top of page

Moda Sadece Kıyafet Değil, Toplumun Aynasıdır

  • Yazarın fotoğrafı: BiModaHayat
    BiModaHayat
  • 7 saat önce
  • 4 dakikada okunur

Kriz zamanlarında moda, “ne giyeceğiz?” sorusundan önce şunun altını çizer; “Nasıl hayatta kalacağız, nasıl dayanacağız?” Çünkü gardırop, yalnızca estetik tercihlerin değil; ekonomik baskının, politik iklimin, kolektif kaygının ve umut arayışının en görünür kayıtlarından biridir.


BiModaHayat’ta modayı bu yüzden sadece sezon renkleriyle değil, toplumun nabzıyla okuyoruz. Omuzların keskinleşmesi, dokuların kalınlaşması, tonların koyulaşması… Bunlar “trend” gibi görünür; aslında birer davranış izidir. Bugün vitrinler çoğu zaman iyimserlik satarken, asıl gerçek kumaşın içinde saklıdır. Dayanıklılık, konfor, koruma, uzun ömür.


Belirsizlik arttıkça hızın cazibesi azalır; seçimler seyrekleşir ama güçlenir. Zamansız parçalar, çok amaçlı kullanım, “az ama iyi” yaklaşımı sadece ekonomik bir refleks değil; aynı zamanda psikolojik bir denge arayışıdır. Ve bu, sürdürülebilirliğin de en yalın zeminiyle buluşur. Tüketimi artırmak değil, anlamı derinleştirmek. Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, modanın kriz dönemlerinde nasıl bir savunma mekanizmasına dönüştüğünü, “trend okuma”nın aslında nasıl bir insan davranışı okuması olduğunu ve sektörün bugünden iki yıl sonrasını hangi sinyallerle planladığını dile getiriyor. Çünkü bazen kontrol edemediğimiz dünyada, elimizde kalan en sessiz alan "kendimizi nasıl taşıdığımız"dır.



Bu çerçeveyi Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı’nın değerlendirmeleriyle birlikte okumak, modanın krizlerde nasıl bir savunma mekanizmasına dönüştüğünü daha net gösteriyor.


Ekonomik belirsizlikler, savaşlar, pandemiler ve toplumsal çalkantılar… Kriz dönemleri yalnızca piyasaları değil, insan psikolojisini ve buna paralel olarak modayı da kökten değiştiriyor. Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı’ya göre moda, bu dönemlerde estetikten çok daha fazlası: bir savunma mekanizmasıdır.


Moda, çoğu zaman vitrinlerde gördüğümüz renklerden ve kesimlerden ibaret sanılıyor. Oysa Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı’ya göre moda, ekonomi, politika, psikoloji ve toplumsal ruh hâlinin birebir yansıması. Tıpkı finansta kullanılan trend analizleri gibi, moda da geçmiş verilerden beslenerek geleceği öngörüyor.


 “Kriz anlarında insanlar önce kendini korumak ister” diyen Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, bu refleksin doğrudan kumaş seçimine, renklere ve siluetlere yansıdığını vurguladı.


“Trendleri Değil, İnsan Davranışlarını Okuyoruz”

Tarihsel olarak bakıldığında, kriz dönemlerinde omuzların keskinleştiği, formların daha maskülen ve koruyucu hâle geldiği görülüyor. Koyu renkler, zincirler, askeri detaylar ve kalın dokular bu dönemlerin vazgeçilmezi oluyor.


“İnsan bilinçaltı, kıyafetle kendine zırh yapar” diyen Doç. Dr. Saygılı, bunun kolektif bir refleks olduğunun altını çiziyor.


Rahatlık Bir Lüks Değil, Psikolojik İhtiyaç

Pandemi sonrası dönemde yükselen rahat kumaşlar ve konfor odaklı kalıplar, yalnızca bir trend değil; psikolojik bir ihtiyaç. Saygılı’ya göre insanlar belirsizlik karşısında bedenlerini rahatlatırken, zihinlerini de sakinleştirmeye çalışıyor.


2028 Planlanıyor, Moda İki Yıl Sonrasını Görür


Moda sektörünün sanıldığının aksine anlık heveslerle değil, uzun vadeli öngörülerle şekillendiğini belirten Saygılı, bugün konuşulan renklerin ve kumaşların aslında iki yıl sonrasının dünyasına göre belirlendiğini söylüyor:


“Ekonomi nereye gidiyor, politik atmosfer nasıl şekilleniyor, toplum ne hissediyor? Bunların hepsi modanın ham maddesi.”


