hale getirmede önemli bir rol oynaması bekleniyor. H&M Hakkında: H&M, dünyanın önde gelen moda perakendecilerinden biridir. Şirket, 69 pazarda 4.950'den fazla mağazaya sahiptir ve 169.000'den fazla kişiyi istihdam etmektedir. H&M, sürdürülebilir moda lideri olma taahhüdünde bulunmuştur ve 2030 yılına kadar tüm ürünlerinde %50 geri dönüştürülmüş malzeme kullanmayı hedeflemektedir. Vargas Hakkında: Vargas, İsveçli bir yatırımcı firmasıdır. Şirket, pil üreticisi Northvolt ve yeşil hidrojenle çalışan çelik fabrikası H2 Green Steel gibi endüstrinin karbondan arındırılmasına yönelik işletmelere yatırım yapmaktadır. TPG Hakkında: TPG, dünyanın önde gelen özel sermaye firmalarından biridir. Şirket, 100'den fazla ülkede 105 milyar doların üzerinde varlığa sahiptir. TPG’de, sağlık hizmetleri, teknoloji, perakende ve seyahat ve eğlence gibi çeşitli sektörler yer almaktadır
- Zalando, AB düzenleyicisi tarafından uyarıldı: Yanıltıcı sürdürülebilirlik iddiaları yakında geçmişte mi kalacak?
Primark Hollanda kısa süre önce yeşil yıkama nedeniyle uyarıldı. Bundan önce perakende zincirleri H&M ve Decathlon da belirsiz yeşil iddialar nedeniyle Hollandalı düzenleyici ACM tarafından kınanmıştı. “Reklam Kuralları Komitesi, moda uzmanı Sara Dubbeldam'ın şikayeti üzerine 2023 yılında Primark Hollanda giyim ürünlerine ait bazı reklam açıklamalarının yanıltıcı olduğuna karar vermişti ve bu yılın başlarında temyiz yargıcı da aynı sonuca varmıştı.” Artık Avrupalı Tüketici Otoritesi'nin yanıltıcı sürdürülebilirlik iddiaları nedeniyle web devi Zalando'yu görevlendirdiği birkaç gün önce duyuruldu. Bu bilgiler ışığında FashionUnited, ESG hukuku konusunda uzman bir avukat ve Brüksel'deki Pivot Law ofisinin sahibi olan Judith Bussé'ye yeşil aklama ve sürdürülebilirliğe ilişkin ortaya çıkan mevzuat ve düzenlemeler hakkında dört soru sordu. 1. Daha fazla giyim firması gün geçtikçe olduklarından daha yeşilmiş gibi davrandıkları için uyarılıyor. Belirsiz ve kanıtlanmamış sürdürülebilirlik iddiaları yakında sona erecek mi? Bussé: “Maalesef bu amaç henüz ufukta görünmüyor ancak yanıltıcı bilgilerle ilgili mevcut kuralların daha sıkı uygulanması doğru yönde atılmış bir adım. Büyük şirketlerin hem ulusal hem de Avrupalı otoriteler (Avrupa Komisyonu ve sözde “Tüketiciyi Koruma Ağı”) tarafından azarlanıyor olması, tüketici otoritelerinin bu konuyu giderek daha ciddi bir şekilde takip ettiğini gösteriyor.” “Daha fazla yaptırım aynı zamanda neyin kabul edilebilir neyin kabul edilemez olduğuna dair giderek daha net bir yorum anlamına da geliyor. Piyasada ne kadar çok emsal ortaya çıkarsa, o kadar az belirsiz ve kanıtlanmamış sürdürülebilirlik iddiaları ortaya atılacaktır. Bunda yeni düzenlemelerin de büyük payı olacak” diye belirtti. “Yine de yeşil aklamanın yakında sona ereceğini düşünmek bir yanılsamadır. Bazı şirketler tüm üretim sürecini kontrol edecek bilgi veya kaynaklara sahip değildir. Genellikle tedarikçilerinden aldıkları bilgileri kabul ederler. Ayrıca bilim her gün gelişmeye devam ediyor ve bize belirli ürünlerin ve üretim süreçlerinin etkisine dair daha fazla bilgi sağlıyor." 