Arama Sonuçları
Search this site
Boş arama ile 413 sonuç bulundu
- Tekstil Geri Dönüşüm Sektörü, İngiltere Hükümeti'ni Kapasite Krizini Önlemeye Çağırıyor
Londra, İngiltere - 7 Nisan 2024 - Tekstil Geri Dönüşüm Derneği (TRA), İngiltere'nin genişletilmiş üretici sorumluluğu (EPR) planını geciktiren işleme tesislerinin kapasite sorunlarına dikkat çekmek ve çözüm için Hükümeti harekete geçirmek amacıyla bir çağrıda bulunuyor. TRA, ülke çapındaki işleme tesislerinin tam kapasiteye yakın çalıştığını vurgulayarak, bu durumun yardım mağazaları, geri dönüşüm merkezleri ve toplum tekstil bankaları gibi toplama noktalarını tehdit ettiğini belirtiyor. TRA'nın, İngiltere'deki tekstil toplayıcılarının ve ayırıcılarının %75'ten fazlasını temsil eden tanınmış bir ticaret birliği olarak sunduğu verilere göre, tekstil endüstrisi hızla büyüyor ve bu da operasyonel maliyetleri artırıyor ve birçok işletmeyi mali çöküşün eşiğine getiriyor. TRA, atık tekstillerin toplanmamasının çevre için ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor; mikroplastik kirliliği, su kirliliği ve çöplüklerde biriken tekstil atıkları gibi potansiyel tehlikeler söz konusu. Küresel ölçekte, tekstil atığı üretimi yılda 92 milyon tona ulaşıyor, bu da önemli bir çevresel sorun oluşturuyor. İngiltere'deki tekstil endüstrisinin yıllık değeri 1 milyar £'dan fazla ve ülke genelinde yaklaşık her 25 işten biri bu sektörle bağlantılı. Ancak, WRAP verilerine göre, İngiltere'de her yıl yaklaşık 140 milyon £ değerinde giysi çöp depolama sahalarına gönderiliyor ve sadece 620.000 ton kullanılmış tekstil geri dönüşüm için toplanıyor, bunun %60'ı ihraç ediliyor. Bu zorluklara bir yanıt olarak, TRA Hükümeti, tekstil sektörüne müdahale etmek ve düzenlemek için bir EPR planının başlatılmasını talep ediyor. Bu plan, ürünlerin tüm yaşam döngüsünün sorumluluğunu yalnızca tüketicilere veya atık yönetimi yetkililerine değil, üreticilere yükleyerek atık miktarını azaltmayı hedefliyor. İngiltere'nin geride kaldığını belirten TRA, diğer Avrupa ülkelerinin tekstil atıklarını azaltma amacıyla güncellenmiş bir EPR planı önererek üreticilere ve perakendecilere daha fazla sorumluluk getirmeyi düşündüğünü belirtiyor. TRA, Hükümetin tekstil atıklarını azaltma ve yönetme konusundaki çabalarını desteklemek ve sektörün sürdürülebilirlik yolunda ilerlemesini sağlamak için işbirliği yapmaya hazır olduğunu belirtiyor.
- Sparxell Sürdürülebilir Bitki Bazlı Pigmentler için 3,2 Milyon Dolar Yatırım Aldı
Birleşik Krallık merkezli yüksek performanslı ve sürdürülebilir bitki bazlı pigment geliştiricisi Sparxell, toplamda 3,2 milyon dolarlık bir finansman turunu başarıyla tamamladığını duyurdu. Bu finansman turu, tohum yatırımları, hibeler ve ödüllerden oluşuyor. Görsel bimodahayat Sparxell, tamamen bitki bazlı selüloz kullanarak doğadaki canlı renkleri kopyalamanın yollarını keşfeden Dr. Benjamin Droguet ve Profesör Silvia Vignolini liderliğindeki Cambridge bilim adamları tarafından 2022 yılında kuruldu. Şirketin temelini oluşturan bu yenilenebilir ve biyolojik olarak parçalanabilen kaynak, atık kollarından çıkarılabilir niteliktedir. Sparxell, kozmetik, moda, boya ve ambalaj pazarlarında renklendiricilerden sentetik kimyasalların çıkarılmasına yönelik ürünlerin geliştirilmesini ve ticarileştirilmesini hızlandırmak amacıyla 3,2 milyon dolarlık finansman turunun tamamlandığını duyurdu. Demeter ve Cycle Capital ile L'Oréal'in ana yatırımcısı olarak ortaklaşa yönettiği küresel bir risk sermayesi fonu olan Döngüsel İnovasyon Fonu, Sparxell'in bu finansman turuna katıldı. Diğer katılımcılar arasında Future Communities Capital, yatırımcı PDS Ventures, etki yatırımcısı Katapult, biyoteknoloji ve tüketici sektörleri yatırımcısı Joyance Partners ve iklim yatırımcısı SNOCAP VC yer alıyordu. Sparxell, renklendirici pazarının 2030 yılına kadar 100 milyar doların üzerine çıkmasının beklendiği tahmin edilen 38 milyar dolarlık bir değere sahip olduğunu Precedence Research verilerine dayanarak belirtti. Toplanan fonlar, Sparxell'in pilot üretimi desteklemek için üretim kapasitesini genişletmesine, markalarla daha fazla ürün geliştirme ortaklığı sağlamasına, önemli üreticiler ve distribütörlerle daha fazla ürün denemesi yapmasına ve personel sayısını artırmasına olanak tanıyacak. Şirket, üretim kapasitesini artırmak ve ticarileştirmeyi hızlandırmak için önümüzdeki aylarda A Serisi finansman turunu başlatmayı planlıyor. Sparxell'in kurucusu ve CEO'su Dr. Benjamin Droguet, konuyla ilgili olarak, "Geleneksel kimyasal renklendiricilerin çevresel zararlara neden olduğunu ve Sparxell'in tamamen biyolojik olarak parçalanabilen ve çevreye zarar vermeyen pigmentler geliştirdiğini" belirtti. Ayrıca, Sparxell'in bitki bazlı malzemelerinin endüstriyel uygulamalarla nakliye emisyonlarını azalttığını, yerel olarak yetiştirilebilir ve tedarik edilebilir olduğunu ve şirketin halihazırda otomobil üreticileri, üst düzey moda markaları ve kozmetik ürün üreticileri gibi sürdürülebilir renklendiricilere yönelik uygulamalarla ürün inovasyonu ortaklıkları kurduğunu belirtti. Son olarak, Sparxell'in bilimi, Biyomimikri Enstitüsü'nden aldığı 2023 Umut Işını Ödülü ve Morgan Stanley Sürdürülebilir İşbirliği Ödülü dahil olmak üzere birçok önemli ödül kazandı. Circular Innovation Fund Kurucu Ortağı ve Yönetici Ortağı Stéphane Villecroze; "Renklendiricilerin kozmetiklerin bu kadar önemli bir bileşeni olduğu göz önüne alındığında, Sparxell ürünlerinin bu sektörde uygulandığını görmekten özellikle heyecan duyuyoruz," diye ekledi Bu haber ilk olarak www.bimodahayat.com 'da yayınlanmıştır.
- Guaj London: Sürdürülebilirlik ve Sosyal Sorumluluk İlkesini Benimseyen Öncü Moda Markası
Londra merkezli moda markası Guaj London, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk ilkelerini benimseyen öncü bir marka olarak öne çıkıyor. Modanın yaratıcı gücünü sürdürülebilirlikle birleştirerek çevre dostu ve etik bir anlayışı benimseyen Guaj London, hem çevresel etkiyi en aza indirmeyi hem de adil üretim ilkelerini desteklemeyi amaçlıyor. Sürdürülebilir Malzemeler ve Etik Üretim Guaj London, sürdürülebilir malzemelerin kullanımına büyük önem veriyor. Organik pamuk, geri dönüştürülmüş kumaşlar ve diğer çevre dostu malzemeler, markanın ürün gamında öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca, marka etik üretim süreçleri ve adil işçilik prensipleriyle sosyal sorumluluk misyonunu destekliyor. Sıfır Atık Politikası Guaj London, üretim süreçlerinde sıfır atık hedefi belirleyerek bu doğrultuda çalışmalarını sürdürüyor. Ambalaj malzemelerinden üretim artıklarına kadar her adımda sürdürülebilirliği ön planda tutarak çevresel etkisini minimize etmeyi amaçlıyor. Yeşil Enerji Kullanımı Marka, enerji tüketimini en aza indirme amacıyla sürdürülebilir enerji kaynaklarına yöneliyor. Güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi yeşil enerji kaynaklarının kullanımı, Guaj London’ın çevresel ayak izini azaltma çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. Yenilikçi Tasarımlar, Sürdürülebilir Yaklaşım Guaj London, sürdürülebilir modanın sınırlarını zorlayan yenilikçi tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Marka, estetik ve çevre dostu tasarımın mükemmel bir birleşimini sunarak moda dünyasına öncülük ediyor. Sürdürülebilirlikte Moda Endüstrisinin Geleceği Guaj London, 2022 yılında Londra’da kurulmuştur. Moda endüstrisine sürdürülebilir bir perspektif getirerek çevre dostu üretim ve tasarım anlayışıyla öne çıkmaktadır. Sürdürülebilir moda, gelecek nesillere yeşil bir miras bırakmayı amaçlayarak sosyal, ekonomik ve çevresel etkileri göz önünde bulunduran bir yaklaşım sunmaktadır. Guaj London gibi öncü markalar, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk ilkelerini benimseyerek moda endüstrisinde önemli bir rol oynamaktadır.