Renkler Umut Satar, Kumaşlar Gerçeği Söyler

Kriz dönemlerinde vitrinlerde çoğu zaman “umut veren” renkler öne çıkar. Ancak Doç. Dr. Saygılı, asıl gerçeğin kumaşlarda saklı olduğunu söyleyerek,


“Parlak renkler psikolojiyi yükseltmek için sunulur ama satış verileri daha koyu, daha ağır ve daha dayanıklı kumaşların tercih edildiğini gösterir.” dedi.


Az Tüketim, Güçlü Seçim

Kriz, insanları sadeleşmeye zorlar. Bu dönemde alışveriş azalır; ancak yapılan seçimler daha bilinçlidir. Zamansız parçalar, çok amaçlı giysiler ve uzun ömürlü ürünler ön plana çıkar.


“Krizde moda hızlanmaz, derinleşir” diyen Saygılı, bu yaklaşımın sürdürülebilirliğin de temelini oluşturduğunu ifade etti.


Moda Bir Terapidir

Doğru giyinmenin psikoloji üzerindeki etkisine dikkat çeken Doç. Dr. Saygılı, modanın bir tür sessiz terapi olduğunu söylüyor:


“İnsan kontrol edemediği dünyada, kontrol edebildiği tek alan olan kendi görüntüsüne tutunur.”


Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı, kriz dönemlerinde modayı yalnızca ekonomik bir sektör olarak değil; toplumun ruh hâlini okuyan güçlü bir psikolojik gösterge olarak ele alıyor. Çünkü moda, zor zamanlarda bile insanın kendini ayakta tutma biçimidir.


Moda Kurbanı Olmayın

Herkesin bir tarzı olması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Saygılı, modayı sorgusuzca takip edenleri “moda kurbanı” olarak tanımlıyor:


“Bütçesini zorlayan, vücut yapısına, kariyerine ve psikolojisine uygun olmayan kıyafetler giyen kişi modaya değil, tüketime hizmet eder.”


Marka takıntısına da eleştirel yaklaşan Saygılı, “Gerçek stil markayla değil, bireysel değerle oluşur” diyerek özellikle gösterişli logo kullanımının kişisel stilin önüne geçmesine dikkat çekiyor.


Saygılı, modayı yalnızca tasarım değil; insanı, toplumu ve geleceği okuma sanatı olarak ele alıyor. Onun yaklaşımında şıklık, pahalı olmak değil; bilinçli, zamansız ve kendin olabilmek anlamına geliyor.


Doç. Dr. Başak Boğday Saygılı Hakkında:



2012 yılında Gazi Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Pek çok devlet ve vakıf üniversitesinde çalıştı. 2001 yılında koleksiyon tasarımcısı olarak başladığı moda sektöründe, yüksek lisans ve doktora tezlerinin ardından moda sektörünü ve moda eğitimini birleştirici projeler yürütmektedir. Yeni çıkan kitabı “Zamansız Giysiler, Yavaş Moda – Tarzın ‘Sen’ Hali” ile her an, her zaman zamansız giysilerle nasıl şıklık yaratılabileceğini keyifli bir anlatımla, hikâyeleştirerek kaleme almıştır. İlk kitabı olan “Erkekler İçin Stil ve İmaj” kitabında ise, daha çok erkek okuyucuya hitap edecek şekilde, daha az ve öz anlatımla erkeklerin her alanda nasıl daha şık olabileceklerini yazmıştır. Yazmış olduğu pek çok akademik makale ve bildiri ile, 22 yıllık akademik kariyerinde modanın akademik alanına da pek çok katkıda bulunmaktadır.


Stilim isimli yeni yapay zekâ uygulaması ile de herkesin “Bugün ne giysem?” derdini sonlandıracak bir çözüm geliştirmiştir. Kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıracak, günlerine en az yarım saat daha zaman kazandırırken şık görünmelerini sağlayacak olan uygulama, 20 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla kullanıma açılmıştır.. Şu anda kendi şirketi olan BBS Tasarım Eğitim Danışmanlık A.Ş.’de, Stilim yapay zekâsının yanı sıra “VAKA” isimli bir moda markası ve farklı moda markalarına tasarım yaptıkları bir alan da bulunmaktadır. Ayrıca uluslararası alanda “Moda Sektöründe Türkiye’nin Tasarım Alanındaki Gücü”nün savunuculuğunu yaptığı fuar, kongre vb. etkinliklerde yer almaktadır.


Instagram ve YouTube’da dijital içerik üreticisi olarak “Moda ve Moda Eğitimi” ile ilgili içerikler üretmektedir.

Yorumlar


Top Stories

1/74
bottom of page