2. Yeşil aklamayı daha da kısıtlayacak yasa ve düzenlemeler ne olacak? “Şu anda yapım aşamasında olan iki önemli Avrupa direktifi var. Bir tarafta, Avrupalı tüketicilere daha iyi bilgi sağlamayı ve adil olmayan uygulamalara karşı daha iyi koruma sağlamayı ve böylece sürdürülebilir tüketimi teşvik etmek amacıyla bilinçli işlem kararları verebilmelerini garanti eden 2022/0092 sayılı Direktif bulunmaktadır. Nihai metin, Avrupa Parlamentosu'nda yapılan ilk okumanın ardından 20 Şubat'ta Konsey tarafından kabul edildi. İmzanın ardından Avrupalı üye devletlerin bunu kendi ulusal kanunlarına aktarmaları için iki yılı var.” “Öte yandan, sürdürülebilirlik iddialarının kanıtlanması, doğrulanması ve iletilmesine ilişkin 2023/0085 sayılı “Yeşil İddialar” Direktifi var. Bu önerinin metninin, muhtemelen Mart ayında gerçekleşecek olan genel kurul toplantısında Avrupa Parlamentosu tarafından nihai olarak onaylanması gerekiyor. Teklif, şirketlerin çevresel iddialarını nasıl doğrulayabileceklerine ilişkin kuralları ve kuralları ihlal eden şirketlere yönelik daha katı yaptırımları içeriyor. Teklifin şimdi Avrupa Parlamentosu tarafından büyük olasılıkla 11 Mart'ta yapılacak genel kurul toplantısında onaylanması gerekiyor. Daha sonra bu Direktifin de imzalanması ve ulusal yasaya aktarılması gerekiyor. Burada da iki yıllık bir süre öngörülüyor.” “Buna ek olarak, bu yıl içinde kabul edilmesi gereken son adımları da atmakta olan Çevreci Tasarım Yönetmeliği (2022/0095) gibi bir dizi başka ilgili belge de mevcut. İyileştirme veya onarım hakkına (2023/0083) ilişkin teklifin de bu yıl onaylanması bekleniyor.” 3. Moda şirketleri gelecekteki mevzuat ve yönergelere en iyi şekilde nasıl hazırlanabilirler? “Şu anda en iyi hazırlık, kullanılan maddeler ve üretim süreçleri hakkında bilgi toplamaktır. Moda şirketlerinin gelecekte tüm sürdürülebilirlik iddialarını doğru bir şekilde kanıtlayabilmeleri bekleniyor. Bunun objektif ve doğrulanmış bilgiler gerektirdiğini ve bunları toplamak için hiçbir zaman çok erken olmadığını söylemeye gerek yok." "Ayrıca, moda şirketlerinin artık yanıltıcı veya belirsiz bilgiler yaymaktan veya kanıtlanmamış sürdürülebilirlik iddialarını iletmekten kaçınması gerektiğini söylemeye gerek yok." “Benim mottom pazarlama, içerik ve tasarım ekiplerini sürdürülebilirlikle ilgili yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda eğitmektir. Açık bir çerçeve ve şirketinizin desteklediği sürdürülebilir ve geleceğe yönelik bir vizyonla uzun bir yol kat edebilirsiniz.” 4. Tüketici olarak nasıl ve neye dikkat edebilirsiniz? (Büyük perakende zincirlerinin ve web devlerinin yeşil iddialarına güvenebilir misiniz?) “Tüketiciler zaten yeşil geçişe katkıda bulunabilir.” “Bir tüketici olarak bir sürdürülebilirlik iddiasıyla karşılaştığınızda, onu biraz daha derinlemesine araştırmaya zaman ayırın. Özellikle ambalaj üzerinde veya reklamlarda ileri sürülen iddialara, özellikle de bunlar 'çevre dostu' veya 'çevre bilincine sahip' gibi özellikle belirsiz olduğunda, daha fazla spesifikasyona gerek duymadan güvenmeyin. İddianın ardındaki bağımsız kaynakları, somut kanıtları veya rakamları ya da bir ürünün sürdürülebilirliğini belgeleyen kalite işaretlerini arayın." "Ek kaynakları hemen bulamazsanız şirketten sürdürülebilirlik iddialarını destekleyen kanıtlar isteyin. Prensip olarak moda şirketlerinin iddialarını nasıl doğruladıkları ve hangi kriterleri kullandıkları konusunda şeffaflık sağlayabilmeleri gerekiyor.” “Farklı marka ve ürünlerden gelen mesajları karşılaştırın. Bu aynı zamanda ek bilgi de sağlayabilir. Sürdürülebilirlik iddiasını tahmin etmek için malzemelerin kökenine, kullanılan üretim süreçlerine, ürünün kalitesine ve kullanım ömrüne bakın. Sürdürülebilirlik çalışmaları konusunda şeffaf olan şirketleri tercih edebilirsiniz. Kaynak: https://fashionunited.uk/