- DeFacto’dan doğa dostu üretim: Zeytin Derisi Koleksiyonu
Perakende sektörünün öncü markalarından biri olan DeFacto, sürdürülebilirlik çalışmaları arasına bir yenisini daha ekledi. Markanın, yüzde 100 vegan 'Zeytin Derisi Koleksiyonu” olarak lanse ettiği bu yeni koleksiyon, zeytin atıklarından elde edilen suni deriyle hazırlandı. İklim krizinin hızla arttığı günümüzde atılacak her adımın değeri oldukça önemli. Hızlı tüketim sektöründe kullanılan pek çok hammaddenin ve üretim yönteminin doğaya olumsuz etkisini göz önüne aldığımızda, bu sektördeki markaların sürdürülebilir bilinçle üretimlerini şekillendirmesi her gün daha da önemli hale geliyor. Bu bilinçle yaklaşan markalardan biri olan DeFacto, hazırladığı yeni koleksiyonun yüzde 100 vegan, bitkisel bazlı ve yüzde 100 geri dönüşümlü ürünlerin bir araya gelmesiyle oluşturduğunu açıkladı. Tanıttığı bu yeni koleksiyonun yün, kürk ve ipek gibi hiçbir hayvansal lifi içermediğini ve aynı zamanda üretim sürecinin hiçbir aşamasında hayvansal madde kullanmadıklarını belirten marka, koleksiyonun tamamının vegan zeytin derisi kullanılarak oluşturulduğunun altını çizdi. Yeniden doğuş ve gençleşme ile ilişkilendirilen ve dünyanın en yaşlı ağacı olarak bilinen zeytin ağacının hayatımıza etkisinden esinlenen marka, bu yeni koleksiyonuna biyolojik atıkları işleyerek ürettiği vegan deriyle hayat verdi. Hakiki ve suni deriye bir alternatif olarak geliştirdikleri bu biyolojik ürün ile amaç üretim sırasında ortaya çıkan karbon emisyonu salınımını, zararlı kimyasalların ve malzemelerin kullanımını azaltmak. Böylelikle DeFacto, doğal ve alternatif bir hammadde olan vegan deri kullanımıyla, üretim aşamasında karbon salınımını yüzde 94 oranında azaltarak, doğaya saygıyla yaklaşan ve atık üretiminin önüne geçen yeni bir koleksiyonla daha modaseverlerle buluşmuş oldu. Doğanın Yansıması Renkler Çevreci koleksiyonlarıyla sürdürülebilir modanın Türkiye'deki öncülerinden DeFacto'nun Zeytin Derisi Koleksiyonu, erkek ve kadınlar için zamansız ve klasik tasarımlarıyla dikkati çeken özel aksesuarlardan oluşuyor. Her tarz kullanıma uygun doğal ve klasik renklerin hakim olduğu koleksiyon, doğaya dost, çevre için sürdürülebilir tasarımlar sunuyor. Şirket daha önce de Elma Derisi Koleksiyonu ile elma kabuğu atıklarından sürdürülebilir tasarımlar gerçekleştirmişti. Sürdürülebilir moda için Zeytin Derisi Koleksiyonu’nu alışveriş sitesinden ve seçili DeFacto mağazalarından keşfedebilirsiniz.
- Sürdürülebilir Moda Bir Günümüz Modası mı; Yoksa Gereklilik mi?
Bu soruya aslında Moda'nın tarifini yaparak cevap vermek gerekiyor. Ve o zaman görüyoruz ki "Moda" kelimesi aslında bir terimden çok daha öte: fikir, bir trend ve hatta bir yaşam biçimi.. Moda, giyinme ihtiyacından doğan, daha sonra derinleşerek gelişen ve değişen bir olgu. Kimilerine göre kişinin kimliğini belirleyen, insanların nasıl biri olduğunuzu yorumlamak için baktıkları, neyi, nasıl bir dünyayı temsil ettiğini gösteren bir yaşam biçimiyken; kimilerine göre ise kişinin gerçekte kim olduğunu gizlemek için başvurduğu bir kurtarıcı; -mış gibi olma durumu. Peki zamana ve her insana göre değişkenlik gösteren bu kavram gerçekten kimleri tanımlıyor ve nereye gidiyor? İnsanlığın üç temel ihtiyacından biri olan giyinmenin amacının ötesine geçip, insanların kişiliklerine, tutumlarına, hayata bakışlarına ve etraflarındakileri etkilemek için sarf ettikleri çabalara bir göz atmanızı sağlayan Moda'nın bizden götürdükleri neler? Bu var olma mücadelesinden doğan hızlı moda.. Moda değişimi ve dönüşümü temsil ederken yarattığı fırtınanın enkazı son yıllarda yeni bir moda kavramını ortaya çıkardı: Sürdürülebilir Moda. Sürdürülebilirlik hareketi, gezegenimizin, doğal kaynaklarının ve insan yaşamının bozulmasından hızlı modayı sorumlu tutuyor. Rachael Dottle ve Jackie Gu tarafından kaleme alınan habere göre; Avustralya'daki bilim adamları, okyanus tabanında 9,25 ila 15,86 milyon ton arasında mikroplastik bulunabileceğini tahmin ediyor. Tüketiciler, özellikle Z Kuşağı, artık sadece dönemlik moda kıyafetleri için yürütülen faaliyetlerin farkına varmaya başladı. Satın aldıkları ürünlerin verdiği kısa süreli mutluluğun ardındaki derin gerçekliği, üretici koşulları ve üretim sürecinin çevre üzerindeki etkisini sorgulamaya başladı. Araştırmalar, tüketicilerin %80'inden fazlasının etik, çevre dostu ve şeffaf markaları destekleyecek yeni bir sürdürülebilirlik çağını başlatmaya hazır olduğunu, ortalama bir tüketicinin sürdürülebilir modayı destekleyen bir markadan satın almaya hazır olduğunu gösteriyor. Peki onları engelleyen ne? Hızlı Moda ile Sürdürülebilir Moda İkilemi Hızlı modanın hızla değişen trendleri, zamanın modasını kaçırmama telaşı, hızlı modanın sürdürülebilir modadan görece ucuzluğu kimi kesimler tarafından Sürdürülebilir Moda'nın sadece zengin, elit bir kitlenin sahip olabileceği yeni bir lüks trend olarak yorumlanıyor. Yaratılan bu algı da tüketiciyi, sürdürülebilir üretim yapan markalardan uzak tutuyor. Tüketici sürdürülebilir giyinmek istiyor, ama maliyetlerden dolayı giyinemiyor. Ancak bu ikilemde gözden kaçan en önemli konu hızlı tüketim ürünlerinin kalitesi. Tüketici, gelir durumu ile elde edebileceği hızlı tüketim ürünleri ile kendini ifade etmeye çabalarken, aslında uzun yıllar giyemeyeceği bir ürüne yatırım yapıyor ve daha fazla harcamaya başlıyor. Yıllarca giyebileceği bir kıyafete o parayı vermektense, hızla tüketebileceği farklı ürünlere daha fazla para harcıyor. Peki sürdürülebilir bir marka hızlı moda fiyatları ile neden yarışamıyor? Bazı sürdürülebilir markaların görece pahalı olduğu gerçeğini inkar edemesek de, bu pahalılığın ardındaki gerekçeleri de görmek gerekiyor. Peki Bu Pahalılığın Sebebi Ne? Dünya üzerinde çalışan insanların sekizde biri moda ve tekstil endüstrisinde çalışıyor. % 35’lik iş gücü yasal olmayan şartlarda moda ve tekstil sektörünün görünmez iş gücünü oluşturuyor. Kadın, çocuk, göçmen gibi. Sürdürülebilir moda sadece tüketiciye ve onun satın alma alışkanlıklarına bağlı değil. Bu suçlama oyunu, bizi ve gezegenimizi kurtarmanın gerektirdiği gerçek işten bizi uzaklaştırıyor. Bu konuda markalar özellikle tüketici arkasına gizlenerek konuyu kendilerinden uzaklaştırmaya çalışsa da temel sorumlu üreticiler. Adil ve şeffaf çalışma koşulları, cinsiyet eşitliği, kaliteli üretim yapmak, kapitalist sistemde lüks olarak tanımlanır hale geldi. İnsan değersizleşti. Şimdi ise tükenen doğal kaynakların durumu ve kaçabileceğimiz bir başka Dünya'nın olmaması bizi bazı süreçleri artık hayata geçirmeye mecbur kıldı. Adına da Sürdürülebilirlik dendi. Ancak kapitalistlerin mevcut statükolarını koruma ve daha fazlasını elde etme arzusu hala o kadar baskın geliyor ki, bu yeni trendi de kullanarak tüketiciyi çekmek için "greenwashing" yapmaktan çekinmiyorlar.. Bunun önüne geçmenin en büyük yolu da bağımsız, uluslar arası kolektif bir harekette uyum içinde işbirliği yapmanın bir yolu olarak moda endüstrisini düzenlemesi gereken yapısal zorunluluklar.. Bizim üzerimize düşen ne? Sürdürülebilir bir yaşam tarzına sahip olmak, sürdürülebilir markalardan moda giysiler satın almaktan daha fazlası. Aslında sürdürülebilirlik daha az tüketmekle başlıyor. Yol gösterici fikir şu: Tüm bu aktivist eylemlerin ardındaki fikir, o karanlık güvencesizlik ve sömürü yelpazesi altında üretilen, indirimli fiyatlarla tüm bu hızlı moda ürünlerine karşı kaliteli parçalara yatırım yapmaktan geçiyor. Yaptığımız her satın almanın doğaya, insana, çalışana bir etkisi olduğunu unutmamak. Modanın zeitgeist'ını tanımlamaya yönelik bu sonsuz arayışta, giyim sektörünün talep ettiği yeni dinamikleri ele almak, sonunda modernite ile toprak ana arasında sıkı bir tercih bağı olduğunu görmek gerekiyor. Neye ihtiyacımız olduğuna, neye değer verdiğimize, hangi işletmeleri desteklediğimize ve tüm bunların doğayı ve insanları nasıl etkilediğine biraz daha dikkat etmeye başlamak. Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar, markalar değişimi kolaylaştırmada yardımcı olabilir, ancak sonunda hepimiz birlikte gittiğimiz yönü belirleyebiliriz. Sorumlu alışveriş yapmak bireysel bir davranış. Bu nedenle üzerimize düşen sorumluluğu alarak alışveriş yapmanın çözümün bir parçası olduğunu unutmamalıyız Bu konuda mücadeleye hazır pek çok girişim de sürdürülebilir modayı kitlelerin ulaşabileceği bir yere getirme konusunda başarılı oluyor. Ve bu başarı hızlı moda markalarının da değişmesini sağlıyor. Değişimin yönünü belirleyen tüketici oluyor.
- En Popüler İkinci İş Trendi: Sürdürülebilirlik
Döngüsel Moda nedir? 2014 yılında Dr. Anna Brismar tarafından oluşturulan döngüsel moda (Circular fashion) kavramı, mümkün olduğu kadar uzun süre kullanılabilecek, geri dönüştürülebilecek nitelikte üretilen ürünleri ifade eden bütünsel bir tasarım yaklaşımı. Temelinde, yeniden kullanılamayacak kadar eskiyen ürünlerin, yeni ürünlerin üretimi için gereken hammaddelere dönüştürülmesi felsefesi var. Mevcut moda sistemine (doğrusal moda sistemi) göre çoğu marka, hızla satılan, çabuk yıpranan ve kısa sürede atılan, çöp sahasına gönderilerek yakılan tekstil ürünlerinden oluşuyor. Bu, doğrusal bir "al-bırak-at" modeli olarak adlandırılıyor. Ancak döngüsel moda anlayışı, üretimin israf olmamasına odaklanan ve bundan daha fazla sosyal normu içerisinde barındıran bir model. Döngüsel Moda kategorisine girecek ürünlerin, döngüsel ekonomiye uygun şekilde tasarlanıp tasarlanmadığı ve üretilip üretilmediğini gösteren beş önemli kriteri yerine getirmesi gerekiyor. Bunlar malzeme sağlığı, malzemenin yeniden kullanımı, yenilenebilir enerji ve karbon yönetimi, su yönetimi ve sosyal adalet. Hala dünyanın farklı yerlerinde yaşayan yerli halkların üretim ve yaşam tarzlarından yola çıkarak oluşturulan Döngüsel Moda, giysilerimizin üretiminde kullanılan doğal kaynakların yoğun bir şekilde kullanılarak tüketilmesini azaltma yaklaşımını sahipleniyor. Ürünleri çöplükten uzaklaştırarak, yani "atıkları en başından tasarlayarak" doğrusal "al-bırak-at" modelini bozmayı amaçlıyor. Döngüsel Moda, mevcut yeni kaynaklarla yeni ürünler yapmaktan ziyade; öncelikle kiralama, onarım, yeniden satış (ikinci el satış) ve takas gibi kanallarla ürünleri mümkün olduğu kadar uzun süre kullanımda tutmayı amaçlıyor. Bu süreç tamamlandıktan sonra artık kullanılmaz hale gelen ürünler, dönüştürülebilir materyal kullanımı nedeniyle (sayesinde) yeni kaynaklara dönüştürülüyorlar. Neden Önemli? Bir ürünün "kullanım ömrünün bitmesi", doğrusal moda değer zinciri açısından o ürünün artık tekrar kullanılamayacak duruma gelmesi anlamına gelir. Döngüsel bir modelin çalışması için ise ürünlerin, "kullanım ömrünün bitmesi" göz önünde bulundurularak tasarlanması gerekir. Döngüsel ürünler, uzun ömürlülük, farklı kullanımlara uyarlanabilirlik ve malzeme dönüştürülebilirliği açısından optimum kullanım stratejilerini içermelidir. Gelecek Neden Döngüsel Moda’da? Geçtiğimiz birkaç on yılda, modanın doğrusal üretim ve tüketim tarzı ciddi çevresel ve sosyal maliyetlere yol açtı. Moda, çevresel sonuçlara çok az önem vererek, endişe verici bir oranda doğal kaynakları kullanmaya (tüketmeye) devam etti ve ediyor. 🌿 Her yıl üretilen 53 milyon ton tekstilin % 85'i çöp sahasında bekliyor veya yakılarak yok ediliyor. 🌿 Gezegendeki her insan için yaklaşık 13 kilogram atık üretiliyor. 🌿 Sektör genelinde tekstil ürünlerinin yalnızca % 13'ü geri dönüştürülüyor. 🌿 Tekstil ürünlerinin % 1'inden daha azı yeni giysilere ya da ürünlere dönüştürülüyor. Moda endüstrisi şu an sadece savurgan değil, aynı zamanda gezegenin sınırlı kaynaklarını kullanma konusunda da oldukça duyarsız. Bu nedenle modanın doğrusal modeli radikal bir dönüşüme ihtiyaç duyuyor ve döngüsellik tam da bu yüzden gerekli hale geliyor. Sürdürülebilirlik ve döngüsel moda, mevcut iş süreçlerine ek bir trend olarak değil, ömür boyu devam etmesi gereken bir yol olarak görülmeli. Yani sadece bugünün değil, yarının da sorumluluğu alınmalı. Sadece Markalar Değil Bizler Neler Yapabiliriz? Yeniden alma davranışından vazgeçerek giymek istediğimiz kıyafetleri kiralayabiliriz. Gardırobunuzu doldurmadan, tek gecelik bir kıyafete onlarca lira vermektense, bulunması zor bir tasarımcının kıyafetini rahatlıkla giyebilirsiniz. Yurt dışında pek çok örneğini gördüğümüz kiralama hizmetlerinin bir benzeri Türkiye’de; Instagram’da 785K takipçisiyle “Davet Çok Elbisem Yok” hesabı. Birçok markanın ürününü rahatlıkla kiralayabildiğiniz sitede ister döngüsel modaya, ister bütçenize katkı sağlama amacında olun günün sonunda satın almayarak karbon ayak izinizi daha da küçülteceksiniz. Gardırobu çoktan dolmuş olanlar ise kıyafetlerini atmaktansa ikinci el sitelerde satarak hem gelir elde edebilir, hem de moda döngüsüne katkıda bulunabilirler. Son yıllarda oldukça popüler olan ve mevcut ekonomik konjonktürde daha da popüler olacak görünen sahip Dolap, ModaCruz, Gardrops, Tarz2 gibi uygulamalar, bu düşünüşe sahip kişilere, kolay uygulanabilir aplikasyonlar ile destek oluyor. Birkaç gün önce H&M Türkiye’nin duyurmaya başladığı “Benim Kıyafetim Senin Kıyafetin Olsun” kampanyası tam da bu duyarlılığı sahiplenen bir proje. Alanında öncü 47 tanınmış ismin ( Başak Dizer Tatlıtuğ, Biricik Suden, Hande Can Demir- GardıropGurusu, Arzu Sabancı, Burcu Esmersoy, Tülin Şahin, Ahu Yağtu, Buse Terim, Yasemin Taciroğlu, @mcmirelacerica ) gardıroplarından ürünleri alarak satışını sağlayacak. Elde edilen gelir ise; WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), OGEM-VAK (Ormancılığı Geliştirme ve Orman Yangınları ile Mücadele Hizmetlerini Destekleme Vakfı) ve DenizTemiz Derneği / TURMEPA derneklerine bağış olarak dönüyor. Projedeki satış www.modayipaylas.com adresinde 17 Aralık saat 18:00’da başlayacak. #ModayiPaylasxHM Ve bağışta bulunun. Eğer kiralama ya da ikinci el sitelerde kıyafetlerini satma gibi bir zamanınız yok ise giymediğiniz kıyafetleri atmak yerine ihtiyaç sahibi kişilerle paylaşın. Bu konuda muhtarlıklar hassasiyetle bu çalışmaları yürütüyorlar. Günümüzde Hızlı Çıkış Yapan Döngüsel Marka Örnekleri Hangileri? Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de döngüsel modayı sahiplenen, bu konuda görülmemiş bir azim ve yaklaşımla ürünlerini üreten markalar ortaya çıktı. Arkalarında büyük güçlü markalar ya da isimler olmadan, sadece yaratma, üretme isteğine ve gezegenin kaynaklarını sömüren birçok markaya dur diyecek cesarete sahip genç isimler parlamaya başladı. Uzun ömürlü, kaliteli ürünler üretmekten geri dönüştürülmüş malzemeler kullanmaya ve giysilerinizin ömrünü uzatan hizmetler sunmaya kadar sürdürülebilir yaklaşımı baştan sona markalarına işliyorlar. HADİ GELİN BİRLİKTE BU GÜZEL MARKALARDAN BİR KAÇINI TANIYALIM 😊 Hangi Markayı Neden Satın Almalı? Bego Jeans Bego Jeans, doğrusal modayı acı tecrübelerle yaşamış Abdulhalim Bey’in kurduğu bir marka. Temiz yarınlar için çevreye-doğaya-insana- hayata saygılı, sağlıklı, uzun ömürlü ve geri dönüşümlü kotlar tasarlıyor. Ürettiği kotlarda emekten malzemeye tam bir döngüsel üretim hareketini sahiplenmiş. #betodaygotomorrow mottosuyla da büyük markalara da bu harekete geçişlerinde ilham vermeye hazır! 