- Guess Jeans, Yenilikçi Sürdürülebilirlik Standartlarıyla Denim Sektöründe Yeniden Öncü Oluyor
ABD merkezli denim markası Guess Jeans, sürdürülebilirlik odaklı yeni bir iş geliştirme stratejisiyle yoluna devam ediyor. Guess Jeans'in yeni iş geliştirme sorumlusu Nicolai Marciano, Drapers dergisine yaptığı açıklamada, teknoloji odaklı ve sürdürülebilirlik ilkesine dayalı denim ürünlerle geleceğe odaklandıklarını belirtiyor. Guess Jeans, sürdürülebilirlik konusunda yeni bir standart belirleyerek Guess AIRWASH™ teknolojisini tanıtıyor. Marka, kendi yaratıcı mekanizmasını tekrar keşfediyor ve denim endüstrisindeki evrimi şekillendiren taş yıkama yöntemini sürdürülebilir bir bakış açısıyla ele alıyor. 1981 yılında kurulan Guess'in kurucuları olan Marciano kardeşler, taş yıkamanın moda dünyasına getirdiği devrimci bir yenilikle denim endüstrisini değiştirmişti. Şimdi ise Guess AIRWASH™ teknolojisi, taş yıkamanın modern bir yorumu olarak karşımıza çıkıyor: sürdürülebilirlik ilkeleriyle taşlanmış görünümü yeniden yaratmak için son teknoloji bir yaklaşım. Bu teknoloji, taş yıkama sürecinde kullanılan suyun büyük ölçüde hava ve kabarcıklarla değiştirilmesine olanak tanırken, ponza taşı kullanımını ortadan kaldırarak su ve enerji tüketimini önemli ölçüde azaltıyor. Guess'in uzun süredir ortağı olan ve Guess AIRWASH™ konusunda küresel liderlik rolünü üstlenen Jeanologia tarafından geliştirilen bu teknoloji, endüstriye önemli bir yenilik getiriyor. Guess Jeans, Guess AIRWASH™ denim odaklı kapsamlı bir koleksiyon sunuyor. Sonbahar Öncesi 2024 Koleksiyonu, denim pantolonlar, gömlekler ve ceketlerde sekiz farklı hava yıkama seçeneğiyle zenginleştirilmiş durumda. Kadınlar için üç farklı kesimde (dar, anne kesim, orta bel düz) ve erkekler için dört farklı kesimde (dar, slim, düz, rahat) sunulan kot pantolonlar, 1980'ler ve 90'ların Guess arşiv tasarımlarından ilham alıyor ve markanın temel kimliğini çağdaş bir şekilde yansıtıyor. GUESS JEANS, 1978 yılında Amerika'ya gelen Marciano kardeşlerin etkileyici yaşam tarzının bir yansıması olarak doğan bu seriyle, markanın mirasını modernize ediyor. Organik veya geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen tüm ürünler, sürdürülebilir üretim ilkelerini benimseyerek markanın geçmişini günümüz zihniyetiyle buluşturuyor. Ayrıca, erişilebilir fiyatlarıyla dikkat çeken Guess Jeans ürünleri, sürdürülebilir moda alanında bir dönüşüm başlatıyor. Guess Jeans'in Kreatif Direktörü Nicolai Marciano'nun liderliğindeki bu yenilikçi yaklaşım, markanın geleceğe yönelik vizyonunu temsil ediyor. Markanın tarihini ve kültürel etkisini anlayan Marciano, Guess'in sürdürülebilirlik odaklı dönüşümünde önemli bir rol oynuyor. Guess Jeans koleksiyonu, Haziran 2024'ten itibaren dünya genelinde seçkin toptan ve perakende satış noktalarında, ayrıca çevrimiçi platformlarda satışa sunulacak.