🍃 @Begojeans www.begojeans.com 🍃Siyah Fare Tasarım Gül Hanım’ın yemyeşil bir ülke olan Kanada’dan Türkiye’ye dönüşü, kurumsal hayatı bırakarak daha yerleşik bir hayata geçmesi sadece bir başlangıçmış. İkiz kızları Maya ile Mila’ya rahat ve sade giysiler bulmakta zorlanınca Siyah Fare Tasarım markasını yaratıyor. Böylece, çocukların özgür ruhunu yansıtan, her mevsim giyilebilen, %100 pamuklu, dönüştürülebilen, şık ve rahat koleksiyonlar ortaya çıkıyor. Tasarımları sadece bugünü değil, dünü, bugünü ve yarını tamamen kucaklayan zamansız tasarımlar. @siyahfaretasarim www.siyahfare.com Giyi World Kadınları çalışma hayatında daha fazla görmek, başarılarını ve ekonomiye katkılarını takdir etmek sanırım öncelikle yine biz kadınların en çok istediği şey... Bir kadının kimseye bağlı olmadan ekonomik gücünü elinde bulundurması başta kendine olan güvenini ve hayatla bağını daha sıkı kurmasını sağlıyor. Güçlü kadınlar kendine güvenen güçlü çocuklar da yetiştiriyor. Ancak günümüz dünyasında kadınlara olan destek olması gerekenin çok altında. Özellikle annelik döneminde işlerine ara vermek zorunda kalmış kadınlar, yeniden çalışma hayatına atılmakta zorlanıyorlar. Kurdukları iş bağlantıları artık eskimiş, beklentiler değişmiş, yaklaşımlar farklılaşmış oluyor. Ve birçok kadın bu mücadelede yenik düşmüş hissederek kendine olan güvenini de yitirmeye başlıyor. Giyi Word kurucusu Göknil Bigan, bu süreçlerden geçmiş ve süreci sadece kendi için değil, bu konuda mağdur diğer kadınlar için de ele almış biri. Temellerini attığı “Yeniden Biz Derneği” ile kadının yaratma gücünü sosyal faydayla birleştirmek istiyor. 💗 Eğitimli ve deneyimli kadınların iş hayatına yeniden kazandırılmasına katkı sağlıyor. Tam da bu noktada hayali olan Giyi World’u kuruyor. 🌿🌿 🌿🌿🌿🌿 🌿🌿 Giyi World bilinçli tüketimi destekleyen ve bu nedenle her giydiğimizde dönüştürebileceğimiz, farklı kıyafetlerle kombinleyeceğimiz tasarımlar üzerine koleksiyonlarını hazırlıyor. Petrol türevleri yerine kullandığı doğada çözülebilen malzemelerle de insan tenine ve doğaya saygılı bir marka olma bilincinde. Üretimlerini ise, kadın kooperatifleri ile gerçekleştirdiği işbirlikleriyle sağlıyor. Sorumlu ve adil çalışma koşullarının yanı sıra kadın iş gücünü sahiplenerek kadınları sonuna kadar destekliyor. Giyi World, kullandığı malzemeden, kullanım alanlarına ve çalışma koşullarına kadar tamamıyla döngüsel modaya göre hareket eden bilinçli bir marka. 🍃 @giyiworld www.giyiworld.com/tr The Loop Arts Pek görmeye alışık olmadığımız bir yaklaşımla hareket eden bir marka The Loop Arts. Arkasında uzun yıllar kurumsal hayatta çalışmış iki girişimci kadın var. Yaşanmışlığı olan, sevdikleri eski el dokuma kilimleri köylerden toplayarak yeniden dönüştürüyorlar. 50 ila 100 yıla yakın yaşanmışlığa dayanan bu kilimlerle birbirinden farklı, bir daha aynısından bulamayacağınız ayakkabı ve terlikler üretiyorlar. Üstelik bu ayakkabıları el işçiliği ile ürettirerek bu zanaatın yaşaması için destek de oluyorlar. 🌿Başkalarının hikayesine sahip çıkarak kurdukları markanın, bu ürünleri giyenlerin hikayesiyle devam etmesini istiyorlar. 🍃 @thelooparts www.thelooparts.com VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMINI SAHİPLENMİŞ DİĞER MARKALAR.. 🍃 @rawperceptions 🍃 @thegacca 🍃 @ thelittlepebbleintheriver 🍃 @_weofficial_ 🍃 @thelittlepebbleintheriver 🍃 @wearelaika 🍃 @abtira 🍃 @mah_roc 🍃 @mierhandmade 🍃 @placeboriginals 🍃 @koholabag 🍃 @Chillaxofficial 🍃 @landostudiocom 🍃 @designdem_ 🍃 @ natureofthethings 🍃 @terradogalyasam 🍃 @cooperativestudio 🍃 @mayetdesign 🍃 @pijamare_istanbul 🍃 @ateliertenera 🍃 @hipandhappen 🍃 @ekolojikdonusum 🍃 @darwinsbotanicals 🍃 @moyyatolye 🍃 @naunalinen 🍃 @atolyeren 🍃 @less.tr 🍃 @slownest.studio 🍃 @mumowrap 🍃 @this.is.mana 🍃 @bassigue 🍃 @meseleler 🍃 @Tiny.official 🍃 @matla.official 🍃 @allinwhiteistanbul 🍃 @petitcollective 🍃 @sat.su.ma 🍃 @restorejeans 🍃 @susbagofficial 🍃 @sensessential 🍃 @harmonious #greenstrategy #circularfashion #döngüselmoda #sürdürülebilirlik #sürdürülebilirmoda #sürdürülebilirgelecek #sustainability #sustainablefashion #sustainablefuture #fashionfacts #whosustain #sustainyourstyle #sustainablestyle #ethicalfashion #consciousfashion #slowfashion #ecofashion #bilinç #instagood #fairtrade #ecofriendly #ethicalshopping #greenfashion #dosomethinggood
- Altınyıldız Classics’den Çevreci, Sıradışı Bir Üretim
Altınyıldız Classicssürdürülebilir projelerle adını sıklıkla duyduğumuz markalardan biri. Özellikle “Dünya Yaşasın Diye” adında kurduğu platform çatısı altında üretimin her aşamasını ele alarak sürdürülebilir projeler geliştiriyor. Bu projelerden birini geçtiğimiz günlerde açıklayan marka, sürdürülebilir üretimin farklı yaklaşımlarla nasıl ele alınacağının örneklerinden birini de göstermiş oldu: Tarlada renklendirilen pamuklar.. Tekstil sektöründe ürünün imalat sırasında geçtiği pek çok aşamadan biri de boyama süreci. Bu süreçte kullanılan kimyasallar markadan markaya değişse de, her kimyasalın gerek doğaya gerekse tenimize olumsuz etkisi yadsınamaz bir gerçek. Bu gerçekliği görmezden gelmeyen Altınyıldız, ürettiği çevre dostu proje ile boyama süreçlerine ihtiyaç duymayan, bu sayede su ve enerji tasarrufu sağlayan kendinden renkli pamuk üreterek yeni koleksiyonlarına hayat verecek. Gelin detayları BR Mağazacılık Yönetim Kurulu Üyesi ve Altınyıldız Classics CEO’su Enis Habif’den öğrenelim: “Altınyıldız Classics olarak eğitimden geri dönüşüme, üretimden kullandığımız enerjiye, mağaza ve ofislerimize kadar tüm ekosistemimizi sürdürülebilirlik üzerine kurguluyoruz. Çıktığımız bu yolculukta çalışmalarımızı doğaya, insana ve ekonomiye saygılı şekilde yürütmek ve daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedefledik. Bu alandaki tüm çalışmalarımızı da “Dünya Yaşasın Diye” çatısı altında topladık. Şimdi bu büyük çatının altında teknoloji ve inovasyona yaptığımız yatırımın bir meyvesi olarak kendinden renkli pamuk üretimine başladık ve ilk hasadımızı da gerçekleştirdik. Ürünlerimizde kendinden renkli pamuk kullanarak kimyasalları, su tüketimini ciddi oranda azaltmayı ve büyük bir enerji tasarrufu sağlamayı planlıyoruz. Sürdürülebilirlik odağıyla çevre dostu adımlar atan bir marka olarak, teknoloji gücümüzü ne kadar doğayla uyumlu kullanabilirsek çevreyi de o kadar koruyabileceğimizi düşünüyoruz. Kendinden renkli pamuk üretimimiz de bu vizyonumuzun bir sonucu olarak doğdu. Karbon ayak izimizi azaltan, gelecek nesillerin habitatını korumaya yönelik inovatif uygulamalarla yeni çağın onaran, dengeleyen, öncü markalarından olmaya devam edeceğiz.” RENKLİ PAMUKTAN ÜRETİLEN 15 BİN KIYAFET YOLDA Altınyıldız Classics’in Çukurova’da 5 dönüm arazide gerçekleştirdiği kendinden renkli pamuk ekimi sonucunda ilk hasatta 2 bin 230 kilogram pamuk toplandı. Hasat sonrası kumaş üretim sürecine geçildi ve pamuklardan 780 kilogram elyaf elde edilerek 4000 kilogram ipliğe dönüştürüldü. Daha sonra örme işlemiyle ipliklerden yaklaşık 3500 kilogram kumaş çıkarıldı. Erkek modasına yön veren marka, sweatshirt, t-shirt, eşofman altı ve şort olmak üzere örme ürün gruplarında yaklaşık 15 bin adet üretim yapmayı hedefliyor. Renkli pamuk üretimiyle bu süreçte bazı kimyasal işlemlerin saf dışı bırakılması avantaj sağlarken aynı zamanda büyük miktarda enerji tasarrufu imkanı da veriyor. Kendinden renkli pamuklar yumuşak bir dokunuşa ve hisse sahip olduğu için, yumuşatıcılarla apre gibi bir temizleme ve düzeltme işlemine gerek kalmıyor. Bu adımların atlanması sonucunda kayda değer miktarda su, enerji, elektrik, işgücü, yardımcı madde, boya ve kimyasal madde tasarrufu elde ediliyor. Kendinden renkli pamuklardan yapılan kumaşların kullanıcılara sağladığı bir diğer avantaj ise yıkama sonrasında solmaması.
- Fashion 360, Moda Endüstrisi Profesyonelleri için Benzersiz ve Yeni Bir Sürdürülebilirlik Destek Topluluğu
By Press Club 8 Mar 2024 Döngüsel teknoloji ve dijital ürün kimliği çözümlerinin sağlanmasında önemli oyuncular olan Trimco Group, Kezzler ve Tomra Textiles, moda endüstrisinin sürdürülebilirlik yolculuğunu ve döngüselliğe geçişini desteklemek amacıyla öncü bir topluluk olan FASHION360'ı geliştirmek için güçlerini birleştirdi. Kredi: Trimco Grubu, Kezzler, Tomra Modayı daha sürdürülebilir hale getirme ortak tutkusuyla FASHION 360, bir dizi işbirlikçi atölye çalışması aracılığıyla bilgi ve uzmanlık paylaşımı için moda endüstrisi profesyonellerinden oluşan küresel bir topluluk oluşturmayı hedefliyor. Etkinlikler katılımcılara içgörüler, uzmanlardan ve sektördeki meslektaşlarından pratik tavsiyelerin yanı sıra sonraki adımlarını destekleyecek araçlar sağlayacak. Daha da önemlisi burası, döngüselliğin iyileştirilmesine ve yakında çıkacak olan AB Dijital Ürün Pasaportu (DPP) düzenlemeleri gibi uyumluluk zorluklarını karşılamaya giden yolda karşılaştıkları zorlukları tartışabilecekleri güvenli bir alandır. Oslo ve Münih'teki iki pilot etkinliğin başarısının ardından, Avrupa'da beş etkinlik daha doğrulandı ve daha fazlası da yolda. Etkinlikleri fashion360.live adresinde bulabilirsiniz. “Hiç kimse döngüselliği tek başına çözemez. Sektörümüzün karşılaştığı zorluklar o kadar karmaşık ki, sektörün ilerlemek için benimseyebileceği uygulanabilir çözümler geliştirmek üzere birçok farklı uzmanın, yenilikçinin ve tedarikçinin birlikte çalışmasına ihtiyacımız var. FASHION 360'ın hedefiyle elde etmeyi hedeflediğimiz şey budur: özünde döngüsellik bulunan küresel işbirlikçi ağının gelişimini desteklemek," diyor Trimco Grubu Sürdürülebilirlik ve Uyumluluk Direktörü Camilla Mjelde. Trimco Group, Kezzler ve Tomra Textiles, markaların döngüselliğe geçişine yardımcı olmak için birbirlerini tamamlayan çeşitli uzmanlıklarıyla halihazırda güçlü bir ittifakı paylaşıyor. Tomra'nın geri dönüşüm ve atık geri kazanımı alanındaki uzmanlığı ve gelişmiş uygulamaları, modanın en büyük zorluklarından bazılarının üstesinden gelmek için çok önemlidir. Bu arada, Trimco Group'un ProductDNA® ve uyumlu etiket üretim uzmanlığı, Kezzler'in Bağlantılı Ürünler Platformu ve eski gelişmiş Dijital Kimlik teknolojisi ile birlikte markalara şeffaflık, etiketleme, Dijital Kimlikler ve daha fazlasını ele alan tek ve kapsamlı bir çözüm sunmalarına olanak tanır. AB tarafından finanse edilen DPP CIRPASS projesini ele almak için çok sayıda markayla çalışma konusunda sektör genelinde deneyime sahip olan FASHION360, Dijital Kimlikler ve döngüsellik konusunda güçlü bir performans geçmişine dayanarak rehberlik ve tavsiye sunabilmektedir. “Modanın daha sürdürülebilir hale getirilmesinde hepimizin oynayacağı bir rol var ve bunu tek başımıza yapamayız. FASHION 360, sektördeki uzmanları ve markaları bir araya getirme taahhüdüdür. Teknoloji sağlayıcıların ve markaların etkileşime girebileceği ve gelecekteki sektör uygulamalarını şekillendirebileceği bir topluluk inşa ediyoruz. Öğrendiklerimizi paylaşarak hepimiz, döngüsel bir geleceğe doğru gerçek değişimi yönlendiren gelişen bir ekosistemin yaratılmasına yardımcı olabiliriz” diyor Kezzler Perakende ve Giyimden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Cyrus Gilbert-Rolfe. “İnsanlara ve gezegene büyük maliyetler getiren doğrusal verimliliği optimize etmekten, döngüsel bir değer zincirine geçiş yapacak yeni bir tekstil devrimine ihtiyacımız var. Atık tekstiller ile tekstilden tekstile geri dönüşüm arasındaki boşluğun kapatılması, düzenlemeleri ve teşvikleri, altyapı yatırımlarını ve güven, şeffaflık ve izlenebilirliği sağlamak için sağlam bir dijital çekirdek oluşturmayı gerektirecektir. Bunu gerçekleştirmenin ortak paydası, değer zinciri boyunca işbirliğidir ve FASHION 360 da bunu gerçekleştirmeye yönelik bir çabadır” dedi TOMRA Textiles Başkanı Vibeke Krohn. Kurucu marka uzmanlarına ek olarak, her etkinlikte PLM ve EPR ortakları da dahil olmak üzere farklı konuk katılımcılar da yer alacak ve katılımcılara markaların karşılaştığı zorluklar konusunda yardımcı olacak ve işlevler arası çözümleri haritalandıracaklar.
- 2050'de Sürdürülebilir Moda Malzemeleri: Güven
Fashion for Good, geçen hafta Amsterdam'daki Rokin caddesindeki anıtsal binasında 150'den fazla ziyaretçiye kapılarını açarak bir grup yenilikçiye malzemelerini sergileme fırsatı sundu. Bu etkinlik, tekstil ve moda endüstrisini daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedefleyen bir grup tarafından düzenlenmiştir. Bu grup, rekabetçi fiyatlarla ve büyük ölçekte, eşdeğer niteliklere sahip ürünler sunarak endüstriyi dönüştürmeye hazırlanmaktadır. Toplamda, 183 startup ve ölçek büyütme şirketinden oluşan bir inovasyon platformu, bu tür bir etkinliğin önemli olduğuna inanmaktadır. Kredit: Fashion for Good Ana salonun beklentileri yüksekti ve burada araştırmacılar projelerini sundular ve bilgi paylaşımında bulundular. Bu resmi toplantı, "sempozyum" adı verilen bir etkinlikti ve basın, marka ortakları ve diğer paydaşlar gibi önemli isimlerin de katıldığı ticari bir atmosferde gerçekleşti. Etkinliğe katılan herkesin, tekstil ürünlerinin ayak izini ele alması bekleniyordu ve bu nedenle sempozyum, sürdürülebilir alternatiflerin sunulduğu bir platform olarak hizmet etti. Bu etkinlik, Fashion for Good'un önceki kapalı sempozyumlarına bir devam niteliğindeydi. Direktör Katrin Ley, "Son zamanlarda bu odadaki birçok yenilikçi, medyada büyük iniş ve çıkışlar yaşadı" diyerek etkinliğe başladı. Katılımcılar, sürdürülebilir modanın gelecekteki senaryoları hakkında sorular sordular ve bu nedenle sempozyum, bu konuyu beş panel ve bir sergi aracılığıyla ele almayı amaçladı. Sürdürülebilir Malzemelere Yüksek Talep Sürdürülebilir malzemelere olan yüksek talebi vurgulayan bir sempozyum, Fashion for Good'un Georgia Park tarafından "Hammadde İnovasyon Yol Haritası" ile başladı. Bu yol haritası, tekstil ve moda endüstrisinde sürdürülebilir malzemelerin artırılması için nelerin gerektiğine dair genel bir bakış sunuyor. Park, "Malzemeler bir markayı inşa edebilir veya yıkabilir ve bu, net sıfıra giden yolculukta son derece kritiktir. İyi haber şu ki, markalar bunun farkında ve taahhütlerde bulunuyor. Talep var," dedi. Sürdürülebilir inovasyonun, mevcut malzemelerden (örneğin, sertifikalı pamuk gibi) %16'lık bir kesimin yanı sıra yeni "Yeni Nesil Malzemelerden" (örneğin, elyaf geri dönüşümü gibi) %13'lük bir kesimin gelmesi gerektiğini belirtti. Ancak, bu malzemelerin yakın zamanda üretilip, işlenip ve satın alınacağı anlamına gelmiyor. Şu anda, "Yeni Nesil" malzemeler kategorisi küresel elyaf üretiminin %1'inden azını oluşturuyor. Fashion for Good'un analizlerine göre, bu oranın, alternatif doğal elyafların, düşük etkili insan yapımı selüloziklerin (MMCF'ler), hayvansal elyafların ve (plastik içermeyen) deri alternatiflerinin, gelişmiş mekanik ve kimyasal geri dönüşümün ve biyosentetiklerin ölçeğinin büyütülmesiyle %13'e çıkabileceği tahmin ediliyor. Park ayrıca şunları ekledi: "Finansmanın sınırlı olduğu mevcut makroekonomik ortamda, etkili malzemelerin ölçeğini büyütmenin yolu kolay değil. 