- Marks & Spencer Plastiksiz bir Yaşam için "Kendi Çantanı Getir" Uygulaması Başlattı
Müşteri deneyimlerinin memnuniyetine odaklanan marka, ‘Kendi Çantanı Getir’ (BYOB) projesi ile yılda 10 milyon adet plastik atıkları ortadan kaldırmayı hedefliyor. "Kendi Çantanı Getir" projesini 251 mağazasında başlatan marka, müşterilerden kendi çantalarını getirmelerini isteyerek, mağazalarında toplanan ve paketlenen siparişler için geleneksel yöntemlerden biri olan plastik paketlemeye olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Online siparişlerini mağazadan teslim almak isteyen müşterilere siparişlerini taşımları için yanlarında bir çanta getirmeleri hatırlatıldı. 16 mağazada denen projenin müşteriler tarafından sahiplenilmesi sebebi ile mağaza sayısı artırılarak proje kapsamı genişletildi. M&S, sade ve oldukça basit olan bu yaklaşımın müşteriler tarafından sahiplenilmesi ile, 7 ay boyunca BYOB projesi tercih edilerek gerçekleştirilen 39.347 sipariş sayesinde 109.000’den fazla plastik kullanımı ortadan kaldırıldı. Marka müşterilerin kendi plastik tüketimlerini azaltmalarına yardımcı olan bu projeden gurur duyduklarını belirtti. M&S çevrimiçi müşterilerinin %60’ından fazlası, yılda 15 milyon siparişi temsil eden tıkla ve al seçeneğini tercih ediyor ve bu siparişlerin yaklaşık %25’i, müşterinin yerel mağazasından alınıyor ve paketleniyor; Bu, dört milyon pakete eşdeğer anlamına geliyor. Önümüzdeki birkaç ay içinde, yerel toplama mağazasında toplanan ve paketlenen tüm siparişler, müşteriye plastik bir çanta olmadan sunulacak ve böylelikle girişimi daha uzun vadede tüm tıkla ve al siparişlerini kapsayacak şekilde genişletebilecekler. M&S.com Direktörü Stephen Langford proje ile ilgili: “Tıkla ve al siparişlerini gerçekleştirmek için mağazalarımızın kullanımı artmaya devam ediyor ve bunu, tek kullanımlık plastik tüketimini azaltmaya yardımcı olan bir davranış değişikliğini teşvik edecek bir kanal olarak kullanmak istiyoruz. Deneme aşamasında, toplu olarak büyük bir fark yaratabilecek basit bir eylem olarak gördükleri için müşterilerden harika geri bildirimler aldık.” Müşterilerin siparişleri teslim edilene kadar %100 geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmış yeniden kullanılabilir bir çantada saklanıp korunuyor. Marks & Spencer’ın ilk plastik atık girişimi değil Marks & Spencer, Plastik Atıkları Azaltmak için ‘Kendi Çantanı Getir’ Uygulaması Başlattı BYOB, ‘Giyim’ ve ‘Ev’ alanında 75 milyon adet plastik ambalajı ortadan kaldırmayı hedefleyen Marks & Spencer’ın attığı son adımlardan biri. Şirketin uyguladığı diğer önemli adımlar ise şunları içeriyor: Kadın giyiminde M&S, her yıl sattığı 500.000 kaşmir süveterin plastik örtülerini kaldırdı ayrıca askılarda yaptığı değişiklikle 1,5 milyon plastik parçasından tasarrufu sağladı. Erkek giyiminde M&S, erkek merinos ve kaşmir atkılarından 72.640 parça plastik dış poşeti çıkardı. Ayrıca iç plastik veklipsleri daha sürdürülebilir seçeneklerle değiştirerek, yaka sabitleyici gibi plastik detayları tamamen ortadan kaldırdı. İç Giyim’de ürünlerin askı yerine masa üzerinde teşhir edilmesi tercih edilerek kadın iç çamaşırlarında 5 milyon adet plastik kullanımını ortadan kaldırdı. Ev Kategorisi’nde M&S, yatak takımlarından 3,2 milyon birim plastiği ve banyo paspaslarından 360.000 adet plastiği çıkarmaya başladı. Çatal-bıçak setlerindeki koruyucu plastik de hafif kağıt mendillerle değiştirilerek 259.000 birim daha plastik ortadan kaldırıldı.