'İşlerin her zamanki gibi olması' yeni malzeme yenilikleri için işe yaramıyor." Yolun 2030'a kadar nasıl ilerleyeceğini yenilikçilerin, endüstrinin ve sistem (politika yapıcılar) arasındaki ortak sorumluluk olarak tanımladı. Yenilenebilir Karbon Yenilenebilir karbonun moda endüstrisindeki rolü, Fashion for Good'un düzenlediği bir sempozyumda tartışıldı. Sentetik elyafların tekstil ve moda endüstrisindeki hakimiyeti, çoğunlukla petrol kökenli olmalarından kaynaklanıyor ve geri dönüştürülmüş malzemelerin (örneğin geri dönüştürülmüş PET ve poliamid) sadece küçük bir kısmını oluşturuyor. Ancak, sürdürülebilir hedefler yaklaştıkça, tekstil endüstrisindeki karbon talebinin artması bekleniyor. Nova Enstitüsü CEO'su Michael Carus'un belirttiği gibi, bu talep karşısında fosil bazlı, biyo bazlı, CO2 bazlı ve geri dönüştürülmüş sentetik elyaflara geçiş büyük önem taşıyor. Moda endüstrisinde biyo bazlı polimerlere olan ilgi artarken, bu alandaki büyümenin çeşitli zorluklarla karşılaşabileceği belirtiliyor. Özellikle, mikroplastik endişeleri nedeniyle biyolojik olarak parçalanabilen tekstil elyaflarının (örneğin, polilaktik asit ve politrimetilen tereftalat) yakından izlendiği ifade ediliyor. Sempozyumda biyosentetiklerin özel bir öneme sahip olduğu ve yenilenebilir polimerlerin, yenilenemeyen polimerlerin yerini alabileceği belirtiliyor. Ancak, karbon geçişi için biyopolimerlerin tek başına yeterli olmadığı vurgulanıyor. Carus, CO2 bazlı tekstillerin çözümde büyük bir rol oynayacağını ve geri dönüştürülmüş elyafların önemli bir kategori olması gerektiğini belirtiyor. Bu noktada, dünyanın önde gelen kimya üreticisi BASF gibi şirketlerin bu yönde ilerlediği ifade ediliyor. Ancak, karbon geçişinin gerçekleşmesi için daha fazla altyapı, zincir entegrasyonu ve standartların geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Altyapıdaki zorluklar, yeni elyafların performansının değerlendirilmesi, zincir entegrasyonu, ticarileştirme ve standart eksikliği gibi konular üzerinde duruluyor. Özellikle tekstil elyafları için karbon geçişi, bir eğitim sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Bu, bir polimerin diğerinden farklı olduğunu anlamak ve bu geçişi gerçekleştirmek için sektördeki paydaşların işbirliği yapması gerektiği anlamına geliyor. Schwab, bu bağlamda petrokimya konusuna itiraz etti ve moda endüstrisinin fosil bazlı elyaflarının büyük bir kısmını farklı bir enerji kaynağı ve kimya bileşimi olan Çin'den satın aldığını belirtti. Bu durum, endüstrinin karbon ayak izini üç katına çıkarıyor. Bu nedenle, endüstrinin daha sürdürülebilir hale gelmesi için doğru temelin atılması gerektiğini vurguladı. Carus, doğrulanabilir ve dürüst karbon iddialarının önemine dikkat çekti. Avrupa Birliği'nin ürünlerin karbon ayak izini belirleme standardı olan PEF metodolojisinin, bitkiler tarafından CO2 alımını tanımadığını belirtti. Ancak, yaşam döngüsü analizi (LCA) veritabanlarındaki güncellemeler, biyo bazlı elyafların fosil bazlı elyaflardan daha iyi olduğunu gösteriyor. Bu da, karbon geçişinin sistem düzeyinde dönüştürülmesi durumunda hızlı bir etkinin mümkün olabileceğini gösteriyor. Etkinliğin yenilenebilir karbon bölümü, sürdürülebilir moda panelleri sloganıyla sona erdi ve eğitimin önemine vurgu yaparak markalar ve tedarikçiler arasındaki işbirliği gerekliliğine dikkat çekti. Adidas'tan Tarrier, yeni elyafları anlamak için inovasyon ekibiyle birlikte çalıştığını ve hata yapma konusunda baskı altında olduklarını belirtti. Bu, sektörün yeni malzemeleri benimsemesi ve uygulaması için süregelen bir çabadır. Etkinliğin sonunda, sürdürülebilir moda panellerinin sloganı olan "Eğitim Önemlidir" vurgulanıyor. Yeni elyafların performansını takdir etmek için markalar ve tedarikçiler arasında iş birliğinin önemine vurgu yapılıyor. Bu şekilde, moda endüstrisi daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerleyebilir. Tarımsal Atık 'Tarımsal Atık' projesi, kullanılmayan doğal malzemelerin potansiyelini ortaya çıkarmak için Shahi Exports ve Shikha Shah gibi katılımcıların dikkatini çekti. Bu proje kapsamında, muz, portakal ve kenevir bitkisinin kalıntıları gibi tarımsal atıklar kullanılarak, keten benzeri kumaşlar üretildi. Bu kumaşlar, sera gazları emisyonları, mavi su tüketimi ve ötrofikasyon potansiyeli gibi etkileri olumlu yönde etkileyen performans gereksinimlerini karşıladı. Dünya genelinde pirinç kabuğu ve buğday samanı gibi tarımsal kalıntılar bol miktarda bulunmaktadır. Shahi, bu atıklardan tekstil elyafı üretmek için uygun bir model bulduklarını belirtti. Şirketin sözcüsü Gauri Sharma, "Çiftçilerin hasat sonrası kalıntılarını toplamalarına izin veriyoruz ve bu biyokütleyi pamuğa benzer bir yapıya dönüştürüyoruz" dedi. Şirket, pilot tesisin ardından endüstriyel ölçekte çalışan bir tesise geçiş yapmıştır. Bu tür çözümlerin genişletilmesi için markalarla erken işbirliği önemlidir çünkü bu, gelecekteki malzeme karışımlarının projeksiyonunu yapmayı ve hedeflere ulaşmak için doğru uzmanlığı sağlamayı sağlar. Ancak, 'tarımsal atık' mevcut geri dönüşüm standartlarına uymadığı için, Control Union ile birlikte bir Kalıntı Yönetim Standardı geliştirilmiştir. Sharma, bu standartın başlangıçta kendi kullanımları için tasarlandığını ancak endüstriye açmayı hedeflediklerini belirtti. Deri Alternatifleri Bugün incelenen pek çok malzeme genellikle tüketiciler tarafından bilinmemekte ancak deri alternatifleri farklı bir duruş sergiliyor. Desserto, Mylo, Pinatex, Vegea, Reishi, Treekind ve Mirum gibi markalar, kendilerini deri alternatifleri konusunda konumlandırıyorlar ve marka işbirliklerinde bu özelliklerini vurguluyorlar. Panelde, Ecovative'in kurucu ortağı Gavin McIntyre, şirketin miselyum ürünlerinin gelişiminden gururla bahsetti. McIntyre, ekibin bir yıl içinde gücünü üç katına çıkardığını ve miselyum yetiştirmekten bitmiş ürüne kadar olan süreçlerinin 200 kilometrelik bir yarıçap içinde gerçekleştiğini belirtti. FashionUnited ayrıca Biophilica'nın kurucusu Mira Nameth ile de görüştü. Şirket, park ve bahçe atıklarından yapılan deri benzeri malzeme olan TreeKind'i geliştirdi ve ona eşlik eden biyo bazlı bir yapıştırıcıyı da (TreeKind ile alt tabaka arasındaki yapıştırıcı) geliştirdi. TreeKind, bir aşınma testinde hayvan derisinden daha iyi sonuç verdi ve çeşitli markalarla başarılı işbirliklerine olanak sağladı. Nameth, bu malzemelerin aynı hatta daha iyi performans gösterdiğini kanıtlamak istediklerini belirtti ve Avrupa'da yapılan denemelerin ardından bu yıl Asya pazarına açılacaklarını söyledi. Fashion for Good'un ortağı PVH da deri alternatiflerine yatırım yapan şirketler arasında yer alıyor. Ürün inovasyon müdürü Margherita Guaschino, üreticilerin yeni malzemelerle çalışmaya biraz isteksiz olduklarını itiraf etti. Nameth ise markalarla işbirliğinin bu nedenle önemli olduğunu savundu ve gereksinimleri ve öğrenilen dersleri yakalamak için işbirliğinin kritik olduğunu vurguladı. Guaschino ayrıca, bir malzemenin biyolojik olarak parçalanabilir olması gibi iddiaları destekleyebilecek standartların ve sertifikaların uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. "Aksi takdirde malzemeler ticari çözüm olarak değerlendirilemez" diye ekledi. Geri Dönüşüm Geri dönüşüm, geleceğin malzeme döngüsünü şekillendirme potansiyeline sahip önemli bir faktördür. Köklü markalar olan Gap, Inditex (Ambercyle) ve H&M (Syre) gibi şirketler ile yenilikçiler arasındaki işbirlikleri, kimya ve makine mühendisliği alanında hem yeni kurulan şirketlerden hem de köklü şirketlerden ivme kazandığını göstermektedir. Inovasyon direktörü Priyanka Khanna, "Geri dönüşüm kapasitesinin ortaya çıktığını" belirterek, "şu anda sektörde bu tür girişimlere ihtiyacımız var" dedi. "Hammadde yarışı" teriminden bahsetti ve yüksek kaliteli, geri dönüştürülebilir malzemeler için rekabetin ve "uyumlu" atık akışlarının geri dönüşümcülere sağlanması gerektiğini vurguladı. İlk aşamada odak noktası tüketici öncesi atıklar üzerinde olacak olsa da, 2030'dan sonra talebi karşılamak ve sektörün karbon ve atık sorunlarını çözmek için tüketici sonrası geri dönüşümün hızla artması gerekecektir. Fashion for Good'un Sempozyumu, tekstil atıklarını "yeni pamuğa" dönüştüren Infinited Fiber Company'nin teknolojisi ile ilgili Yeni Pamuk Projesi'nin sonuna denk geldi. CCO Kirsi Roine, şirketlerin geri dönüşümcülerin bir canavar yaratmadığını, aksine geri dönüşümde çok fazla esneklik olduğunu anlamaları gerektiğini belirtti. Bu nedenle sadece sürdürülebilirlik departmanlarıyla değil, aynı zamanda inovasyon, satın alma ve satış departmanlarıyla da işbirliği yapılması gerektiğini vurguladı. Roine, markaların erken aşamada geri dönüşümcülerle iletişime geçmelerini tavsiye etti, böylece geri dönüşüm sistemlerinin genişledikçe iyi bir şekilde entegre olabileceğini söyledi. 'Hiper ölçekli' geri dönüşüm şirketi Syre'ın piyasaya sürülmesi, bu tür bir erken işbirliği stratejisinin potansiyelini göstermektedir: H&M Grubu, bu yedi yıllık ortaklık sayesinde tekstilden tekstile geri dönüşümün yönünü kendi isteğine göre değiştirebilir. CuRe Teknolojisinin CTO'su Marco Brons, pek çok markanın geri dönüşüm yarışına hazır olmadığını gördüğünü belirtti. "Doğrusal sistem artık geçerli değil. Bir marka olarak, geri dönüşümcüler için zincirinizde rahatsız edici bir malzeme varsa, kısa sürede yeni bir ürün ortaya koymalısınız" dedi. Bu nedenle CuRe, malzemelerin kimyasal bileşimini araştırmak ve ürünlerin tam olarak nasıl geri dönüştürülebileceğini belirlemek için Adidas gibi şirketlerle işbirliği yapıyor. Sürdürülebilir Finans Sürdürülebilir yenilikçiler için sermaye toplama süreci zorlu bir dönemden geçiyor. Renewcell'in iflası ve deri alternatifi Mylo'nun üretiminin durması, formülün kanıtlanmasından sonra bile finansal risklerin varlığına işaret ediyor. Sempozyum sırasında Canopy danışmanı Valerie Langer, odadaki fili göstermeden önce dikkat çekti: Altyapıya kim yatırım yapıyor? Risk sermayesi yatırımcıları genellikle yüksek riski tercih ederler ancak hızlı sonuçlar beklerler. Hisse senedi yatırımcıları ise daha uzun vadeli bir perspektife sahiptir ancak riskten kaçınırlar. Altyapı yenilikleri, bu rahatsız edici durumun ortasında yer alıyor. Sabırlı ve risk almayı göze alan yatırımcıların eksikliği, Renewcell'in iflasında temel bir faktördü. Langer, daha sonra FashionUnited'a verdiği demeçte, bu soruna çözüm olarak ortak girişimlerin, örneğin Syre gibi, önemli olduğunu belirtti: "Eğer 'Bu teknolojide yeterince bilgim yok. Yanıma gelin ve benim için inşa edin' diyebilecek, cebi dolu köklü bir ortak bulun." Rejenerasyon.VC ortağı Martijn Cardozo, yatırımcılar için ölçeklenebilirliğin önemini vurguladı; bu, Renewcell örneğinden alınan bir başka ders oldu. Sürdürülebilir "karbon siyahı" üreticisi Nature Coatings'e yapılan yatırımdan övgüyle bahsetti. "Çevremizdeki her şeyin siyah olduğu ve şu anda kirletici olan her şeyin potansiyel bir pazar olduğu büyük bir potansiyel var" dedi. Cardozo, en büyük fırsatın anlık yeniliklerde olduğunu belirtti. "Startup'ınızı değer zincirine entegre edin ve onun bir vitamin değil, markalar için bir ağrı kesici olduğundan emin olun. Mevcut dağıtım kanallarından yararlanın ve büyüdükçe ve daha fazla sermayeye ihtiyaç duydukça riski aktif olarak azaltın." Moda endüstrisini daha sürdürülebilir hale getirmek her zamanki gibi bir zorluk, ancak güven konusunda büyük adımlar atılıyor.
- Kopenhag Moda Haftası'nın Sürdürülebilirlik Standartlarındaki Güncellemeler: Katılımcı Markalar İçin Neler Değişecek?
Kopenhag Moda Haftası (CPHFW), ilk sürdürülebilirlik gereksinimlerinin revizyonlarını yayınladı ve bu, katılımcı markalar için önemli değişiklikler getiriyor. 2020'de, Kopenhag Moda Haftası, Danimarkalı danışmanlık şirketleri Rambøll ve In Futurum ile Danimarka endüstri derneği Dansk Moda ve Tekstil işbirliğiyle kendi sürdürülebilirlik gereksinimlerini oluşturmuştu. Bu gereksinimler, stratejik yönetimden tasarıma, malzeme seçimlerinden çalışma koşullarına kadar geniş bir yelpazede etki ve zorluk seviyelerini dikkate alan bir puanlama sistemine dayanıyordu. O zamandan bu yana, sektördeki gelişmeler ve geçen yıldan elde edilen deneyimlerle birlikte değişen AB politika ortamı da göz önüne alınarak, Kopenhag Moda Haftası, sürdürülebilirlik gereksinimlerinin ilk revizyonunu gerçekleştirdi. Bu revizyonlar, mevcut çerçevenin yerini alacak bir dizi önemli güncellemeyi içeriyor. Organizatörler, Pazartesi günü yaptıkları basın açıklamasında, "Güncellenen Sürdürülebilirlik Gereksinimleri'nin, Ocak 2025'te resmi gösteri ve sunum programına katılan markalar için yeni zorunlu kabul kriterleri olacağını" belirttiler. CPHFW CEO'su Cecilie Thorsmark, " Güncellemelerle, yalnızca programımızdaki markalar için çıtayı yükseltmekle kalmıyoruz, aynı zamanda sektördeki gelişmeleri ve öğrendiklerinin yanı sıra yaklaşan AB politika ortamını da yansıtıyoruz " dedi. Bu değişiklikler, markaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları için daha fazla yönlendirme ve teşvik sağlayarak moda endüstrisindeki sürdürülebilirlik çabalarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu Değişiklikler Markalar İçin Ne Anlama Geliyor? Kopenhag Moda Haftası, Ocak 2025'ten itibaren yalnızca yeni güncellemelere uyum sağlayan markaları defile ve sunum programına kabul edeceğini duyurdu. Bu güncellemeler, üç yeni minimum standart eklenmesini ve birçok mevcut standartın taahhüt aşamasından uygulama aşamasına geçerken daha yüksek bir çıtaya ulaşmasını içeriyor. Ayrıca, sosyal sürdürülebilirliğe odaklanan 31 ek eylem de programda yer alacak. Bu detaylar neleri içeriyor? Akıllı malzeme seçimleri minimum standart olarak korunurken, tasarım ve çalışma koşullarıyla ilgili iki yeni minimum standart eklenmiş. İlk olarak, markaların ürünlerinde döngüsel tasarım ilkelerini uygulamalarını gerektiren onarılabilirlik (repairability), geri dönüştürülebilirlik (recyclability) , artırılabilir kalite (upgradability) ve yeniden kullanılabilirlik (reusability) gibi kriterler belirlenmiştir. İkincisi ise, satın alma uygulamalarıyla zarara katkıda bulunmayı önlemek için kontrol tedbirlerinin uygulanmasını gerektirmektedir. Hangi Asgari Standartlar Ayarlandı? Tüketici katılımı ve podyum sunumlarıyla ilgili asgari standartlarda minimum değişiklikler yapıldı. Defile sunumları açısından markaların, model seçiminde çeşitliliği ve kapsayıcılığı açık bir şekilde dikkate almak yerine, artık Danimarka Moda Etiği Şartına bağlılıklarını teyit etmeleri ve düzenlemelerine uymaları gerekiyor. Tüketici katılımıyla ilgili olarak minimum standartlarda üç değişiklik yapıldı: İlk olarak markalar, mağaza içi ve çevrimiçi müşteri hizmetleri personelinin sürdürülebilirlik stratejileri hakkında iyi bilgi sahibi olmasını sağlamalı ve artık eğitim programlarının ve/veya eğitim materyallerinin uygulanmasına ağırlık vermeliler. İkinci olarak, markaların sürdürülebilirlik uygulamalarını "çoklu platformlarda" duyurma zorunluluğu "en az iki platform" olarak değiştirilerek daha esnek bir yaklaşım sağlandı. Son olarak AB politikalarına ilişkin olarak tek kullanımlık plastik ambalajlara ilişkin dil değişikliği yaşandı. “Mağazalarda veya online siparişlerde tek kullanımlık plastik ambalaj kullanmıyoruz; geri dönüştürülebilir, geri dönüştürülmüş veya yeniden kullanılabilir alternatifler sunuyoruz” vaadi yerine, markalar artık “mağazada ve/veya online siparişlerde plastikten, AB'nin tek kullanımlık plastik ürünlere ilişkin tavsiyeleri.” uyumlu hale getirmeleri teşvik ediliyor. Hangi Asgari Standartlar Taahhütten Eyleme Geçti? Dört asgari standart, taahhüt düzeyinden net eylem noktalarına taşındı: Stratejik yön, tasarım, çalışma koşulları ve gösteri kategorileri dahilinde net eylem noktalarına geçiş yaptı. Bu Ne Anlama Geliyor? Gösteriler(shows): Daha önce markaların sıfır atık set tasarımına uyması ve gösteri prodüksiyonu yapması gerekiyordu. Artık hem gösteri hem de sahne arkası prodüksiyonları için tek kullanımlık aksesuarlar kullanmaktan kaçınmaları gerekiyor. Bunun yerine markalar kiralama seçeneklerini tercih etmeye ve aksesuarlar için uzun