- Mango ve Save the Children, Bangladeş'te eğitim ve sporu desteklemek için güçlerini birleştirdi
Mango, Alexia Putellas'ın elçisi olduğu Bangladeş'te eğitimi desteklemek için Save the Children ile güçlerini birleştirdi. Bu girişim aracılığıyla şirket, Save the Children'ın desteğiyle çalışarak dünyanın tekstil üretim merkezlerinden biri olan, dünya hazır giyim ihracatının yaklaşık yüzde 6,4’ünü oluşturan Bangladeş'in sosyal ve ekonomik gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyor Bangladeş, yüksek oranda insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığı, dünyanın en fakir ülkelerinden biri. Yoksulluk genellikle ailelerin çocuklarını okula gönderemeyecekleri veya spor malzemeleri ya da eğitim için para ödeyemeyecekleri anlamına geliyor. Ayrıca, cinsiyet rollerinin güçlü bir şekilde tanımlandığı ataerkil bir toplum olarak, kadınlar ve kız çocukları sıklıkla ayrımcılığa maruz kalıyor ve eğitime devam etmeleri veya spor yapmaları için teşvik edilmiyor. Bunun nedeni, kültürel inançlar ve geleneklerin yanı sıra sınırlı olanaklar ve kaynaklar. Hedefler projesi, dört ilköğretim okulunun inşası ve eğlence ve eğitim faaliyetlerinin teşvik edilmesi yoluyla eğitim ve spora erişimin teşvik edilmesine odaklanıyor. Spor, programın bel kemiğini oluşturuyor, bu nedenle STK okullarda futbol, kriket, 10-18 yaş arası kızlar için badminton şampiyonası ve satranç turnuvası gibi açık hava etkinlikleri ve yerel oyunlar geliştirecek. Proje önümüzdeki iki yıl içinde Bangladeş'te %70'i kız ve kadınlardan oluşan 4.000'den fazla kişinin eğitim ve spora erişimini teşvik etmeyi amaçlıyor. Mango'nun İcra Kurulu Başkanı Toni Ruiz proje için, "İnsanlar üzerinde gerçek bir etki yaratmak amacıyla bu projede Save the Children ve Alexia Putellas ile birlikte çalışmak Mango için bir onurdur" Hedefimiz, yerel topluluklara özel önem vererek olumlu bir etki yaratmak için çalışmak. Eğitim ve sporun dönüştürücü gücüne yürekten inanıyoruz" dedi. Projenin İkinci Adımı Türkiye Dünya çapında binlerce kız için üst düzey bir spor ikonu ve rol modeli olan Mango elçisi Alexia Putellas, sporun toplumdaki bir değişim kaldıracı olarak rolünü vurgulamak için bu girişime katıldı ve kavramsallaştırmasına aktif olarak katıldı. Projenin bir parçası olarak Alexia, bugün birçok ülkede satışa çıkacak olan Mango ile birlikte bir dayanışma tişörtü yarattı. Satışından elde edilecek tüm gelir, Türkiye'de Goals'ın ikinci aşamasını uygulamak için Save the Children'a bağışlanacak. Alexia, "Eşitlik, kapsayıcılık ve insan hakları gibi temel değerleri eğitim ve spor aracılığıyla benim için destekleyen, engelleri yıkmak ve daha iyi bir toplum inşa etmek için iki temel unsur olan bu projeye bir elçi olarak katılmaktan gerçekten heyecan duyuyorum" diyerek projeye olan duygularını dile getirdi. Şirketin toplam 500.000 avro bağışta bulunacağı girişim, Save the Children gibi önde gelen küresel kuruluşlarla sosyal eylem projelerini teşvik etmeyi amaçlayan Sürdürülebilirlik Stratejisinin bir parçası. Save the Children'ın genel müdürü Andrés Conde, "Dünyanın birçok ülkesinde çocuklar kendilerini hayatlarını çok zorlaştıran durumlarla karşı karşıya buluyorlar. Eğitim, hayatta ilerlemek için güçlü bir araç ve Mango ile yaptığımız bu ittifakla, yüzlerce çocuğa hak ettikleri kaliteli eğitimi garanti edecek projeleri teşvik ediyoruz. Sporun gücü ve Alexia Putellas gibi ilham veren insanlar bu hedefe ulaşmamıza yardımcı olacak." 🌿🌿🌿 @mango@savethechildren@savethechildrentr@savethechildren_es@alexiaputellas #news#fashionnews#sustainablefashion#moda#fashion#sürdürülebiliryaşam#bimodahayat#mango#internationalwomensday#alexiaputellas