vadeli ikinci hayatlar bulmaya teşvik ediliyor. Ek olarak, markaların vitrinlerinde tek kullanımlık plastik ambalajlardan kaçınmaları ve atıkların Danimarka gerekliliklerine göre ayrıştırılması konusunda taahhütte bulunulması isteniyor. Stratejik Yön: Markalar artık hem çevresel hem de sosyal hususları kapsayan resmi olarak onaylanmış bir sürdürülebilirlik stratejisine sahip olmak zorunda. Bu, özellikle yönetim pozisyonlarında çeşitliliği ve eşitliği teşvik edecek somut yönergeler ve yapılar gerektiriyor. Tasarım: Markaların artık ürünlerinin kalitesini ve uzun ömürlülüğünü garanti altına almak için somut kriterler oluşturması ve bu değeri müşterilere açıkça aktarması gerekiyor. Çalışma Koşulları: Markaların uluslararası kural ve standartlara uygun davranış kurallarına sahip olması gerekmekte. Uyumluluğu sağlamak için potansiyel olarak öz değerlendirmeler, üçüncü taraf denetimleri veya eğitim programları aracılığıyla tedarikçilerle işbirliği yapmaları gerekmekte. Ayrıca çıta üç asgari standartta yükseltildi: Stratejik Yön: Markalardan artık sadece satılmayan kıyafetleri ve numuneleri imha etmekten kaçınmaları değil, aynı zamanda kalan malzemeler için de sürdürülebilir süreçlere sahip olmaları bekleniyor. Vitrin ve Defilelerde: Muğlak ifade olan "Gösterimizde karbon ayak izini dengeledik" ifadesi, "CPHFW'nin iklim ortağı tavsiyelerine dayanarak vitrinimiz için emisyon azaltma faaliyetleri yürütüyoruz" ifadesi kullanılacak. Akıllı Malzeme Seçimleri: Markalar, koleksiyonlarının en az %60'ının sertifikalı, tercih edilen malzemelerden veya ölü stok kumaştan (önceki %50'den) oluşmasını sağlamalıdır. Özellikle yeni nesil sürdürülebilir malzemelere ve ileri dönüştürülmüş/geri dönüştürülmüş malzemelere yapılan atıflar muhtemelen hala çok fazla gri alan olduğu için kaldırıldı. Ayrıca, sürdürülebilirliğe yönelik kapsamlı bir yaklaşımın göstergesi olarak, kısıtlanmış maddeler ve kürk kullanımına ilişkin ek gereklilikler de getirildi. Bu revizyonlar, Kopenhag Moda Haftası'nın moda endüstrisinde kapsamlı bir değişime öncülük etme, gelişen sürdürülebilirlik standartları ve düzenlemelerine uyum sağlama ve markaları sürdürülebilirliğe yönelik daha proaktif önlemleri benimsemeye zorlama konusundaki kararlılığını gösteriyor. Kaynak: https://ww.fashionnetwork.com/news/Copenhagen-fashion-week-toughens-up-sustainability-rules,1618843.html
- Büyük Moda Markaları ve Perakendeciler Suyla İlgili Artan Risklerle Karşı Karşıya
Planet Tracker tarafından hazırlanan rapor, aralarında Adidas, Gap, H&M, Inditex, Levi Strauss, Nike, PVH Corp, Ralph Lauren ve VF Corp'un da bulunduğu büyük moda markalarının ve perakendecilerin karşı karşıya olduğu su ile ilgili önemli riskleri ortaya çıkardı. Rapora göre, bu şirketlerin üretim bölgelerindeki su risklerini yönetmeleri ve sürdürülebilirlik için su riski yönetimine öncelik vermeleri gerekiyor. Doğrudan operasyonlar asgari düzeyde etkilenmiş gibi görünse de rapor, dolaylı etkilerin önemli tehditler oluşturabileceği konusunda uyarıyor. Su kıtlığı, mevzuat değişiklikleri ve itibarın zarar görmesi nedeniyle operasyonları ve tedarik zincirlerini tehlikeye atan su ile ilgili üç ana risk sınıfını (fiziksel, düzenleyici ve itibar) net bir şekilde tanımlamakta. Özellikle Kuzey Amerika merkezli markaların, artan su stresiyle karşı karşıya olduğu vurgulanarak, stratejik su risklerini azaltma ihtiyacının aciliyeti belirtiliyor. Planet Tracker Kıdemli Yatırım Analisti Richard Wielechowski, hazır giyim şirketlerinin bu riskleri azaltmak ve uzun vadeli sürdürülebilirliği artırmak için kapsamlı planlar geliştirmesi zorunluluğunun altını çiziyor. Su kaynaklarına ilişkin sorunlar nedeniyle hazır giyim markalarının operasyonel karlarında potansiyel düşüşler göz önüne alındığında, finansal sonuçların kritik bir öneme sahip olduğu belirtiliyor. Bu nedenle suyla ilgili kesintilerin markaların karını olumsuz etkileyebileceği vurgulanıyor Su Kesintileri Markaların Karını Olumsuz Etkileyebilir Wielechowski, tutarlı ve karşılaştırılabilir verilerin eksikliğini kabul ederek, bu açığı gidermek ve su riskini azaltmak için yatırımcıların aktif katılımını savunuyor Rapor, üretim bölgelerinde su sıkıntısının artacağı tahminlerinin olduğunu vurgulayarak, hazır giyim şirketlerinin su kullanımı ve risklerini şeffaf bir şekilde açıklamalarının gerekliliğini belirtiyor. Finans kurumlarının suyla ilgili riskleri yatırım kararlarına dahil etmeleri, şirketlerle işbirliği yaparak su kullanımını açıklamalarını ve Bilime Dayalı Hedefler gibi su azaltım stratejilerini uygulamalarını teşvik ediyor. Planet Tracker'ın yenilikçi kontrol paneli, yaklaşık 800 markaya ilişkin kapsamlı bir coğrafi genel bakış sunarak bölgesel ve kurumsal düzeyde su stresi yoğunluğunu ve projeksiyonlarını ayrıntılı bir şekilde anlamayı kolaylaştırıyor. Bu da tekstil değer zincirindeki paydaşlara değerli bilgiler sunuyor. Raporun tamamını okumak için https://planet-tracker.org/ripple-effects/ adresini ziyaret edin.
- Kiğılı ile Otizm Farkındalığını Artırmayı Hedefleyen Tişörtler
Kiğılı ve SOBE Vakfı işbirliğinden doğan Sevgiyle Renklenen Kalpler projesi otizm farkındalığını artırmayı hedefliyor. Türkiye'nin önde gelen erkek giyim markası Kiğılı, otizm spektrum bozukluğu olan bireyler için kapsamlı çalışmalar yapan SOBE Vakfı ile iş birliği yaparak toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmeye devam ediyor. Günümüzde her 36 çocuktan biri, otizm riskiyle dünyaya geliyor. Bu durum, otizm spektrum bozukluğu olan bireyler için daha kapsayıcı ve destekleyici bir ortamın oluşturulmasını önemli hale getiriyor. Bu bağlamda, Kiğılı Türkiye'nin en büyük otizm merkezi olan SOBE Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı ile yeni bir iş birliği gerçekleştiriyor. Bu iş birliği çerçevesinde otizmli çocuklar, Kiğılı markalı beyaz tişörtlere kendi renklerini ve dünyalarını aktararak yaratıcılıklarını dış dünyayla paylaştılar. Çocukların renkli tişörtleri www.kigili.com üzerinden satışa sunularak elde edilecek gelir, SOBE Vakfı'na bağışlanacak. Bu gelirle daha fazla otizmli çocuğun eğitimine destek sağlanacak, onların hayallerini gerçekleştirmelerine, sosyal hayata entegre olmalarına ve üretken, yaratıcı bireyler olmaları için çaba gösterilecek. SOBE Vakfı’nı ziyaret eden Kiğılı CEO’su Sena Suerdem ve Kiğılı Pazarlama Direktörü İlkay Keleş Vakıf yöneticileri ile tanışarak, otizmli çocukların ve ailelerinin ihtiyaçları ve karşılaştıkları zorluklar hakkında derinlemesine bilgi sahibi oldular. SOBE Vakfı ile iş birliği yapmaktan çok mutlu olduklarını belirten Kiğılı CEO’su Sena Suerdem: “Türkiye’nin öncü erkek giyim moda perakende markası olarak gerçek başarının yalnızca finansal sonuçlarda değil aynı zamanda başkalarının hayatlarında anlamlı bir fark yaratmakta olduğuna inanıyoruz. Kurumsal sosyal sorumluluğun gücünün ve topluma katkı sağlamanın öneminin bilincindeyiz. Otizmli çocuklar hayallerini “Sevgiyle Renklenen Kalpler” tişörtlerine yansıttılar. Bu proje ile otizm konusundaki farkındalığı artırmayı ve Sobe Vakfı’nın çalışmalarını daha geniş kitlelere aktarmayı amaçlıyoruz. Çocukların hayatlarını güzelleştirirken daha kapsayıcı bir toplum oluşmasına da katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Kiğılı “Sevgiyle Renklenen Kalpler” tişörtleri ile farkındalığı arttırmaya herkesi davet ediyoruz. Gelin, hep birlikte onların ve ailelerinin hayallerinin gerçekleşmesine katkı sağlayalım” dedi. Kiğılı ve SOBE Vakfı, herkesi bu anlamlı amaç için el ele vermeye davet ediyor. Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların boyadığı Kiğılı marka tişörtleri satın almak ve SOBE Vakfı’na katkı sağlamak için https://www.kigili.com/sosyal-sorumluluk/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.












